Günün Sözü: *Ağır sözler, ağır özlerden çıkar.
Sitede şu an 26 kişi var. Toplamda 3,497,361 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
ARAMA:


Nazar var mıdır?

Nazar var mıdır? Nazara uğrayan insanın durumu nasıl anlaşılır? Nazardan korunmak ve kurtulmak için ne yapmak lazımdır?

Değerli kardeşim,

Dünyada canlılar arasında maddi alakadan daha ziyade manevi, psikolojik ve duygusal alakalar vardır. Öyle ki bir kimse samimi olarak akrebi öldürmeye karar verir ve böyle davranırsa, bu duygu akrebe yansımaktadır. Sivrisineği vuracağımız zamanda da aynı şekilde sivrisinek onu hisseder ve ölmemesi için kaçar.

Birçok bahçivan bitkilerle iletişim kurmakta, onların baktığı çiçekler kesinlikle daha sağlıklı olmaktadır. Herkesin bildiği gibi “köpek ve at kendinden korkanı hemen sezer” kuralı da, insanlarla hayvanlar arasında duygusal bir iletişimin varlığını göstermektedir.

İnsanlar arasında da duygularının birbirlerine yansıdığı inkâr edilemez bir gerçektir. Sevgiler ve nefretler hep bu tarz iletişimin sonuçlarıdır.

İnsanda bulunan bu değişik duygular; hipnoz ve telkinler, telepati, önseziler şeklinde psikoloji ilminde sistemleştirilmiş ve üstünde pek çok kitaplar yazılmıştır. Ayrıca eski Çin’den beri bilinen bütün canlılarda var olan elektrik alanları, insanda fevkalade yüksek güçte olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Buna insanların bio-manyetik alanları denir. Bu bio-manyetik alanın zamanla insanların biyolojisine yansıdığı da ilmi bir gerçektir. Modern psikolojide telekinezi denilen olay ki, iç dünya güçlerimizin (nazar, kötü nazar) bir çatalı dahi eğdiğini göstermiştir.

Sizin de sorduğunuz gibi, halk arasında göz değmesi olarak bilinen ve bizim dilimizde nazar veya kem göz olarak ifade edilen bu husus, çok farklı yönleriyle irdelenmiş ve incelenmiştir.

Nazarın nasıl etkili olduğu, cisimler üzerinde bir takım arızalar meydana getirdiği, inkâr edilemeyecek bir husus haline gelmiştir.

Nazar; iyi nazar ve kötü nazar diye ikiye ayrılır. Bir anne ve babanın evladına olan sevgi ve şefkat dolu bakışları ve bir üstadın, talebelerine karşı sevgi ve merhamet ifade eden bakışlarının etkisi iyi nazardır. Tesiri de müspettir. Kin, nefret ve husumet dolu bakışların, insan üzerinde psikolojik yönden etkileri de kötü nazar denir. Ve bunun tesirinde kalan karşı taraftaki insanda da heyecanlanmalar ve titreme halleri baş gösterir. Özellikle kin, nefret ve hasetle bakışlar, kötü bakışın çok önemli misalleridir.

Nazar Arapça bir kelimedir. “Bakmak, görmek, göz atmak” gibi manalara gelir. Şuandaki dilimize giren şekli ise; “göz değmesi ve bakma neticesi, bakılan şeyi maddi ve manevi yönden etkilemek” manasında kullanılır. Bunun Arapça’daki karşılığı ve bazılarının kullandığı “İsabetü’l-ayn” şeklinde kullanılır. Halk arasında söylenen “nazardan gitti rahmetli… nazarı ne kadar da keskinmiş… nazar etme ne olur… onun nazarından Allah’a sığınırım… vs.” sözler de bu manayı teyit etmektedir.

Nazar değmesinin insanda değişik hastalıklar suretinde zühur ettiği görülebilir. İnsanın öfkelenmesi, hastalanması, yemek iştahını kaybetmesi, işlerinin ters gitmesi, evindeki nazar değen aletlerin kırılıp parçalanması şeklinde ortaya çıkar.

