Günün Sözü: Kur'an'da ve varlıkta tesadüfe yer yoktur.
Sitede şu an 30 kişi var. Toplamda 2,998,517 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
ARAMA:


Özür borcumuz var

ÖZÜR BORCUMUZ VAR

2010 Senesi, Kur’an-ı Kerim’in nazil olmaya başladığı 1400. senesidir.

Türkiye Cumhuriyeti büyük bir olgunluk göstererek, Diyanet İşleri Başkanlığının teklifi ile 2010 senesini “Kur’an yılı” olarak kabul etmiş ve ilan etmiştir. Sayın Başbakanımızın da iştirakiyle görkemli bir açılış ile aleme ilan edilmiştir.

Benim ve benim gibiler için bu çok büyük bir bayramdır.

Tanzimattan bu günlere kadar terk edip, sırt çevirdiğimiz Kitabımıza dönüşümüzün göstergesidir. İnşaallah dönüşümüzü ve teveccühümüzü tam olarak gerçekleştirebiliriz.

19. Asrın sonlarında 1845-46 yıllarında Gladastone sömürge bakanlığı yaptığı dönemde İngiltere avam kamarasındaki konuşmasında eline Kur’an-ı alarak;” Bu kitap Türklerin elinde bulunduğu sürece biz onları mağlup edemeyiz. Ya onların elinden Kur’an’ı çekip almalıyız,(ki bu mümkün değildir), veya onları Kur’an’dan soğutmalıyız ki, onları mağlup edebilelim.” demiştir. Bu söz alkışlarla karşılanmış ve sonra tatbik safhasına geçilmiştir.

Bu planlarında maalesef başarılı olmuşlardır. Bu acılı tarihi devrin, belgeleriyle ortaya konulacağı günlerin yakın olduğu kanaatindeyim.

İbn-i Huzeyme’nin Sahih’inde rivayet ettiği “bir zaman gelecek ümmetim üzerine, onlar bir vadide, Kur’an başka bir vadide olacaktır.” Peygamber sözü maalesef aynen ortaya çıkmıştır. Kur’ansız, kitapsız bir karanlık devir bütün şiddetiyle hükmünü sürdürmüştür. O kadar ki, nice kişiler Kur’an okumasını öğrenmek için hoca-hoca gezip de okumasını öğrenemeden, sıkıntılı ve çileli durumlarla karşılaşmışlardır.

Kur’an-ı Kerim tamamen hayattan koparılmış, hayatın bütün noktalarında nefsanî ve şehvanî yaşantılar hakim olmuştur. Kur’an sadece camilerde okunmuş ve bir de kişiler öldüğünde arkasından okunur hale gelmiştir. Kur’an sadece bir cenaze kitabı yapılmak istenmiştir.

Akif de buna isyan ederek;

İnmemiştir hele Kur’an bunu kat’iyyen bilin
Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için

diyerek Kur’ansız ve kitapsız bir devrin halini anlatmıştır.

“Bir devir gelecek ümmetim üzerine, onlar Kur’an okuyacaklar, fakat okudukları Kur’an gırtlaklarından aşağıya inmeyecek, onlar okun yaydan fırlayıp gittiği gibi dinden çıkıp gitmiş olacaklardır.”hadisinin ifadeleriyle bu noktada devrimizin ayrı bir felaketine dikkat çekilmiştir.

Bizim hem dünyamızı hem ahiretimizi aydınlatan Kur’an 20. asırda gördüğü vefasızlığı 1400 seneden beri görmemiştir.

Bizim Kur’an’a karşı vefasızlığımızdan dolayı bir özür borcumuz vardır. Gelin, 2010 senesinin “Kur’an yılı” olduğunu vesile yaparak, Kur’an’dan hep beraber özür dileyelim.

“Kur’an Yılı”nızı tebrik eder hayırlar getirmesini dilerim.

NECDET İÇEL
2 Nisan 2010

Bu yazı 12/07/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 431 kişi tarafından okunmuştur.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Tweet Tweet
Albümler