Mehmet Ekiz hocamın kaleminden Hüseyin Tamer
1967-68 eğitim-öğretim yılında rahmetli Karşıyaka müftüsü Osman Kara hocamın yönlendirmesiyle, Aydın İmam-Hatip okuluna kaydoldum. İlk gittiğim günde kendini çok iyi tanıdığım Mehmet Ekiz hocam ile müşerref oldum. Okuduğumuz yedi yıl içerisinde muhtelif mesleki derslerimize giren Mehmet Ekiz hocam bizim mezuniyetimizden sonra da öğretmenliğini aynı okulda devam ettirdi. Ve oradan da emekli oldu. Kendisi Denizli’nin Çal ilçesinin Akkent beldesinden olmasına rağmen Aydın’a yerleşti. Hala Aydın’da fahri olarak değişik hizmetlere devam etmektedir. Onunla alakalı hatıramı da ayrıca yazmak isterim. Kendisi Isparta İmam-Hatip okulunda okuduğu dönemlerde Hüseyin Tamer hocamız ve müdürümüz onun da orada hocasıymış. Daha sonra onun öğretmeninin müdürlük yaptığı okulda kendisinin de öğretmen olması onun için her zaman iftihar vesilesi olmuştur. Hüseyin Tamer asrımızda bir sahabe müslümanıdır. Gerçekten de öyledir…
Hüseyin Tamer hocamın hatırasını kaydetmek benim boynumun borcu olmuştur. Her insanın Hüseyin Tamer hocam gibi olması için onu tanıtmak, numune-i imtisal olarak ondan bahsetmek, heralde insanlığa yapılacak en güzel hizmetlerden bir tanesidir.
Mehmet Ekiz hocam Isparta’daki talebeliği ve Aydın’daki öğretmenliği döneminde kendisini çok sevdiği Hüseyin Tamer hocamla beraber olması her zaman onun iftihar vesilesi olmuştur.
Ben de Cenab-ı Hakk’a binlerce hamd ederim ki, hem Hüseyin Tamer hocama ve hem de Mehmet Ekiz hocama talebelik yapma şerefine erdim.
Mehmet Ekiz hocamdan Hüseyin Tamer ile alakalı hatırasını yazmasını istedim. O da bizi kırmayarak şimdilik kısaca da olsa hatırasını yazıp gönderme lütfunda bulundu. Kendisine sonsuz teşekkürler ediyorum.
Necdet İçel
AYDIN İMAM-HATİP OKULU HOCALARINDAN MEHMET EKİZ BEYİN HÜSEYİN TAMER İLE ALAKALI HATIRALARI;
1955 yılı eylül ayı başlarında Isparta İmam-Hatip okuluna kayıt olmak için babamın rehberliğinde arkadaşlarımla, o zamanki ismi ile Zeyveli’ye (bugün Çal) gittik. O yıllarda İmam-Hatip okullarının orta kısmı dört yıl, lise kısmı ise üç yıldı.
Her yıl yaklaşık elli civarında talebe alıyorlardı. Ayrıca Kur’ân-ı Kerîm, matematik, Türkçe derslerinden imtihanla talebe alıyorlardı. Bu üç dersten imtihan olduk. Rabbimizin izniyle imtihan başarılı geçti ve birinci sınıfa kayıt yaptırdım. İşte bu imtihanda muhterem hocam Hüseyin Tamer’i matematik imtihanındaki komisyonda tanıma imkanı buldum.
Bir haftalık talebeydim. Ana-babamdan ayrı kalmak bana çok zor geliyordu. Okulun çatı katı pansiyondu. Memlekete dönmeyi kafama koymuştum. Aldığım kitapları yarı fiyatına Ceylan kitapevine 75 liraya sattım. Kimseye haber vermeden gece yarısı okuldan ayrıldım ve trenle memleketime döndüm. Ama ne diyeceğimi bilemediğimden cevabım ağlamayla olmuştu. Bir hafta sonra Isparta’dan köylüm Yılmaz Duman mektupla beni çağırdı ve hemen mektebime döndüm. Bu on günlük okul ayrılığı bana çok şey öğretti. Böylece okuluma ve derslerime ısındım, okumayı sevdim.
İlk mektepteki üç hocamdan birisi olan Münir Demirciler (rahmet ve minnetle anıyorum) üç yıla damgasını vurmuştu. İlk İmam-Hatip mektebinden (1926) mezundu. Babası Ortaköylü müderris Ahmet Efendi idi. Belli ki rahmetliden çok şey öğrenmişti. Hatta Arapça bile öğrenmişti. Namaz surelerini ve dini bilgileri ondan öğrendim. Bilhassa matematik konusunda bana çok şey öğretti.
Hüseyin Tamer hocam her sınıfa girdiğinde “selamun aleyküm” derdi. Bu selamın öğrenci üzerinde çok derin tesirleri oluyordu. Müspet manada bunun meyvelerini tadıyorduk. Bir gün elinde yazılı kağıtlarıyla sınıfa geldi. Büyükten küçüğe doğru sıralamıştı. “242 Mehmet Ekiz kim?” diyerek ismimi söyledi ve ayağa kalktım. “Yavrum seni tebrik ediyorum. 10 aldın” dedi. Şok olmuştum. Bu benim için okul hayatında dönüm noktası olmuştu. Hocam bu durumu bütün öğretmenlere söylemiş olmalı ki, diğer öğretmenler de beni sordular. Böylece bu not beni itibarlı hale getirdi. Yedi yıl boyunca bu 10 puanın faydasını gördüm.
