Osmanlı İdeali
Her insanın ve her toplumun bir idolü vardır. İdol; gerçek kahramanlar olmazsa, bu defa toplumlar Don Kişot’ları, Apaçi’leri ve Zorro’ları önlerine bir idol olarak koyup, hayat anlayışında deformeye maruz kalacakları muhakkaktır.
Son devirde, şanlı ecdad her yönüyle tahkir ve tezyif edilerek milletimiz ve gençliğimiz örnek alınacak insanları terk ederek, kendi özünden kopmuşların arkasından gitmeye başlamıştır. Bizim yıkılışımız da tam bu noktadadır.
Osmanlı kuruluş döneminden başlayarak, ta duraklama dönemine gelinceye kadar devlet sistematiği adına dinin genel kurallarına bağlı çok değişik ölçüler vaz’ etmiş ve bunlarla bütün bir dünyaya örnek olmuştur. Şimdiki süper güç Amerika’nın belli ölçüde Osmanlı devlet sistemine benzer bir sistemi benimsemesini hayretle müşahede ediyoruz. Evet, Osmanlı, Selçuklular’dan sonra birbirleriyle çarpışan ve fikir dağınıklığı içinde bulunan beyliklerle hemen hemen hiç mücadeleye girişmemişti. O, kendisini içinde bulduğu veya bulunduğu kargaşa ortamına kaptırmamış, başkasının hesabına kürek çekmemiş ve bütün himmetiyle batıya yönelmişti. Zaten gönül verilip bayraklaştırılmak istenen dava için aklı selimin kabul ettiği tek yol da budur.
Ayrıca, birbirleri ile boğuşan bu Anadolu beyliklerine “Biz ‘Allah Allah’ diyen insanlarla savaşmayız.” deyip, onlara teminat vermesi de, arkasını sağlama alma açısından çok önemli ve çok akıllıcaydı.
Öte yandan Bediüzzaman Hazretleri’nin ifade ettiği gibi, dahilde olan çarpışmalarda ciddi haksızlıklar meydana gelebilir. Her iki taraftan ölenler Müslümandır; harap olan şehirler, dul kalan kadınlar, öksüz ve yetim çocuklar, ekinler, araziler hepsi ama hepsi bizimdir. Bütün bunların çiğnenmesi ise, hiç kimsenin tasvip etmeyeceği ölçüde bir zulümdür. İşte Osmanlı, hiçbir zaman bu türlü zulümlere girmemişti…
Ve en önemlisi de Osmanlı, çok kaliteli bir Müslümanlık sergilemişti. O, Allah Resûlü’nün metotlarına hep sadık kalmış; icabında Yahudi ve Hristiyanları bile kendi cephesine çekip, onları istihdam edebilmişti. Evet, daha başlangıçta, Gazi Mihal, Evranos, Zağnos Paşaların gelip Müslüman olmalarının temelinde, Osmanlı’nın adalet, eşitlik, hürriyet gibi kavramları gerçek manada temsil etmesi söz konusuydu. Halbuki bu kavramlar, o dönemde Bizans İmparatorluğunda henüz hecelenmiyordu bile.
Hasılı; Osmanlı’nın torunları olarak onlardan alacağımız çok büyük dersler var. Ders alabilmemiz ümidiyle...
Necdet İçel
Bu yazı 03/02/2012 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 119 kişi tarafından okunmuştur.