Günün Sözü: *Ağır sözler, ağır özlerden çıkar.
Sitede şu an 29 kişi var. Toplamda 3,497,296 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
ARAMA:


Kemmiyet ve Keyfiyet Dengesi

Mü’min, özellikle dava adamı, denge insanı, dengeli insandır. Dengeli olabildiği nispette mü’min ve dava adamıdır.
Rahman’a ulaşmanın yolu da dengedir. Rahman Suresi’nde dört defa “Mizan-Mizan” buyurmak suretiyle, mizanın Rahman yolu olduğuna dikkat çekilir.

Kullukta havf ve reca dengesi, dünya-ukba dengesi gibi dengeyi, kemmiyet-keyfiyet dengesinde de mutlaka kurmalıyız, te’sisi için ciddî gayret sarf etmeliyiz.
Her ikisinden birini ihmal etmek bizler için hem dünyevî, hem uhrevî felâketler getirir.
Sistemimizi kemmiyet üzerine kuralım. Ama keyfiyetten de hiç taviz vermeyelim.

Sistemimizi kemmiyet üzerine kuralım. Çünkü;
1-Bütün insanlığın tebliğe ve irşada ihtiyacı vardır. “Her ulaşamadığımız insan eğer ahirete imansız giderse bizler için huzur-u Rabb-il âleminde davacı olabilir.” muhasebe ve mesuliyetiyle hareket etmeliyiz.

2-Kur’an-ı Kerim “Hüden Linnas” olarak inzal buyrulmuştur. Yani, “bütün insanlığın hidayeti için” gön-derilmiştir. Böyle bir kitabın cemaati olarak, onu ve onun mesajlarını bütün insanlara duyurmalıyız.

3-Hz. Muhammed (sas) de bütün insanlığa gönderilen bir peygamberdir. O’nu ve O’nun (sas) mesajlarını bütün insanlara duyurmalıyız. Çünkü O (sas) “Ben bütün insanlığa gönderildim.” buyurmuşlardır.

4-Efendimiz (sas) de kemmiyete, çoğalmaya değer veriyor. “Nikâhlanınız, çoğalınız, çünkü ben kıyamette ümmetin çokluğuyla iftihar edeceğim, hatta bir düşük ile bile olsa” buyruluyor.
Kevser Suresi’nde geçen, “Kevserin bir manası da ümmetin çokluğudur.”
Ümmetinin çok olmasını pek çok arzu ettiği ile alakalı şu hadis-i şerif ne kadar dikkat çekicidir:
“...Kıyamet günü, diğer peygamberlere nazaran etbaı en çok olan peygamberin ben olacağımı ümit ediyorum.”

5-İslam’ın tebliğ’i umumîdir. Merkezimizden (kendimizden) başlayarak, ailemize, komşularımıza, yakın çevremizden, beldemizden, ülkemizden devam ederek, dünyanın en son noktasına en ücra köşesine kadar tebliğ etmeye çalışmalıyız. Tebliğ, vazifemiz olarak bize düşen en önemli mükellefiyetimizdir.

6-Hakkın kuvvet çizgisinde temsil edilmesi gerekliliği vardır. İslam dünyası izzet ve şeref ile yeryüzü muvazenesinde söz sahibi olmalıdır. Ümmetin elinden tutup “Ümmet-i vasatın muallâ makamına” çıkarmak, bunun için çalışmak bizim ana vazifelerimizdendir. Hem Allah hakkı, hem de kul hakları olarak bunları iyi yapmalıyız.
Bütün bunlar kemiyete önem ve ağırlık vermemizin lüzumuna dikkat çekmek için idi.
Kemmiyet ve keyfiyet dengesinde şu hususu da bilmek lazımdır ki; İslam’da tebliğ ve irşat vardır.

Tebliğ hiç duymayanlara, ilk defa duyurma hamlesidir.

İrşat ise: Duymuş, öğrenmiş, inanmış insanlara manevî mesafe katettirme, keyfiyet kazandırma hamlesidir.


