'Ramazan' Allah (cc)'ın İsimlerinden midir?
Bildiğiniz gibi, “Allah” dendiği zaman aklımıza üç veya dört mesele gelir:
1- Allah’ın Zât’ı,
2-Allah’ın sıfatları,
3-Allah’ın şe’ni,
4-Allah’ın isimleri.
Allah’ın isimleri de kendi içinde:
a) Allah ism-i hassı, yani ism-i Zâtî,
b) İsm-i A’zamlar,
c) Esma-ül Hüsna’ki Kur’an’da geçen isimleridir,
d) Esma-i ilâhiye’dir ki Kur’an’da geçmeyen, diğer semavî kitap ve suhuflarda geçen isimlerdir,
e) Cenab-ı Hakkın hiçbir Peygambere bildirmediği, hatta Efendimiz Hz. Muhammed’de (sas) bildirmediği, kendi zatında kenz olarak sakladığı, tecelliyâtını (veya temessülâtını!) ancak Cennette görebileceğimiz Allah isimleri vardır.
Allah’ı şöyle tarif etmişlerdir: ''Allah (cc), esmasıyla malum, sıfatlarıyla muhat, Zâtî ile mevcud-u meçhul olan bir Zât-ı Ecell-i A’lâ’dır.''/b]
Demek ki Allah’ın Zatı var. Sıfatları var. İsimleri vardır.
Ve lillâhi meselü’l A’lâ; Benim zatım var, Zatıma bağlı kabiliyetlerim var, Kabiliyetimden fiillerim, fiillerimden de bir kısım sanatlar meydana geliyor. Sanatların çeşitlerine göre bana bazı isimler veriliyor. İyi yazı yazınca Kâtip veya Hattat, iyi bir heykel yapınca Heykeltıraş (vs.) gibi…
İşte bunun gibi (misaller Allah içindir.) Allah’ın zatı var, mevcud-u meçhuldür. Bizdeki kabiliyetler mesabesinde sıfatları var. O bizler için hayret ve şaşkınlık makamıdır. Biz, bizdeki kabiliyetleri kullandığımız zaman bazı fiillerimiz meydana geldiği gibi Allah’ın sıfatlarından da “şe’n-ilâhî” veya “Şuunât-ı İlâhiye” meydana gelir. Fiillerimizin sonunda meydana gelen sanatlar ve o sanatlara göre isimler meydana geldiği gibi, Şuunât-ı İlahiyenin tecellisinden de âlemde sanatlı varlıklar meydana gelir. O sanatlara göre de Allah’a isimler verilir. Bizden bir farkı var ki, Allah kendi isimlerini kendisine kendi verir. Allah Kur’an’ın da isimleriyle kendisini bize tanıtır. Zatı bizler için mevcud-u meçhuldür.
Kur’an-ı Kerim’de geçen Allah’ın isimleri Allah’ın Efendimize bildirdiği isimleri içindeki güzel isimleridir. A’raf, 180, İsra, 110, Taha, 8, Haşr, 24 ayetlerinde El Esma-ül Hüsna, ifadeleri vardır.
En güzel isimler manasındaki “Esma-ül Hüsna” ifadesi, dînî literatürde bilhassa Allah’ü Teâlânın isimleri için kullanılır. Bu isimlerin bazıları, zât, bazıları da sıfat ismidir. Allah ismi bunların hepsini toplayan zat ismi, diğerleri sıfat ismidir. Rahman, sıfat ismi olmakla beraber, Allah’tan başkasına verilmeyen hususî bir isimdir.
[b]Sıfatlar, zâtiye, fiiliyye ve maneviye olmak üzere üç kısma ayrılır. Zâtî sıfatlar, Allah’ın zatından ayrılmayan sıfatlardır ve iki kısma ayrılır:
1-Sıfat-ı Selbiyye,
2-Sıfat-ı Sûbutiyye’dir.
Netice itibariyle Allah’ın Zâtı bir, esma-ül hüsnâsı çoktur.
