Günün Sözü: *Ağır sözler, ağır özlerden çıkar.
Sitede şu an 24 kişi var. Toplamda 3,497,462 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
ARAMA:


Ümmet kavramı

Günümüzde lafız ve mana kargaşası vardır. Bazı kelimeler öcü gibi gösterilerek insanları ondan ürkütmeye çalışmışlardır. Hiç bal yememiş bir insana balı anlatırken yüzünüzü ekşitseniz o balı ekşi zanneder. İşte günümüzde de nice önemli ve manası çok güzel kelimeler vardır ki birileri bunları anlatırken bozuk ses tonu ve ekşi suratla anlatmışlar ve insanları o kelimelerden soğutmaya çalışmışlardır. İşte bu kelimelerden bir tanesi de “ümmet” kelimesidir.

Ümmet: İmam kökünden alınmış çoğul bir isimdir. Çeşitli insan gruplarına önder olan ve kendisine uyulan model, örnek bir cemaat demektir.
İmamın çevresinde sağlam bir birlik oluşturup düzenli bir şekilde faaliyet gösteren ve bu şekilde çeşitli insan grupları üzerine hakim olan bir topluluğa ümmet denir. Başka bir tabirle ümmet imamet-i kübra sahibi cemaattir.
Cemaatlere göre ümmet fertlere göre imam gibidir. Demek ki, hakim bir milletin fertlerinden meydana gelmiş olan sosyal topluma ümmet denir. Kuran-ı Kerim’de 64 yerde ifade edilmiştir.

Bir manasıyla ümmet Allah’ın gönderdiği bir peygambere inananların hepsi. Bir kavme, peygamber gönderilince, o kavim onun ümmeti olur. İman edenlerine "Ümmet-i icabet", iman etmeyenlere de "Ümmet-i davet" denir.

Allah insanları ebedi saadete götürmek için, doğru yolu göstermiştir. Bu yola din denir. Hak dinler her asırda bir peygamberle bildirilmiştir. O asırda kendilerine peygamber gönderilmiş ve din tebliğ edilmiş insanlar, o peygamberin ümmeti olmuşlardır. Bundan dolayı Adem aleyhisselamın ümmeti, Nuh aleyhisselamın ümmeti, İbrahim aleyhis¬selamın ümmeti, Musa aleyhisselamın ümmeti ve İsa aleyhisselamın ümmeti denmiştir.

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam ise bütün insan ve cinlere peygamber olarak gönderilmiştir. Bütün insanlar ve cinler O'nun ümmeti olmuşlardır. İman edip, mümin ve Müslüman olanlara, Ümmet-i icabet denir. Çünkü İslam’ı kabul ve çağrıya icabet etmişlerdir. İman etmeyip, kafir olanlara da Ümmet-i davet denir. Onlar İslam’a davet olunup, icabet (kabul) etmediler. Davet halinde kaldılar. Ne kadar Yahudi, Hıristiyan, putperest ve inançsız varsa, hepsi Ümmet-i Muhammed'den olup, davette kaldılar, iman etmediler. Onlara Ümmet-i davet denir. Cinlerin de mü’minleri, Ümmet-i icabet, kafirleri Ümmet-i davettir.

Zamanımızda insanların çoğu, Hıristiyanları İsa aleyhisselamın ümmeti, Yahudileri de Musa aley¬hisselamın ümmeti zannediyorlar. Böyle sanmak, Muhammed aleyhisselamın bütün insanlara ve cinlere peygamber olduğunu kabul etmemektir. Ancak bu sözler, o milletlere lakap gibi olup, hakiki manada değildir. O peygamberler aleyhimüsselam zamanında onların ümmetleri olduklarını ifade eder.
Bütün peygamberler, hep aynı imanı söylemiş, hepsi ümmetlerinden aynı şeylere iman etmeyi istemişlerdir. Fakat, beden ve kalple yapılacak ibadet ve işleriyse ayrı ayrı olmuştur.

