Nasıl Ağlamalıyız?
Nasıl ağlamalıyız?
Kalp katılaşmasının önüne geçmek için, kalbimizin yumuşaması için, ağlayabilmek için neler yapmalıyız?
Değerli kardeşim,
Ağlamak isteyip de ağlayamamanız, genele tercüman olmanız açısından önemlidir. Zannım odur ki siz öyle değilsinizdir.
Günümüzde ağlamayı unutmuş, hatta ağlamayı aşağılık bir iş olarak gören nice zavallılar da vardır.
Dünya için ağlamak nâmertlerin işidir. Allah için ağlamak ise mertlerin, erkeklerin hatta erkek oğlu erkeklerin işidir.
Cenab-ı Hakk Kur'ân-ı Kerîm'de ağlamamamızı hatta çok ağlamamızı emretmiştir.
"Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?"1
"Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar."2
"Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Bu da onların derin saygısını artırır."3
Kur'ân, insanların dışında semavat ve arzın bile ağladığını ifade eder. Sema cansız olmasına rağmen ağlarsa, canlı ve Allah'a muhatap olan insanların özellikle mü'minlerin ağlamamasına ne demeli?
"Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi."4
Sizin de sorunuzun içerisinde dikkat çektiğiniz gibi, Allah için ağlayabilmek rikkati kalpten ve kalpteki Allah haşyetinden kaynaklanır. Katı kalpli olanlar asla ve kat'a Allah için ağlayamazlar. Bir insan ağlamak isteyip de ağlayamazsa, kalbinde bir katılık olduğu düşüncesiyle kasavet-i kalbini rikkat-i kalbe çevirmenin yollarını denemelidir. Bu hususta Abdulhakim Yüce bey'in "Kalp Hayatı" diye tercüme ettiği İmam-ı Muhasibi'nin "Er-Riyae"sinin okunmasını tavsiye ederim.
Özetle söyleyecek olursak;
1- İşlemiş olduğumuz haramlar ve günahlar, hatta mekruhlar bile bazı duygularımızın ölmesine veya sönmesine sebebiyet verebilirler. Duyguları öle öle veya söne söne zamanla duygusuz ve hissiz bir insan olarak zühur eder ki, bu da kalbinin katılaşması demektir. Özellikle gözümü göz zinasından sakınmalıyız. Bir büyük zatın şöyle dediğini hatırlıyorum; "Göz zinası yaptığımız zaman, gözümüzü gözyaşlarıyla gusletmeliyiz."
2- Kur'ân-ı Kerîm'in "facir" ve "fasık" dediği kimselerin de kalbi katılaşabilir. Bu kavramları araştırmanızı ve öğrenmenizi tavsiye ederim.
3- Çok yeme, çok uyuma ve bunun neticesi olarak lüzumsuz bir şekilde çok konuşma kalbi öldüren ve kalp katılığına sebebiyet veren çok önemli faktörler arasında sayılmıştır.
4- Özellikle hayvani gıdalardan fazla almak, insanın kalbinin kasvet bağlamasına sebebiyet verebilir.
5- Katı kalpli veya kalbi hayatı tefessüh etmiş insanlarla beraber hemdem olmak ve onlarla oturup kalkmak da, zaman içerisinde mü'minin kalbi hayatının kararmasına ve kalp katılaşmasına sebebiyet verebilir. "Üzüm üzüme baka baka kararır" darb-ı meseli de mevzumuzla alakalıdır.
6- İman zaafı, Allah haşyetinden mahrumiyet, imanî tefekkürden uzak durmak ve özellikle ölüm ve ahireti, ahiretteki hesabı ve cehennemi düşünememek de kalp katılığının önemli sebepleri arasında sayılmıştır.
7- Maddeyi manaya, aklı kalbe, cismaniyeti ruha, dünyayı ahirete, tercih ederek yaşamak da kalp katılığının sebepleri arasında yerini almıştır.