İbn-ü Kesir tefsirinde demiştir ki: “Esma-ül hüsnâ” nın doksan dokuzla sınırlı olmadığına Ahmed b. Hanbel’in “Müsned”inde senediyle Abdullah b. Mesud’dan (ra) rivayet ettiği hadiste delâlet etmektedir.1
Abdullah b. Mesud dedi ki;
“Resulûllah buyurdu ki; ‘Herhangi bir Müslüman bir merak veya üzüntüye düşer de, Allah’ım ben Sen’in kulunum, kulunun ve cariyenin oğluyum. Perçemim senin elinde (kudretinde)dir. Sen’in hükmün geçerlidir… Sen’in hükmün geçerlidir, hakkımdaki kaza’n adalettir. Sen’in kendine isim verdiğin veya kitabında indirdiğin yahut yarattıklarından birine bildirdiğin veya katında gayb ilminde kendine tahsis ettiğin bir isimle Sen’den dilerim ki Kur’an’ı kalbimin baharı, üzüntümün cilâsı, keder ve tasamın giderilmesi için vesile kılasın derse, herhalde Allah teâlâ onun merakını giderir, üzüntüsünün yerine ferahlık verir.’ Bunun üzerine (orda bulunanlar) dediler ki; ‘Yâ Rasûlullah! Bu kelimeleri öğrenelim mi?’ Resulûllah da, ‘Evet bunları işiten her kimsenin öğrenmesi gerekir’.”2
Yine İmam-ı Beyhâkî muttasıl bir senetle Hz. Aişe (ra) den şöyle bir rivayet nakletmiştir: Hz. Aişe Peygamber’e (sas) “Yâ Resulûllah! Allah-ü Teâlâ’nın kendisine dua edildiği zaman kabul buyurduğu ismini bana öğret” demişti. Resulûllah da, ona, “Kalk abdest al, mescide gir, iki rekât namaz kıl, sonrada dua et ben dinleyim.“ buyurdu. O da öyle yaptı, sonra dua için oturduğunda, Hz. Peygamber (sas), “Allah’ım onu muvaffak kıl, “ dedi. Hz. Aişe de şöyle dua etti: “Ey Allah’ım bildiğimiz ve bilmediğimiz güzel isimlerin hepsiyle ve bir kimsenin kendisiyle sana dua ettiği zaman hoşlandığın ve yine kendisiyle istediği vakit verdiğin en yüce isimle Sen’den istiyorum.”3
Bu hadislerdeki dualardan anlaşılıyor ki, Allah-ü Teâlânın kitabında zikretmediği ve hiçbir kimseye, hatta Efendimiz’e (sas) de bildirmediği, gayb ilminde yalnız kendisinin bildiği isimleri vardır.
İşte bu isimlerden bir tanesi Allah’ın Efendimiz’e (sas) bildirdiği isim “Ramazan” ismi olabilir. Olabilir ki; Mücâhid’den gelen bir rivayette, “Ramazan” Allah’ın isimlerinden bir isimdir. Ramazan ayı demek “Allah’ın ayı” demektir.
Beyhâkî’nin zayıf dediği, Buhârî, Müslim, Ebu Dâvud ve İbn-i Mâce’nin rivâyet ettikleri bir hadîs-i şerîf şöyledir: “Ramazan geldi, Ramazan gitti demeyiniz. Ramazan ayı geldi, Ramazan ayı gitti deyiniz. Çünkü ramazan Allah’ın isimlerinden bir isimdir.”4
O’nun için Kur’an’da da Ramazan denmemiştir. “Şehr-ü Ramazan”5 ifadesini kullanılmıştır.
“Ramazan” ismi Allah’ın isimlerinden bir isim ise, acaba Allah bu aya niçin kendi ismini vermiş olabilir?
Kısaca;
a) Diğer aylarda Cenab-ı Hak, esmasıyla tecelli etmesine karşılık, bu ayda zati olarak tecelli ettiğinden, edeceğinden olabilir.
b)Allah’ın Zatına bir mir’at-ı mücellâ olan Hz. Muhammed’in (sas) bu ayda risalet vazifesiyle tavzif edilmiş olması olabilir. Allah’ın Rahmaniyet ve Rahimiyetinin yeryüzünde timsal-i münevveri6 olan âlemlere rahmet olarak gönderilmesi bu Rahmet ayında gelmesi, bu ayın Allah’ın ismi olan “Ramazan” isminin verilmesine sebebiyet verebilir.
c) Her ismin en a’zam mertebesinden gelen Kur’an-ı Kerimin bu ayda nazil olmaya başlaması da7 bu aya Allah’ın isminin verilmesine bâdî olabilir.
Necdet İÇEL
Kaynaklar:
1- İbn-i Kesîr, Tefsîr-ul Kur'ani'l-Azîm, C:2, Shf:269
2- Ahmed b. Hanbel, Müsned, C:1, shf:391, 452
3- El-Hindi, Kenz-ül Ummal, C:2, shf:3783
4- Buhârî, İman; 28, leyletül kadi; 1, savm; 6; Müslim, Sıyam: 204, Müsafirin: 175; Ebu Dâvud, Ramazan:1, Savm: 57; İbn-i Mace; İkame: 173, Siyam: C: 2, shf: 334
5- Bakara: 185
6- Tevbe: 128
7- Bakara:185Bu haber 31/07/2011 tarihinde eklenmiştir.