Hüseyin Tamer hocam İmam-Hatip lisesinde her talebenin manevi babasıydı. Sınıftaki davranışı, tahtayı kullanışı, sınıfa girerken selamı, okul dışındaki davranışı ile hep model bir hocaydı. Matematikte faiz problemlerini öğretirken, A.N.T formülünü yazar ve “çocuklar faiz almamaya ANT içtik değil mi?” diyerek mesaj verirdi. Sınıfa tam zamanında gelir ama tenefüsleri kullanır, elinde pergel ve cetveli bulunur, kurşuni bir önlükle okulda dolaşırdı. Tam örnek bir muallimdi. Talebelere ismiyle hitap eder, asla aşağılayıcı kelimeleri kullanmazdı. Aynı zamanda astronomi dersine de girer, orada kıble tespitini öğretir, İslami bir astronomi dersi verirdi. Cuma günleri mektebi topluca Ulu camiye veya Mimar Sinan camisine namaza götürürdü. Okulun altında bir mescit vardı. Mescitte namazları takip ederdi. Zaman zaman bütün öğrenciler ve öğretmenlerle beraber okulun yakınındaki camide bulunduğumuz olurdu. Orada hutbe ve dini konularda çalışmalar olurdu. Hocamız İmam-Hatip neslinin ilk temel taşlarındandı. Esasen kendisi 1952 yılında Aydın Sanat okulundaymış. Okullar vakıflar genel müdürlüğüne bağlıymış. O günlerde hoca sıkıntısı olduğundan kendisini dindar diye oraya tayin etmişler.
Hüseyin hocamızın 9 çocuğu vardı. Hepsi de vatana, millete ve ecdada layık evlatlar olarak yetişmişti. Allah kendilerinden razı olsun. O dönem İmam-Hatip okulları üniversiteye gidemiyorlardı. Rahmetli Tevfik İleri 1959 yılında Üsküdar’da Yüksek İslam Enstitüsü açtı. Bizim dönemimizdeki ilk yedi İmam-Hatip okulu mezunları üniversitede tahsillerini yaptılar. Tabi ki rahmetli Tevfik İleri Yassıada’da ruhunu teslim etti. Allah rahmet eylesin…
İmam-Hatip nesli işte bu zor şartlarda, bu hamiyetli hocalar sayesinde gelişti. Fakat bu okullar, zor ve kötü şartlara rağmen yine de en başarılı günlerini yaşamıştır.
O günlerde İmam-Hatip okulları her zaman olduğu gibi tarassut altındaydı. Okullarda Nur talebelerinin tesirleri araştırılıyordu. Güneydoğu bölge komutanının okulumuza geldiğini işittik. Maalesef Hüseyin Tamer hocamız okuldan alınmış, zannedersem Yozgat lisesine tayin edilmişti. Ama kabiliyeti orada da keşfedilince müdür yardımcılığına getirilmiş. Orada yaklaşık 3 yıl görevde kalmıştı. 1967 yılında Aydın İmam-Hatip lisesine müdür olarak tayin edilmişti.
Hocamızla karşılaşınca oturduğu yerden bize selam verir ve selamın önemini anlatırdı. Bize sohbet yapar, gençliğin önemini anlatırdı. Ulu caminin hocası izne gittiğinde onu yerine vekil bırakırdı. Orada namaz kıldırırdı. Herkesin takdirini kazanmış, toplumun beğenisini almış, hocalar ve talebeler tarafından itimatlı insan konumuna gelmişti. Evlatlarının büyük kısmı İmam-Hatip okulunda memur olmuştu. Dediği ile yaptığı aynıydı. Mütevazı bir hayatı, bereketli bir ömrü, iktisatlı bir yaşayışı vardı. İsrafı sevmez, temiz ve düzgün giyinir, saçlarını tarardı. Çocukları da öyleydi.
Aile hayatı ve düzeni tam bir intizam içinde olup, çok mütevazi bir dekor içindeydi. Sade bir hayat yaşıyordu. O bakımdan bize çok müspet manada etkileri olmuştur.
Muhterem hocam çok başarılı olduğu için daha sonra Isparta lisesine tayin edilmişti. Hüseyin hoca ayrılınca yerine gelen hocamızı bazı hareketlerinden ve derslere alakasızlığından dolayı hiç beğenmemiştik ve okulu boykot etmiştik. Çok iyi olan matematik dersimde git gide başarısız oluyordum. Boykottan sonra Hüseyin Tamer hocamız tekrar okula döndü. 1961-1962 eğitim yılında okulumuzdaydı.
68 olaylarında solcular okulumuzla çok uğraştılar ve çok zarar verdiler. Vali Turgut Eğilmez bunları okuldan uzaklaştırdı. Hüseyin Tamer hocamız yine okuldan uzaklaştırıldı.
Hüseyin hoca Dinar dolaylarında bir kaza geçirdi ve ayakları kırıldı. Daha sonra İncirliova lisesine tayini çıktı. Oradan da emekliye ayrıldı.
Mehmet Ekiz
Bu yazı 15/12/2011 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 515 kişi tarafından okunmuştur.