Vehbi EGE
VEHBİ EGE
(D. TARİHİ : 24.02.1970 - Ö.TARİHİ: 02.10.2004)
Sakarya -Karasu ÖSS Şubesi Müdürü Hayatı:
Vehbi Ege Manisa ili nüfusuna kayıtlı Merkez Maldan Köyü doğumludur. Ege ailesinin 2 kız 2 erkek 4 çocuğundan birisidir. Kendisi evli olup 2 kız çocuğu vardır. Sevdenur 6, Zehranur 3 yaşındadır. Eşi kızlarıyla birlikte İstanbul'da oturmaktadır.
Vehbi Ege Manisa'da (Sakarya) Ahmet Tütüncüoğlu İlkokulu'nu bitirdi. Ortaokulu İmam Hatip Lisesi orta kısmında bitirdi. Lise öğrenimi için Manisa Lisesine geçti. 1990 yılında Manisa Lisesi'nden mezun oldu. Yüksek Öğrenimini Elazığ Fırat Üniversitesi Matematik Öğretmenliği Bölümü'nden mezun oldu. Askerliğini 2000 yılında Çanakkale'de 116 Jandarma Er Eğitim Tabur Komutanlığı'nda yaptı.
BABASI AHMET EGE ANLATIYOR:
Oğlum Vehbi'nin çocukluk yıllarından vefat anına kadar hayatı dolu dolu en iyi şekilde geçmiştir. İmam Hatip Lisesi'nde okuduğu yıllarda bile tatillerini en iyi şekilde değerlendirmiş, yaz tatillerinde Kestane Pazarı Kuran Kursu ve İmam hatip yurdunda Hatay tarafında kalmıştır. Orada hafızlık yapacak olan öğrenciler seçilirdi. Manisa'da okuduğu yıllarda Ortaokul ve lisede devamlı teşekkür almış, başarılı bir öğrencidir
Elazığlıların Sıcak İlgisi
Liseden mezun olup Elazığ'a gittiği yıl onu hiç bilmediği insanlar garajda karşılayıp, öğrenciler için uygun yurt olduğunu söyleyerek, bir hafta misafir ederler. Bu onu çok memnun eder. Anadolu'da böyle iyi insanların olduğu öğrenciler için güzel yurtların hazırlandığı, kendisinin bundan çok memnun olduğunu anlattı. Elazığlıları çok sevdi.
Matematik Öğretmenliği Bölümü'nden mezun olduktan sonra Diyarbakır'da göreve başladı. Çeşitli şirket ve dershanelerde çalıştı. Öğretmenlik ve müdürlük yaptı.

Kayın Pederinden Ne İstedi?
Diyarbakır'a nişan ve düğün hazırlıklıkları için gitmiştik. Bize 10 Öğretmen arkadaşı katıldı. Dünürlere kız evine gittik. Çaylar içildi, sohbetler yapıldı. Esprili, şakalı konuşmalar oldu. Ben de kızı istemiş oldum. Çok olgunluk gösterdiler, kızı verdiler. Şerbetleri içtik, yüzükleri taktık. Kayınpederi ile aralarına şu konuşma geçti:
Vehbi bey kayınpederine:
-Ben size baba diyebilecek miyim ? dedi.
Kayınpederi:
-'Evet diyebilirsin' dedi.
- 'Bir isteğim daha var' dedi Vehbi Bey:
- 'Baba Üç öğrenci bursuna ihtiyacımız var. Siz bulabilir misiniz ?' dedi.
Kayınpederi:
-Tamam 3 burs bulacağım dedi.
Ben de kendi oğlum Vehbi'nin böyle bir günde bile burs istemesine onun öğrencilerin okutulmasına ne kadar önem verdiğini dava düşüncesini ve şuurunu anlamış oldum. Evlenirken bile burs isteme şuuru burs verilecek kişi için bunu ne kadar önemli olduğunu anladım.
Çalıştığı Yerler
Üniversiteden mezun olduktan sonra Diyarbakır, Ergani, Bozöyük, Sakarya, Karasu'da çalıştı. Sakarya'dan Karasu ilçesine dönüşte yolda trafik kazasında 02.10.2004 tarihinde şehit oldu. Arabada üç kişi vardır. Tahir, Bilal, Vehbi.