Bütün peygamberler dünya ve ahiret saadeti için Allah’ın emir ve yasaklarını ümmetlerine tatlı dil ve yumuşaklık ile bıkıp usanmadan anlatmışlardır. Ümmetlerinin sıkıntı ve eziyetlerine katlanmışlar onların helak olmaları için beddua etmemişlerdir.

Ümmet-i Muhammed'in üstünlüğü: Allah, bütün isimlerinin ve sıfatlarının kemallerini, üstünlüklerini, en sevgili kulu ve resulü olan Muham¬med aleyhisselamda toplamıştır. Bütün bu üstünlükler, kula yakışacak şekilde O'nda görünmektedir. O'na indirilmiş olan kitap, yani Kur'an-ı kerim, bü¬tün peygamberlere aleyhimüsselam indirilmiş olan kitapların hepsinin hülasasıdır. Hepsinde bildirilmiş olanlar, bunda da vardır.

Bu büyük peygambere aleyhissalatü vesselam verilmiş olan din de, geçmiş dinlerin hepsinin süzülmüş kaymağı gibidir. Hak olan, doğru olan bu dinin bildirdiği her iş, geçmiş dinlerde bildirilen amellerden, işlerden seçilmiş, alınmıştır. Ayrıca meleklerin işlerinden de seçilmiş alınmış bulunmaktadır. Mesela, meleklerden bir kısmına rüku etmek emr olunmuştur. Birçoklarına secde etmek, başka meleklere de kıyam yani ayakta ibadet etmeleri emr edilmiştir. Bunun gibi, geçmiş ümmetlerden bazılarına yalnız sabah namazı emr edilmişti. Başkalarına başka vakitlerin namazı emr olunmuştu. Geçmiş ümmetlerin ve mukarreb meleklerin ibadetlerinden, amellerinden süzülenleri, seçilenleri, bu dinde emr olundu. Bunun için, bu dini tasdik etmek, inanmak ve bu dinin emirlerine uymak, geçmiş bütün dinleri tas¬dik etmek ve hepsine uymak olur. Demek oluyor ki, bu dini tasdik edenler, ümmetlerin en hayırlısı, en iyileri olur. Bu dine inanmayan, beğenmeyen, buna uy¬mak istemeyen de geçmiş dinlerin hepsine inanmamış, hiçbirine uymamış olur.

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamın ümmeti ahir zaman ümmetidir. Ömürleri kısa, günahları ve günahkarları çoktur. Eğer Muhammed aleyhisselam gibi bir şefaatçisi olmasaydı, bu ümmetin günahları kendilerinin helak olmalarına sebep olurdu.

Hz. Allah, Muhammed aleyhisselam hürmetine af ve mağfiretini o kadar saçar ki, doksan dokuz çeşit rahmetini sanki bu ümmet için ayırır.
İkram, ihsan, af, kabahatliler, günahlar içindir. Hz. Allah af ve mağfiret etmeyi sever. Kusur ve kabahati çok olan bu ümmet kadar af ve mağfirete uğrayacak hiçbir ümmet yoktur. Bunun için bu ümmet, ümmetlerin en kıymetlisi ve üstünü oldu.

Hazret-i Adem ile Peygamberimiz arasında dünyaya gelmiş olan yüz yirmi dört binden ziyade peygamberin en büyükleri, hep O'na tabi ve O'nun ümmetinden olmayı istemişlerdir. Musa aleyhisselam O'na tabi olmayı istemiştir. İsa aleyhisselamın gökten inip, O'nun izinde ve yolunda (dininde) yürüyeceğini bütün din kitapları haber veriyor. O'nun ümmeti olan Müslümanlar, O'na tabi oldukları için, bü¬tün insanların hayırlısı ve en iyileri oldu. Cennet'e gireceklerin çoğu bunlardır ve Cennet'e herkesten ön¬ce bunlar girecektir. Birçok hadis-i şerifte; Peygamber efendimiz, ümmetine şefaat edeceğini haber vermektedir. Günahı çok olan müminler böylece af ve mağfirete kavuşacaklardır. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

Ümmetimden, Ehl-i beytimi sevenlere şefaat edeceğim.
Ümmetimden, nefsine zulüm edenlere, nefislerine aldananlara şefaat edeceğim.
Ümmetimden, günahları çok olanlara şefaat edeceğim.

