Kur'ân ve hadiste su
Son zamanlarda, suyun fiziki özellikleri ile ilgili konularda çalışıyorum. Fakat en genel çalışma konularım kompleks sistemlerdir. Su, başlı başına bir kompleks sistem olarak düşünülmektedir. Cenab-ı Hakk'ın (celle celaluhu) kainattaki icraatlarına baktığımızda, basit şeylerden mükemmel şeyler yarattığını müşahede ediyoruz. Su da böyle basit görünen, fakat kainatın belki de büyük kısmının yaratılmasında kullanılan bir unsurdur. Yakın gelecekte su ile ilgili olarak Allah'ın izniyle öğrenebildiğim şeyleri, gerek yazılarımla ve gerekse tebliğlerimle insanlara ulaştırmak istiyorum. Bana su ile ilgili olarak, Kur'an, hadis ve mecmualar perspektifinde tavsiye edebileceğiniz kaynak var mıdır? Mütalaa edebilecek kişiler tanıyor musunuz?
Değerli kardeşim,
Kur’ân-ı Kerîm’de su ile alakalı ayetler 63 defa geçmektedir. Suyun Arapçası “mâen”dir. Arapçada bir kelimenin başına “el takısı” dediğimiz elif ve lam harfleri bir kelimenin başına gelirse belirlilik ifade eder. Sizlerce de malum olan tanıdığınız bildiğiniz bir şey manasına gelir. Fakat kelimenin başında lâm-ı tarif olmayıp, sonunda tenvin dediğimiz iki üstün, iki esre veya iki ötre ile gelirse, bu onun sizce malum gibi görünse bile mecburiyetine dikkati çeker.
Kur’ân-ı Kerîm’de geçen su ile alakalı bütün ayetler nekri olarak gelmiştir. Ve bu suyun kimyevi terkibinin mecburiyetine dikkat çekmek içindir. Özellikle yağmur suyunun tekrar tekrar nekri olarak ifade edilmesi, bu suyun daima bizler için kimyevi terkibinin belirsizliğine dikkat çekilir.
“Bakara suresinde “…gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır.”1 ayetiyle; مَاءً semadan gelen karlar, dolular, sular olduğu halde yalnız suların zikredilmesi, en büyük istifadeyi temin eden, su olduğuna işarettir. مَاءً kelimesinde tenkiri ifade eden tenvin ise, yağmur suyunun acip bir su olup, nizamı garip, imtizacat-ı kimyeviyesi size meçhul olduğuna işarettir.”2
Bir bahçeyi çeşme, dere veya akarsu ile suladığımız zaman mı mahsulat daha bereketli olur yoksa yağmur suyuyla sulandığında mı daha bereketli olur? Burada yağmur suyunun diğer sulardan bilemediğimiz ve bilemeyeceğimiz bir kimyevi terkibine de dikkat çekilmektedir. Yağmur suyunun diğer sulardan farkı, çocuk için anne sütünün diğer sütlerden farkı gibidir.
Kur’ân-ı Kerîm’de nekre ile ifade edilen suyun 63 defa geçtiğini söylemiştim. Su aynı zamanda halk arasındaki ifadesiyle de rahmettir. 63 sene yaşayan Efendimiz’in (sav) her senesinin su kadar insanlık için rahmet olduğuna dikkat çekilmek istenmiştir.
Ayrıca Bediüzzaman hazretlerinin Sözler kitabının 20. Söz’ünün birinci makamında su ile alakalı çok önemli malumatlar verilmiştir. Oraya da bakabilirsiniz.
Efendimiz (sav) “yeryüzünü donmuş bir su üzerinde yayan Zât, her türlü noksanlıklardan berîdir”3 buyurmak suretiyle dünyanın aslının su olduğuna dikkat çeker. Efendimiz de (sav) kainat ağacının çekirdeği olarak ilk defa O’nun nurunun (su gibi) yaratılmış olması4 da kainatın aslının su mesabesinde O’nun nuru olduğuna da dikkat çekilmiştir. Su veya Hz. Muhammed (sav) olmasaydı bu alem meydana gelmezdi.
Su ile alakalı Kur’ân-ı Kerîm’de geçen 63 ayetin hangi surelerde ve ayetlerde geçtiğini mu’cemul müfehres’ten çıkartarak her ayeti tek tek ele alıp, değişik tefsirlerde nasıl ele alınmış ve izah edilmiş onlara bakabilirsiniz.
Ayrıca bu ayetlerin tefsirlerini İbn-i Kesir gibi rivayet tefsirlerine bakarak, ayetlerine hadis-i şeriflerle olan izahlarına bakmak suretiyle Efendimiz’in su ile alakalı rivayetlerini şerhleriyle beraber öğrenebilirsiniz. Ve sonra kendiniz ilmi ve akademik kitaplar ve dergilerden edindiğiniz malumat ile meseleyi te’lif ederek terkip ve tahlil suretiyle analizlerinizi ayrı bir makale halinde kaydedebilirsiniz.
Kendisini çok sevdiğim ve takdir ettiğim Üstad Necip Fazıl’ın döneminden bir hatıra ve tarihten gelen bir ışık huzmesi olan değerli ağabeyim, dostum ve can yoldaşım Abdullah Kars’ın çocukluğunda yazdığı, Devlet Su işlerinin açtığı yarışmada birinci olduğu su şiirinin meselemize ve sorunuza farklı bir bakış açısı kazandıracağı düşüncesiyle buraya aynen alıyorum;
SU
Yanıcı, yakıcı, yandırıcısın,
Kızarsın boğucu öldürücüsün
Buğdayımı un etmekle taşları,
Çarkıfelek gibi döndürücüsün
Bazen göklere sen çadır kurarsın
Dağların kırların halin sorarsın.
Atmosferden beyaz kanat takarak
İlk fırsatta Erciyes’e konarsın.
Canlı, yaşamını seninle sağlar
Senden almış belli, dumanı dağlar
Gökten yere rahmet olur inersin
Nil, Tuna, Sakarya seninle çağlar.
Yaradan yaratmış seni kusursuz
Gece gündüz hizmettesin kuşkusuz
Kainatta hiçbir canlı yaşamaz
Kavrulur tükenir kül olur susuz.
Saymakla tükenmez özelliklerin
Deryalar denizler zenginliklerin
Dağlar gelinliği seninle giyer
Kışın başka olur güzelliklerin.
Öfkelenir dağı taşı yıkarsın
Bozbulanık derelerden akarsın.
Emir büyük yerden gelmiş belli ki
Sen Mekke’de Zemzem olur çıkarsın.
Abdullah KARS
Tarih: 15 Ocak 1956
Sorduğunuz için teşekkür eder, çalışmalarınızda muvaffakiyet dilerim.
Necdet İçel
1. Bakara; 22
2. Bediüzzaman Said Nursi, İşaratül İcaz, İbâdet ve Tevhid Bahsi, shf: 156
3. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, shf: 330
4. Aclûnî, Keşfü’l- Hafa, c:1, shf:311
Bu yazı 11/01/2012 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 94 kişi tarafından okunmuştur.