Günün Sözü: *Ağır sözler, ağır özlerden çıkar.
Sitede şu an 24 kişi var. Toplamda 3,497,477 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
ARAMA:


Velînin himmeti ve tasarrufu

Mesnevi-i Nuriye’nin Şule bölümünde “Velilerin himmetleri, imdatları, manevi fiilleriyle feyiz vermeleri hali veya fiili bir duadır.” kısmında anlatılmak istenen nedir?

Değerli kardeşim,

İslam dünyası ve ulema arasında velilerin himmetleri, manevi tasarrufları var mıdır yok mudur hususlarında çok ciddi ihtilaflar ve münakaşalar olmuştur. Genelde ehl-i sünnet vel cemaatın hem itikad hem ameli mezhepleri velayeti, velayetin tasarrufunu ve diğer mü’minler üzerindeki himmetini kabul ederler. (Cürcani, Ta’rifat, shf: 78; Aliyyul Kari, Şerh-u Mişkatil Mesabih, c: 5, shf: 485)Fakat daha çok modernistler diye ifade ettiğimiz müsteşrik kafalı ve pek çoğu itibariyle Vehhabi meyilli olan kimseler de, velayeti, kerameti, velinin tasarruf ve himmetlerini kabul etmezler, hatta kabul edenleri şirk ve küfürle tekfir ederler.

Velinin manevi tasarrufunu ve himmetini kabul etmeyerek tekfirde bulunanlar, daha çok “Her şeyi yaratan Allah’tır. İnsanlar kendileri böyle bir tasarruf yapamazlar” noktasıyla meseleyi ele alıp kabul etmemekte ve kabul edenleri şirkle itham etmekte ve ifrata düşmektedirler.

Velinin kerametini, manevi tasarruf ve himmetini kabul eden bazıları da, eğer bunu Allah’ın yaratmasına vermeden izah ederlerse, bunlar da sırat-ı müstakimden sapmış ve tefrite düşmüşlerdir.

Üstad hazretleri ise sizin sorduğunuz bu yerde çok önemli hususlara dikkat çekmektedir. Önce Üstad’ın sözünü aynen alalım;

“İ'lem eyyühe'l-aziz! Velilerin himmetleri, imdatları, manevi fiilleriyle feyiz vermeleri hali veya fiili bir duadır. Hadi, Muğis, Muin, ancak Allah'tır. Fakat insanda öyle bir latife, öyle bir halet vardır ki, o latife lisanıyla her ne sual edilirse -velev ki fasık da olsun- Cenab-ı Hak o latifeye hürmeten o matlubu yerine getirir. O latife pek uzaktan bana göründü ise de, teşhis edemedim.”

Üstad hazretleri burada velayetin kerametini himmet ve manevi tasarruflarını kabul etmekle beraber bu fiilleri, o velilerin şahıslarına verme tefritine düşmüyor veya tamamen inkar etmek suretiyle de ifrata gitmiyor.

Velilerin manevi tasarrufları ve himmetleri de, manevi olarak feyiz vermeleri de bizler için onların halleriyle yaşantılarıyla ve fiilleriyle bize yaptıkları bir dua olarak ifade ediyor. Ancak onların o fillerini yaratan, fiili dualarının neticesinde “insanlara hidayet veren, medet eden ve yardımcı olan Hz. Allah’tır” ifadesiyle ifrattan ve tefritten kurtulup sırat-ı müstakimi ifade ve ilan ediyor.

Ben nasıl insanların imanı için fiilen çalışıyorum ve çalışmamın neticesinde kişi iman ediyor, onun imanını yaratan ben değilim Allah’tır. Benim çalışmam ise onun imanı için fiili bir duadan ibarettir. Siz misalleri çoğaltabilirsiniz. İşte bunun gibi velilerin himmetleri, imdatları ve manevi feyizleri de kendilerinden değil Allah’tandır ve bizler için manevi ve fiili bir duadır. Neticede kullar üzerindeki tesirleri, feyizleri ve icraatı yaratan Hâdi, Muğîs, Muîn olan Allah’tır.

Üstad bu hususa dikkat çektikten sonra, insanlardaki duyguların da inkişaf etmiş haliyle, fiili bir dua yerine geçip bazı isteklerinin Allah tarafından karşılanabileceğine de dikkat çekiyor ve kendisindeki farklı farklı inkişaf eden duygulardan, ismini de bulup koyamadığı bir duyguya dikkatimizi çekmektedir.

Sorduğunuz için teşekkür eder, feyzinizin artmasını dilerim.

Necdet İçel

Bu yazı 21/02/2012 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 267 kişi tarafından okunmuştur.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Tweet Tweet