Bu Ümmetin Hususiyetleri

Bu ümmete önceki ümmetlerden ayrı olarak pek çok şey ihsan olundu. Bunlardan bazısı şunlardır:

1) Harpte düşmandan alınan ganimet yalnız bu ümmete helal kılındı. Önceki ümmetlere helal kılınmamıştı.
2) Beş vakit namaz kılmak.
3) Namaz için ezan ve ikamet okumak.
4) Fatiha'yı bitirdikten ve dualardan sonra "Amin" demek.
5) Namazda melekler gibi saf yapmak. Önceki üm¬metler, namazlarını yalnız kılarlardı.
6) Karşılaşma sırasında selamlaşmak.
7) Cuma günü.
8) Cuma gününde duanın kabul edildiği saatin, vaktin bulunması.
9) Ramazan-ı şerifin ilk gecesi olduğunda Allah’ın, Muhammed aleyhisselamın ümmetine nazar etmesi, bakması. Allah nazar ettiği kuluna asla azap etmez.
10) Sahur yani, imsak vaktinden önce kalkıp oruç tutmak için bir şeyler yemek, iftarda acele etmek.
11) Kadir gecesinin verilmesi. Böyle bir gece geçmiş ümmetlere verilmedi.
12) İstirca' yani be¬la ve musibet zamanında "inna lillah ve inna ileyhi raciun" demek. Böyle söylemek daha önce hiçbir üm¬mete verilmemiştir.
13) Önceki ümmetlere yüklenen ağır vazifeler bu ümmete yüklenmedi.
14) Allah bu ümmeti, hata, unutma ve cebr (zorlama, tehdit vs.) altında yaptığı işlerden ve kalbe elde olmadan gelen çirkin şeylerden dolayı hesaba çekmeyecektir.
15) Müslüman ismi, bu ümmete mahsustur. Daha ön¬ce peygamberlerden başkası bu isimle zikredilmemiştir.
16) İslamiyet, önceki dinlerin en mükemmelidir.
17) Bu ümmetin dalalet (sapıklık ve bozuk bir iş) üzerine birleşmeyeceği bildirilmiştir.
18) Bu ümme¬tin icmai dinde senet ve delildir.
19) Bu ümmette taun hastalığından ölen şehittir.
20) Fasık (açıkça günah işleyen) ve mübtedi (bozuk itikadlı) olmayan iki Müslümanın hakkında hayır ve iyilikle şahitlik ettiği kimsenin Cennetlik olduğu bildirildi.
21) Bu ümme¬tin az bir ameli dahi sevap bakımından en çoktur.
22) Aralarında kutub denen büyük evliya zatlar bulunur.
23) Onlar kabirlerine günahlarıyla girerler, müminlerin onlar için Allahu tealadan af ve mağfiret dilemeleri sebebiyle günahları kalmaz, af olunurlar. Kıyamet günü kabirlerinden günahsız çıkarılırlar.
24) Kıyamet günü diğer ümmetler arasından kabirlerinden ilk önce onlar kalkacaktır. Hepsinden önce de Peygamber efendimiz kalkacaktır.
25) Mahşer günü Arasat meydanında yüksek bir yerde bulunurlar.
26) Yüzlerinde secde izinden alamet bulunur.
27) Sıratı geçerken, nurları, önlerinde ve sağ taraflarında gider.
28) Yaptıkları ve onlar adına yapılan iyi işlerin sevapları kendileri için yazılır.

Cenab-ı Hak bizleri gerçek manasıyla Hz. Muhammed (a.s)’in ümmeti eylesin. O’nun ümmeti olmanın vasıflarını üzerimizde toplayarak bizleri aziz ve şerif eylesin.

Amin…

Necdet İçel

Bu yazı 03/02/2012 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 179 kişi tarafından okunmuştur.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Tweet Tweet