Âlûsî’nin tefsirinde bu hususla alakalı şu vaka anlatılır; Arap asıllı bir kişi, yemek yemeden iki veya üç gün çadırına çekilir. Daha sonra oradan gelip geçen koyun ve deve sürüsüne bakar ve “Gördüğüm bu koyun ve deve sürüsünden daha güzelini görmedim” derdi. Bunun üzerine o sürü hastalanır veya yere düşerek helak olurdu. İşte nazar etmede de maharetli olan bu kişiye Peygamberimizi çekemeyen müşrikler gelip, Efendimiz’e (sav) nazar etmesini teklif etmişlerdi. O da bu teklifi kabul etmişti. Bunun üzerine “Şüphesiz inkâr edenler Zikr’i (Kur’an’ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) “Hiç şüphe yok o bir delidir” diyorlar. Hâlbuki o (Kur’an), âlemler için ancak bir öğüttür.”1 ayetleri nazil olmuştur.
Şunu da ifade etmeliyiz ki; her insan için kem nazar geçerli değildir. Her insanın bakışı da kem nazar etkisi gösteremez.

Kimi insanlar vardır ki, nazardan elektrik çarpmış gibi etkilenir, manyetize olur. Kimi de haset dolu bakışların etkisinden maddi ve manevi zarara uğrar. Baygın bakışlarıyla karşısında duran gencin kalbini çalan, şehvet tüten bakışlarıyla da gencin erimesine neden olan ahlak seviyesi düşük bir kadının bakışındaki o zehirler, adeta elektrik akımını canlandıran o durumlar, kem nazarın ne kadar tesirli olduğunu gösterir.

Kızgın ve gazablı bakışlarıyla karşısında duran suçluyu adeta robotlaştıran ve onun ürpermesine neden olan bir hakimin duygulu bakışı ne kadar dikkat çekicidir.

Yemek yiyen bir kimsenin karşısına oturup, kin, haset ve husumet duygularıyla onu seyreden bir kimsenin bakışlarındaki zehirin, yemek yiyenin lokmalarıyla birlikte midesine inerek onu hasta etmesi tıbbi terimlerle ifade edilebilir mi?
Samsun Ladik’te vaiz olarak kaldığım dönemde, komşusunun hasetle bakışı karşısında halı ve kazak örme makinesinin iğnelerinin kırıldığını, sevdiğim birisi anlatmıştı. Tavanda asılı olan avizeye kem nazarla bakıp, onu yere düşüren insanlar olduğunu bilirim.

Nazarla alakalı Kur’ân-ı Kerîm’de iki yerde ayetler vardır. Bunlardan bir tanesi yukarıda zikrettiğimiz Kalem suresinin 51 ve 52. ayetleridir. İkinci ayet de Yusuf suresinin 67. ayetidir. Hz. Yakub’un (a.s) çocuklarını Mısır’a gönderirken onlara nasıl öğütte bulunduğunu ve nazardan korunmaları için nasıl hareket etmeleri gerektiğini ifade eder; “Sonra da, “Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak Allah’ındır. Ben O’na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnız O’na tevekkül etsinler” dedi.”

Fahreddin-u Razi, Nisaburi ve Hazin’e göre Hz. Yakub’un bu nasihati çocukları, bir babanın çocukları olduğu halde boyları uzun, simaları çok güzel, kuvvet ve şecaatleri herkesten üstün ve Aziz’in iltifatına mazhar oldukları, Mısır dahilinde şöhret bulduğundan hasetçilerin hasedinden ve nazarlarından endişe duyduğu ve korktuğu için, çocuklarına böyle öğüt vermiştir.2

Hadis-i şerifte ise Efendimiz (sav); “Nazar (göz değmesi) haktır. Dağı yerinden oynatır.”3

Diğer bir hadis-i şerif; “Nazar (göz değmesi) haktır. İnsanı kabre, deveyi kazana koyar.”4

Başka bir hadis-i şerifte; “Nazar haktır. Kaderle yarışan bir şey olsaydı, nazar (göz değmesi) onu geçerdi. (Kaderi) değiştirirdi.”5