8- Zikirden, evrad-ı ezkardan uzak olmak. Yani Allah'a kulluğu, belli formalitelere bağlı kalarak yapmak, ibadetlerimizde ruhsuz olmak da kalbi katılaştıran unsurlardan sayılmıştır.
9- Hikmetlerden mahrum olmak, etrafımızdaki hadiselerden ders alamamak, ibadette okuduğumuz ayetlerin ve duaların manalarını bilemeden şuursuzca, ruhsuzca gafil bir şekilde Allah'a kulluk yapmak, kalp katılığının önemli sebeplerindendir.
10- Dünya meşguliyeti ve onun tabii sonucu olarak tuul-u emel ve onun ortaya koyduğu gaflet de kalbi katılaştıran hususlardır.
11- Bu hususta Allah'a dua dua yalvarmamak, "haşyet duymayan kalpten, yaşarmayan gözden, hakkı ve hakîkati işitmeyen kulaklardan, doymayan nefisten, faydasız ilimden, kabûle karîn olmayan duadan Sana sığınırım Allahım!"5 buyuran Efendimiz'in (sav) dualarına iştirak etmemek de kalp katılığının sebeplerindendir.
12- Laubali insan olmak, lüzumlu lüzumsuz gülmek ve hatta kahkahalar atmak, kalbi öldüren, duyguları söndüren en büyük belalardan bir tanesidir. Bu münasebeti Cenab-ı Hakk Kur'ân-ı Kerîm'de ifade ediyor. "Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?"6 "Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar."7 Bu ayetlerden anlaşılıyor ki; çok gülenler ağlayamazlar.
Değerli kardeşim,
Sorunuzda sorduğunuz kalp katılaşmasının önüne geçmek ve kalbin yumuşamasına sebebiyet vermek için ise; yukarıda anlatmaya çalıştığım, kalbi katılaştıran sebepleri terketmeliyiz. Bu mevzuda çok hassas ve dikkatli yaşamalıyız. Bunlar, kalp katılaşmasının önüne geçilmesi içindir. Kalbin yumuşaması ve ağlayabilmek içinse, yukarıda anlattığımız maddelerin zıttı, tersi veya müspetini yapmalıyız. Zaten mesele kendi içinde gayet açıktır.
Ayrıca;
13- Kalp hayatı olan, kalp haşyeti ile Allah için ağlayabilen insanlarla sık sık beraber olmaya ve onların atmosfleri içinde bulunmaya gayret sarfetmeliyiz.
14- Şuanda hayatta olan ağlayabilen kişileri bulamaz veya ulaşamazsanız, kasetlere kaydolmuş, cdlere aktarılmış, gözyaşlarını ceyhun eden büyük zatların ve hocalarımızın sohbetlerini dinleyerek onlara muhatap olmalıyız. İnşaallah onların atmosferleri bizi de zaman içerisinde çepeçevre çevreleyecektir.
15- Daha önce yaşamış büyük alimlerin ve velilerin hayatını okumanız, onları örnek alarak yaşamanız, gözyaşları açısından önemlidir.
16- Ölümü ve ötesini düşünerek yaşamalısınız.
17- Bütün hadis kitaplarının arka tarafında, son bölümleri içerisinde yerini alan "Kitabu'r-rikak" başlığı altında serdedilen Efendimiz'den (sav) mervi olan hadis-i şerifleri iyi okumalısınız. Üzerinde tezekkürde ve tefekkürde bulunmalısınız.
18- Bütün bunlara riayetten sonra Allah'a dua dua yalvarmalısınız. "Allahım kalbime haşyet ihsan eyle, gözlerime yaş ihsan eyle..."
Sorduğunuz için teşekkür eder, Allah'ın hepimizi haşyeti içerisinde gözyaşları lutfetmesini diler, Allah'a emanet ederim.
Necdet İÇEL
1- Necm; 59-61
2- Tevbe; 82
3- İsra; 109
4- Duhan; 29
5- Tirmizi, 3482
6- Necm; 59-61
7- Tevbe; 82
Bu yazı 15/07/2011 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 671 kişi tarafından okunmuştur.