Babanın Gördüğü Rüya
Kaza gününden bir gün önceydi. 1 Ekim 2004. Gece rüyamda Vehbi araba ile üç kişi olarak karşıdan geliyorlar. Araba sert ve katı bir zemine vurdu. Geri itildi gibi oldu, camları kırıldı. Ben arabanın yanına koştum, yardım edeyim derken elimin üzerine iki damla kan damladı. Ben de elbiseme bulaşmasın diye siliyorum, siliyorum çıkmıyor.(Namaza mani olmasın diye.) Sonra uyandım. Kimseye birşey anlatmadım. Kaza neticesinde iki kişi ölmüş, biri sağdı.
ANNESİ HATİCE HANIM ANLATIYOR:
Oğlum Vehbi, Bozhöyük'te çalışırken bizimle beraber o da pikniğe geldi.2002 Ekim ayıydı. Vefatı da 2 Ekimde oldu.
Piknikte olmamıza rağmen aklı hep dershanedeydi. Bir ders saatini bile boş geçirmezdi. İşini ve mesleğini çok severdi. O gün hepimize: 'Aile fertlerinden çoğunuz buradasınız. Sizinle helalleşmek istiyorum. Bizim gece ve gündüzümüz, ne olacağımız belli değil' dedi. Hepiniz burada iken: 'Hakkınızı helal edin' dedi. Biz de 'Helal ediyoruz' dedik, gülüştük. Babası ise: 'Ben hakımı helal etmiyorum' dedi. Kabul etmemesi: 'Daha gençsin ölüm arzu edilmez, istenilmez' anlamındaydı. Yoksa bir kırgınlıktan dolayı değildi.
Oğlum Vehbi üniversiteye başladığından beri onu kurban bayramlarında eve geldiğini görmedim. O Kurban Bayramında da görev alırdı. Ramazan bayramlarında gelirdi. Ölümünden 2 sene öncesi yaz tatillerinde bile hiç gelmedi. Çok meşguldü. Ayağının baş parmağını çarpmıştı. Tedavi olması gerekirdi. Doktora gidemeden o yaralı tırnak ile vefat etti. Bozöyükte büyük bir müdür odası vardı. Orayı sonradan sınıf yapmış (16-20 öğrencilik) kendisi merdiven altı gibi küçük bir yere geçmiş. 'Benim odam böyle olursa ne olur?' dedi. 15-20 öğrencinin daha okumasını istiyordu.
Son çalıştığı yer Sakarya Karasu'da dershane çalışmaları neticesinde öğrenci sayısı 500'e ulaşmıştı. 2 seneden beri memleketi Manisa'ya da hiç gelmiyordu. 'Artık rahatladık izine gidebiliriz' demiş. Kendi öğrencilerini diğer dershane öğrencileriyle kıyaslıyor, başarıyı nasıl artırabiliriz onun planlarını yapıyordu. Ben müdür odasında oturuyordum. O telefon ile sağa solu arıyor çeşitli görüşmeler yapıyordu. Görevine kendini adamış böyle oğlumu görünce çok memnun oldum. Adeta işinin delisi idi. Kaza günü bile dersane kitaplarını dağıtıyorlardı.
Bir arkadaşıyla karşılıklı konuşurken arkadaşı oğlum Vehbi'ye: 'Askere gidip geleyim kolları sıvıyacayacağım' der. Vehbi'de : 'Koçum ben kaç yaşında askere gittim biliyor musun?' der. 'Hizmet et bir ucundan şimdi tutarak başla' der. Sahip çıkmanın hizmetin zamanı olmaz deyip onu uyarmıştır.
Kazanın olduğu gün 2 yıldan beri izine gelmeyen oğlum: 'Artık 500 öğrenciye yaklaştık izine gidebiliriz' demiş. Genel müdürden izin almış Karasu'ya dönerken önlerine aniden çıkan traktör ile çarpışırlar, Vehbi olay yerinde vefat eder, Bilal Hoca 18 gün komada kalır sonra vefat eder, Şoför Tahir Bey de birşey olmadan kurtulur.