Meselenin öneminden dolayı Efendimiz bu sözlerini üçer defa tekrar etmişlerdir.
Şu hadis-i şeriflerde dikkat çekicidir; “Nazardan Allah’a sığınınız. Gerçekten nazar haktır.”6

Nazardan ve (kötü) nefesten Allah’a sığınınız.”7

Nazardan kendimizi korumak için tek sığınağımız, Allah’ın himayesidir. Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadis-i şeriflerde geçen duaları ve şifa ayetlerini okumak ve bizi nazarın etkisinden koruması için Allah’a niyazda bulunmak gerekmektedir. Kötü şeylerin şerrinden, hain insanların zararlarından, şerli yaratıkların kötülüklerinden korunmak için tek sığınacağımız yer, Allah’ın himayesidir.

Ayrıca küçük ve güzel çocukların, göz değmesine maruz kalmamaları için hasetçi ve kem nazarlı olabilecek kimselerin yanında, güzel giyindirmemek iyi olur. Halk arasında geçen nazar boncukları veya mavi boncuklar İsrailiyat’tan bize geçmiş ve dinimizin tavsiyesiyle yakından uzaktan asla alakası olmayan bir kısım hurafelerdir. Kollarına mavi boncuklu künye veya bilezik takanlar, yakalarında mavi boncuklu rozet bulunduranlar, göğüslerinde mavi boncuklu kolye veya tasma taşıyanlar, çocuk arabalarını mavi boncuklu süs eşyalarıyla tezyin edenler, ceplerinde mavi renk kalem taşıyanlar… Bunların hepsi batıl inançtır ve nazardan korunma ile hiçbir alakası yoktur.

Nazar değenlere ve özellikle çocuklara, Kalem suresinin nazar ayeti olarak da bilinen 51 ve 52. ayetlerini okumak lazımdır. Ayetler okunmaya başlandığı zaman, okuyan veya okunan sürekli esniyorsa, nazar kuvvetli demektir. Okuyan insan, esnemeler bitinceye kadar okumaya devam etmelidir.

Hz. Ayşe (r.anha) diyor ki; Efendimiz (sav) göz değmesine okunmasını bana emretti. Yahut (mutlak olarak) emretti.” demiştir.8

Ümmü Seleme’nin (r.anha) rivayetine göre Efendimiz (sav) Ümmü Seleme’nin odasında, yüzünde sarılık eseri bulunan bir kız çocuğu görmekle “Bu kızcağızı okutunuz buna nazar değmiştir!” buyurmuşlardır.9

Sonuç olarak şunu da iyi bilmek gerekir ki; bu anlatılanlar sebepler dünyasına göredir. Gerçekte ise nazarı yaratan da, nazarın tesiri altında kalanı o hale getiren de Hz. Allah’tır. Tevhid cemaati olarak bu hususu asla ve kat’a ihmal etmemeliyiz.

Ayrıca abdestli gezmek, manevi bir zırhla gezmektir. Kem nazar, abdestli gezen insana isabet edemeyecektir.

Allah’ın sizleri her türlü kem nazarlardan korumasını diler, sorduğunuz için teşekkür eder ve Allah’a emanet ederim.

Necdet İçel

1. Kalem; 51-52
2. Büyük Kur'ân Tefsiri, Hülasatü'l Beyan, Mehmet Vehbi, c: 7, shf: 2551
3. Feyzü'l-Kadir Şerh-i Camiü's-Sağir, Muhammed Abrürrauf el-Münavi, c: 4, shf: 396
4. Feyzü'l-Kadir Şerh-i Camiü's-Sağir, Muhammed Abrürrauf el-Münavi, c: 4, shf: 397
5. Feyzü'l-Kadir Şerh-i Camiü's-Sağir, Muhammed Abrürrauf el-Münavi, c: 4, shf: 396
6. Sünen-i İbn-i Mace, h. no: 3508
7. Kenzü'l İrfan, el-Hac, Mehmed Esat Efendi, shf: 150
8. Buhari, Tecrid-i Sarih tecr. c: 12, shf: 90
9. Buhari, Tecrid-i Sarih tecr. c: 12, shf: 91

Bu yazı 02/11/2011 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 579 kişi tarafından okunmuştur.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Tweet Tweet