Günün Sözü: Kurban bize; '' Biz bu cihana sahip olmak için değil, şahit olmak için geldik.'' dersini verir.
Sitede şu an 48 kişi var. Toplamda 3,083,347 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
ARAMA:


Nevruz Anlayışı

NEVRUZ ANLAYIŞI

Nevruz Farsça’da “yeni gün”, güneşin koç burcuna girdiği gün olup, Rûmi Mart’ın dokuzuna rastlar, ilkbahar başlangıcı ve Celâlî takvime göre yılbaşıdır.1
Nevruz, 21 Mart’ta Orta Asya’dan Ortadoğu’ya ve Balkan’lara kadar geniş bir coğrafyada yaşayan halklar tarafından kutlanmaktadır. Antik dönemlerden itibaren çeşitli halklar, tarımsal faaliyetlerin ortaya çıktığı baharın başlangıcında, hasat mevsiminde kutlamalar yapmışlardır. Mesela eski Babil’de Akitu festivali denilen kutlamalar yılın ilk ayı sayılan Nisan’ın ilk 12 gününe tekabül ederdi. İbraniler ise 1, 6, 7 ve 9. ayların ilk günlerini yeni yıl günü olarak kutlardı.2

İslamiyet’ten önce İran’da Mecusilik ve Zerdüştlük inançları yaygındı. Ateşe tapan insanların yaşadığı İran’da ilk olarak devlet kuran Cemşit, kendisinin ilah olduğunu iddia etti ve insanları kendisine taptırdı. Tahta geçtiği Mart ayının 21. gününü de kendine yılbaşı kabul ederek bayram ilan etti. Nevruz’un bayram olarak kutlanması böyle başladı. Asırlarca bayram olarak kutlanan Nevruz, İranlılar tarafından güneşin koç burcuna girdiği, Tanrı’nın evreni ve insanı yarattığı gün olarak kabul edildi.3

İran’da Zerdüşt öncesi dönemlerden itibaren Hasat kutlamalarını ifade eden, Mihrican ile bahar kutlamaları ifade eden Nevruz’un var olduğu konusunda çeşitli bilgiler bulunmaktadır.4

İran geleneğinde Nevruz’la ilgili çeşitli kutlamalar dikkati çekmektedir. Bunlardan Rahipler nevruzu Azer ayının 1-6’sında, halk nevruzu Ferverdin’in 1-6’sında kutlardı. Sasaniler döneminde 1-6 Ferverdin’de (yani 21-26 Mart) rastlayan Nevruz kutlamalarının yeni yılın ilk gününe denk düşen 1. gününe küçük Nevruz 6. gününe ise büyük Nevruz denilirdi. Küçük Nevruz Zerdüşt’ün doğum günü olarak da kutlanırdı. 5

Bugün az sayıda da olsa, İran’da varlığını devam ettiren Mecusiler de (Gabarlar), Hindistan’daki Persiler, Nevruz kutlamalarını sürdürmektedirler. Mecusilerin 21 Mart’ta başlayan Nevruz bayramı yaklaşık 2 hafta devam etmektedir.

Nevruz kutlamalarına Sabii geleneğinde de rastlanmaktadır. Sabiiler kendi takvimlerine göre Kamdavla’nın ikinci gününde bir tür yeni yıl bayramı olarak kutladıkları Dihba Rabba’yı, Nevruz Rabba (büyük Nevruz) olarak adlandırırlar.6
Ortaçağdan itibaren çeşitli Türk boylarınca tabiatın yeniden uyanışı ve tarımsal faaliyetlerin başlangıcı vasıtasıyla düzenlenen 21 Mart bahar kutlamaları, Nevruz olarak adlandırılmıştır. Aynı tarih, bazı Türk boylarınca kullanılan takvimlerde yılbaşını temsil etmektedir. Nitekim gerek güneşe göre düzenlenen 12 hayvanlı Türk takviminin gerekse Sultan Melik Şah’ın “Celalü’d-devle” lakabına atfen kullanılan Celâli takviminin başlangıcı (Nevruz-u Sultani) 21 Mart’tır.7

21 Mart Nevruz şenlikleri, gerek Asya Türk boylarında gerekse Selçuklu ve Osmanlı Türk’lerinde büyük bir coşkuyla kutlanmıştır. Selçuklularda Nevruz resmi bir bayramdı.8

Osmanlı döneminde kaleme alınan Nevrûziyeler, hekimbaşılar tarafından saraya takdim edilen Nevruz macunları ve Nevruz bahşişleri bilinmektedir. Takvimler, müneccimbaşı tarafından her yıl Nevruz’da hazırlanır, padişaha, sadrazama ve diğer devlet ricaline takdim edilirdi. Nevruz, Osmanlı devlet adamlarının ve aydınlarının birbirlerini tebrik ettikleri bir bayramdır.9

Nevruz’un bizzat Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) tarafından tasvip edildiği yönündeki telakki doğru değildir. Bu büyük ihtimalle İran’ın Müslümanlarca fethedilmesinden sonra İslam geleneği içine girmiş ve Müslümanlıktan zannedilmiştir. İslam tarihinde Nevruz’u ilk resmileştirenin Haccac b. Yusuf es-Sekafi olduğu ve Fatımiler döneminden itibaren bu kutlamaların yapıldığı bilinmektedir.10

Nevruz, İslami gelenekte çeşitli tarihi şahsiyetler ve olaylarla irtibatlandırılmıştır. Şii ve Bektaşi geleneğinde Hz. Ali ile ilgili bir çok olayın Nevruz gününde vuku bulduğu, mesela Nevruz’un Hz. Ali’nin doğum günü, Hz. Fatıma ile evlendiği gün, Efendimiz tarafından halifeliğinin ilan edildiği gün olduğu ileri sürülmüştür.11