ENİŞTESİ OSMAN BEY'İN ANLATTIKLARI:
Biz sünnet düğünü yapmak istiyorduk. Ablası ve ben birkaç kez telefon ile görüşerek onun sünnetimize katılmasını istiyorduk. Bir iki defa sünnet tarihini değiştirdik. 10 Ekim gibi davetiyeleri bastırdık ve ona bildirdik. Bize dedi ki: Sünnette gitmek farz oldu. Geleceğiz ama ne şekilde geleceğiz bilmiyorum dedi. 'Yani cismen mi geleceğiz ? tabut ile mi geleceğiz ?' gibi bir anlam oldu. Biz de kazadan 1 gün sonra 3 Ekim'de cenazesini almaya gittik. Sünnet düğününden önce cenazesini getirmiş olduk. 2 seneden beri hiç izine gelmeyen Vehbi, hizmetine ve dershanesine ait bütün işlerini bitirerek gelmiş oldu. Bir tevafukta mezarında oldu. Maldan Köyü'nün mezarlığı dolu olduğu için, köye varmadan köprüyü geçince sol taraftaki mezarlık yerini, büyük amcası vermişti. O mezarlığa 1 yıl önce 2003'te büyük amcasını defnettik. 1 yıl sonra aynı mezarlığa ikinci olarak Vehbi'yi defnetmiş olduk.
Genel Müdür Ne Dedi ?
Karasu ilçesine atanan Vehbi kısa sürede dersaneyi hazırlama çalışmalarını bitirir. 500'e yakın öğrenci kaydı yapılmış, bizzat kendi bir esnafın ailesinden iki öğrencinin kaydını yapar. Yeni esnaf abi'ye hizmet, inanç, imana ait bir şeyler anlatır. O da: 'Ben böyle bilmiyordum' der. Bize kimse bu şekilde anlatmadı der. Esnaf anlatılanları kabullendikten sonra Vehbi Bey bu abimizden 10 adet burs ister. O da kabul ederek vereceğini söyler.
Bu olayları genel müdüre anlatır.
Genel Müdür: 'Sen yaptığın çalışmalarla Karasu Halkının gönlünü fethettin' der.
Ekler: 'Bu sana yeter' der. Vehbi Bey genel müdüre: 'Ne demek istiyorsun yani? Yapacağın iş kalmadı öl mü demek istiyorsun?' der, hep beraber latife yaparak gülüşürler. Birkaç saat sonra gece saat 21.00 gibi Karasu'ya giderken vefat ederler son sözleri bunlar olur. 1 haftalık izin alan Vehbi Manisa'ya gelip sünnet düğününe katılacak, 2 yıldan beri göremediği akrabalarını ziyaret edecek, anne babasının gönlünü alacaktı. Ebedi yurduna gitmek için gelmiş, kalplerde bıraktığı sancılarla ebedi aleme uğurlanmıştı.
Hayalimdeki müdür gerçek müdür
Ben Bozhöyük ilçesine ziyarete gitmiştim. Kendisi dersane müdürü idi biz müdürleri odasında oturan emir veren, iş yaptıran, gölgede oturan olarak bilirdik. Fakat Vehbi müdür idi dershanenin inşaatında çalışıyor, harç taşıyordu, kapı eşiklerine mermer konacaktı,onun bu halini görünce bizim hayal ettiğimiz elbiseli kıravatlı müdür yoktu. Ben o zamana kadar kendi kendime bazı konularda Vehbi'ye: 'Kızarken yaptıkları hizmetin ciddiyetini, büyüklüğünü o zamana kadar anlayamamışım' dedim. Kayınpederime hitaben 'Bu oğlun çok samimi ve ihlaslı çalışıyor sen onu hiç sıkıştırma istediği zamanda gelsin gitsin' dedim.
Hizmet Şuuru Nasıldı ?
Vehbi'nin branşı matematik olduğu için anne babasının bulunduğu il Manisa'dan birkaç dershaneden orada çalışması için teklif gelir. Bunu babasına da bilidirirler. Babası ise Oğlu Vehbi izine geldiği zaman anlatır. Yüksek maaşla seni buradaki dersaneler istiyor. 'Hatta bedelli askerlik ücreti bile ödeyecekler' der. Vehbi ise: 'Baba fidanı diktik büyüdü meyve alma zamanı geldi. Böyle bir teklifi maddi kazancı ne olursa olsun kabul edemem diyerek reddeder. Onun için maddiyat ve para ön planda değildi. Annesi, Vehbi tatillerde geldiği zaman akraba çevresindeki arkadaşlarının ev aldığını hatırlatır, onun da bir evinin olmasını ister. O, da 'Ne evle, ne de malla işim yok, bu dünyada çadırda yaşayan insanlar var' diyerek cevap verir, evsiz olarak gidenlerden olur inşaallah ebedi saray ve evler kazananlardan olmuştur.

Borç Para ile Geldim
Hizmetten Uzaklaşmaktan Korkarım
Önceki yıllarda izine geldiğinde bana dedi ki: 'Borç para alarak geldim. 13 Aydan beri maaşımdan sadece ev kirası kadar olan kısmını maaş olarak aldım kiramı verdim' dedi. Onun adak kurbanı işi vardı. Benden borç para aldı. Onunla adak kurbanı kesti. Ben: 'Bu taraflara gelmeyecek misin?' dedim. Bana 'Hizmetten uzaklaşırım diye korkuyorum' dedi. Bir gün çok sevinçli olduğu bir günde arkadaşuna müjde bu ay öğretmen arkadaşlarımın maaşlarını dağıttım. Diye seviniyordu. Sıra kendisine geldiğinde: 'Bana da 3 lira kaldı' der onun eniştesi olarak bu fedakarlıklarını görünce ihlas ve samimi oluşunu sahebe efendilerimize benzettim. Yaptığı işin ve fedakarlığın büyüklüğünü o zaman anladım.
Bir Burs Bir Öğrenci
Kayınpederim birgün İstanbul'a gider oradan Karasu ya telefon eder: 'Dönüşte size uğramak istiyorum' diye Vehbi'yi telefon ile arar. Vehbi de: 'Baba ben de İstanbuldayım' der. Eyüp Sultanda buluşmak için anlaştık. Yanımda burs veren zengin birisi vardı. Buluşmaya o da geldi: 'Hem seni götüreyim hem de oğlunla tanışayım' dedi. Vehbi de: 'Burs için tanışalım' dedi. Vehbi için bir burs bir öğrenci kadar önemliydi. Dönüşte babam ile beraber İstanbul dan Karasu'ya beraber dönerler. Babam onun çok yorgun ve uykusuz olduğunu gözler. Benzin almak için durduklarında akşam ezanı okunur namazlarını kılarlar. Babası dönüşte hemen direksiyona oturur arabayı kullanmak ister. Vehbi de: 'İyi ki gelmişsin baba der' arabayı babası kullanır o biraz sonra hemen uyur. Babasına karşı çok saygılı idi.

Vehbi Ege memlektinde dualarla anıldı. 18.06.2006
İki yıl önce Adapazarı'ndan Karasu ilçesine giderken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Sakarya Eğitim Dershaneleri (SED) Karasu Şubesi Müdürü Vehbi Ege, memleketi Manisa'nın Maldan köyünde dualarla anıldı. Manisa Köyleri Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma derneği (MAKYAD) ile Maldan Köyü Muhtarlığı tarafından düzenlenen anma tönreninde Vehbi Ege'yi sevenleri yalnız bırakmadı. Maldan Köyü Muhtarı Ömer Yılmaz köyün tarihinde böyle kalabalık görmediğini belirterek, bundan böyle Vehbi Ege için her yıl anma programı düzenleyeceklerini söyledi. MAKYAD Başkanı Salim Ocak ise, 'Çok yaşayan değil, kısa zamanda büyük işler başaran uzun ömürlüdür. Vehbi Ege nefsin arzularına uymaya değil, bir milletin bekası, neslin kurtulması için kendini vakfetti' dedi.