Halk inanışına göre Hz Âdem Nevruz gününde yaratılmış, Âdem ile Havva Arafat’ta o gün buluşmuş, yine o gün Allah kendisinin Rab olduğuna dair insanlardan söz almıştır. Nevruz’un Hz. Nuh’un tufandan sonrasında karaya ilk ayak bastığı, Hz. Yusuf’un kuyudan, Hz. Yunus’un balığın karnından kurtulduğu, Hz. İbrahim’in putları kırdığı gün olduğu da düşünülmüştür.12

Bununla birlikte bazı İslam âlimlerinin Nevruz kutlamalarına karşı çıktıkları ve bunun ateşperest geleneğinin bir uzantısı olduğuna dikkat çektikleri bilinmektedir.13

Öteden beri Nevruz kutlamalarında en çok dikkat çeken hususlar arasında ateş ve su ile ilgili unsurlar yer almaktadır. Nevruz günü ve akşamı insanlar meydanlarda yakılan ateş başında toplanarak günahlarından arınmak ve talihlerini düzeltmek için ateş üzerinden atlarlar. Bazı Türk boylarında Nevruz günü ateşte demir ısıtılıp dövülür. Nevruz öncesi buğday, mercimek vb. tahıllar ıslatılıp çimlendirilir; elde edilen yeşil bitkiler, ilave taze yapraklar ve çiçeklerle birlikte evlerde hazırlanan Nevruz masalarında kullanılır. Nevruz masalarına Kur’ân, boyalı yumurtalar, ayna, su dolu kase, çeşitli meyve, tatlı ve baharatlar konulur.

Bazı toplumlarda söz konusu bitkiler, kutlamalar sonunda törenle nehre atılır. Bazı topluluklar da bu bayram için ayrılan sığırlar kurban eder. Nevruz için özel olarak pişirilen yemeğin topluca yenilmesi, bayram süresince çeşitli yarışmalar düzenlenmesi ve oyunlar oynanması gibi adetler de yaygındır.
Nevruz, sözlü ve yazılı kültürün en önemli kaynağı olmuş, başta Fars edebiyatı olmak üzere, Müslüman milletlerin edebiyatlarında önemli bir yer tutmuştur. Özellikle Şia’daki konumu sebebiyle dini metinler de yer almış ve birçok eserin konusunu teşkil etmiştir.

Şia’nın İran’da resmi mezhep haline geldiği, Safeviler döneminde bu konuda çok sayıda risale yazılmıştır. Şii kültüründe dini rivayetlerde çokça zikredilmiş olan Nevruz’un “kitabu nüzheti’z zahid ve kitabu lebbi’l elbab” gibi eserlerde önemi ve mahiyeti üzerinde durulmuştur.

Fars edebiyatında Nevruz başta Firdevsi, Ömer Hayyam, Ferruhi-i Sistani, Nizami-i Gencevi, Hakani-i Şirvani, Sa’di-i Şirazi, Nasır-ı Hüsrev, Mevlana Celaleddin Rumi ve Hafız-ı Şirazi gibi büyük şairlerin divanlarında ve birçok eserde yer almıştır.

Görüldüğü gibi İslam dini açısından sahih kaynaklara dayanmayan ve daha çok İran’ın Mecusilik ve Zerdüştlük inançlarına dayanan Nevruz, Orta Asya coğrafyasında pek çok yaygın olarak kutlanmaktadır.
Hinduların bayram günlerine, Zerdüştlerin (ateşe tapanların) Nevruz günlerine ve Hıristiyanların Noel geceleriyle paskalyalarına hürmet etmek, böyle gün ve gecelerde hediyeleşmek inancımız açısından kesinlikle yasaklanmıştır.

Necdet İçel
--------------------------------------------------------------------------------
Kaynaklar:

1 Ferit Develioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, shf: 994
2 G. Fohrer, History of İsrailite Religion, shf: 382 London-1972
3 Yeni Rehber Ansiklopedisi, c: 5, shf: 194
4 M. Boyce, Zoroastrians; Their Religious Beliefs and Practices, shf: 34 London-1979
5 M. Boyce, Zoroastrians; Their Religious Beliefs and Practices, shf: 180 London-1979
6 Şinasi Gündüz, Sabiiler, shf: 166 Ankara-1995
7 Reşat Genç, Türk Tarihinde ve Kültüründe Nevruz, shf: 17-18 Ankara-1995
8 Seyfullah Korkmaz, Selçuklular’da Nevruz kutlamaları, E.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü dergisi sayı: 8, shf: 253 Kayseri-1999
9 Ahmet Oğuz, 19. Yy sonu Osmanlı belgelerine göre dini bayram ve Nevruz tebrikleri, sayı: 53, shf: 23-24
10 Abdülmümin, Sultan, el-Müctema’u’l-mışri fi’l-aşri’l-fatımi, shf: 169-170 Kahire-1985
11 Bedri Noyan, Şia’nın bayramlarında Nevruz, TDEAD sayı: 2, shf: 102-109
12 Mustafa Uslu, Türk kültüründe Nevruz motifi, Türk Dünyası Tarih dergisi 1/4 shf: 24 İstanbul-1987
13 Ahmed b. Hüseyin, el-Beyhaki es-Sünenü’l Kübra, c: 9, shf: 234 Haydarabad-1356

Bu yazı 19/03/2011 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1087 kişi tarafından okunmuştur.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Tweet Tweet
Albümler