EŞİ SİBEL HANIM ANLATIYOR:
Evliliğimiz: Eşim Vehbi bey ile 1999 yılında Diyarbakır Ergani de evlendik annem Muhabbet hanım ev hanımı babam Şahin bey emekli memurdur. Bizim çocuklarımız Sevdanur 6 yaşında, Zehranur ise 3 yaşında Eşim Vehbi de çocuklarımızın çok iyi yetişmelerini isterdi. Ben de onların özel okullarda okumalarını istiyorum. Kendimi onlara adadım. İyi yetişmeleri için elimden geleni yapmak isterim.
Hatıralarımız, Gezilerimiz:
Vehbi beyle boş ve amaçsız hiçbir gezi yapmadık onun bütün düşüncesi iş ve hizmet amaçlı idi. Konuşurken bile ya hizmet konuşalım ya da susalım derdi. Dünyevi konulara kesinlikle girmezdi. Çok fedakar bir insandı. Hizmet düşüncesi onun için her şeyden üstündü. Öğrencileri ile çok yakından ilgilenir canını feda edercesine fedakar biri idi. 'Şakirt' kelimesini çok severdi evde bile konuşurken bizlere bile şakirt diye çağırırdı.
Hizmet Ederken Öleyim
Aşkı, şevki, heyecanı dualarına yansırdı. Hizmet ile bütünleşmiş, külliyet kazanmıştır. Ümmeti Muhammet için hizmet için, büyüğümüz için dua ederdi. Vehbi birgün bana 'Ben cennete gidecek olursam, cennetin kapısında seni bekleyeceğim, seni almadan gitmeyeceğim' dedi. Diğer duası: 'Allahım ben hizmet ederken öleyim' diye dua yapardı. Büyüğümüze karşı aşırı bir sevgisi vardı. Onun için derdi ki: 'Allahım benim ömrümden al, Hocaefendinin ömrüne kat, benden al ona ver' diye dua ederdi.
Arkadaşlarının Rüyaları
Rüyayı gören arkadaşlarından birisi kendi rüyasında bir şehidinin olduğunu ve ona bembeyaz bir yatak gösterildiğini ve Karasu ilçesinden bir şehidin geleceğini yatağında onun için hazırlandığını söylüyorlar. Aynı akşamda kaza oluyor.
En sevdiği arkadaşından birisi rüya görür. Rüyasında Vehbi bey onu teselli eder. Ona der ki: 'Hizmete belelar gelecekti ben paratöner oldum' der.
O herkes tarafından çok sevilirdi. Onun vefatından sonra arkadaşı bir hastalığa yakalanıyor. Doktorlar teşhis koyamıyorlar. Sebebinin aşırı üzüntü ve stres olduğunu bildiriyorlar. O da: 'Vehbi'nin ölümünden dolayı hastalandığını' söylüyor. Arkadaşları arasındaki bağ bu kadar kuvvetliydi. O gece gündüz karşılık beklemeden koştururdu. İnandığı gibi görevini samimiyetle yerine getirirdi.
Vefatından Sonra Ne Yaptınız?
Sakarya Karasu'dan İstanbul'a taşınacağım zaman kararsız kaldığım bir anda gece rüyama geldi. Beni teselli etti. 'Ben sürekli evde olacağım, gelenler beni göremeyecek, ben onları göreceğim' dedi. Şu anda ben de onun sürekli evde olduğunu hissediyorum. Vefatından sonra İstanbul'a babamların yanına taşındım. Ailem ile beraber oturmaktayım. Çocuklarımızın çok iyi yetişmesini isterdi. Hizmet ortamlarından hiç ayrılmamalarını tavsiye ederdi. Benim evim de hizmete her zaman açıktır. Eşimin duygu düşünce ve dava ruhunu her zaman yaşatmak isterim. Eşimin hedeflerinden biri yurtdışına gitmekti ve hizmet etmekti. Ömrü buna yetmedi. İnşallah onun yerine yetiştirdiği dershane öğrencileri ve çocuklarımız bu görevi yerine getirirler. Dünya çapındaki hizmetimize destek verirler.

Maldan Köyünün Yeni Mezarlığındaki Kabri
Bu yazı 12/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1240 kişi tarafından okunmuştur.