Tebliğ edilecek insanların sayısı çok olduğu gibi, irşat edilmesi lâzım gelen insanların sayısı daha çoktur. Bütün Müslümanlar ve dava kardeşliğimizin, önce bizim de daima irşada ihtiyacımız vardır.
Keyfiyet kazanma her fertte de adeta nâmütenâhîliğe açıktır. Hz. Muhammed’in (sas) keyfiyetine kadar keyfiyetin kendi içinde dereceleri vardır. Bizim de, benim de sonsuza açık denebilecek kadar keyfiyete ve irşada ihtiyacımız, ihtiyacım vardır. Olabildiğince irşat üzerinde durmalıyız.

Sorunuzda da ifade ettiğiniz; “Keyfiyet noktasında yükselişe geçmek için başlıca” şunlar yapılabilir.

Keyfiyet kazandırmada dikkat edeceğimiz hususlar:
1-Bu hizmetlerin kıyamete kadar saffeti içinde devam etmesini istiyorsak, keyfiyetin daima kemmiyete galip gelmesi için gayret sarf etmeliyiz. Kemmiyet keyfiyete çok galip olursa bu çoğalma bitişimizi hazırlayan bir çoğalma olacağından endişe etmeliyiz. Yaşı 60’a gelmiş bir insanın akıl yaşı 10 olsa ortaya ne garabet çıkabileceğini düşünebiliyor musunuz? Keyfiyetsiz çoğalma aslında bir bozulmadır. Bu hususla alakalı Bediüzzaman’ın Muhakemat kitabının Birinci makalesindeki üçüncü mukaddemeyi okumanızı tavsiye ederim.

2- Keyfiyeti yüksek zevatla (ki etrafınızda mutlaka vardır) münasebetlerinizi artırmanızı, olabildiğince onlarla beraber olmanızı tavsiye ederim. Haftalarca, aylarca, yıllarca beraber olmanız mümkünse, olmalısınız.

3- Başta Peygamberler olarak, en başta Efendimiz (sas) olarak keyfiyeti çok yüksek olan zatların hayatlarını iyi okumanızı, çok okumanızı, okuya okuya onlarla adeta bütünleşmenizi tavsiye ederim. Kişi bildiğini sever. Sevdiğine benzemeye çalışır.

4- Keyfiyete önce kendimizden başlamalıyız. İrşat bahsinde de görüldüğü gibi kendimizin her zaman keyfiyet artışına ve irşada ihtiyacımız mutlaka vardır. Kendimizi değiştirebilirsek, başkalarını değiştirebiliriz. Sürekli kendisini yenileyerek, maddî-manevî, fikrî ruhî inkişaf içinde değişebilirsek başkalarını da değiştirebiliriz.
En büyük hata; kendimizi değiştirmeden, keyfiyetimizi artırmadan başkalarının keyfiyet kazanmasını beklemektir. Şimdilerde böyle bir felaketi görüyorum. Herkes kendisini olmuş kabul ediyor. Başkasının olması lazım geldiğine inanıyor. Yani muhali talep ediyor. Meyyit hayat veremez.

5-Zamanımızı iyi tanzim edip, onun içine kitap okuma, derin bir ibadet, evradu ezkar koymalıyız. Ve sonra irademizle devreye girip onu uzun süre tatbik etmeliyiz. Keyfiyetimizle alakalı yapacaklarımızdan hiç taviz vermemeliyiz. Cephede bile olsak açıp birkaç sayfa kitap okumalıyız. Sahabe gibi cephede avcı hattında bile olsak cemaatle namazı asla terk etmemeliyiz. En zor şartlarımızda, hasta yatarken, yolda giderken, bir yerde birisini beklerken bile kitaplardan ve kitaplarımızdan asla kopmamalıyız. Büyük üstatlarımızın eserleriyle beraber kıymetlerini bilmeliyiz.

6- Çürük tuğlalardan sağlam bina yapılamaz. Curuflardan saraylar inşa edilemez.
Hayatî işler yapıyoruz, koşuyoruz, çabalıyoruz. Ben önemli hizmet yapıyorum deyip eserleri, kitapları okumayı asla ihmal etmemeliyiz.
Okumadan, ibadetten, taatten istiğna var. Hâlbuki makamdan, dünyadan, maddeden, menfaatten, nefse ait işlerden müstağni olmalıyız.

7- Beslenmeyen ağaç meyve veremez. Zamanla da kurumaya mahkûm olur. Fikirle, ilimle, ibadet-u taatla, evrad-ü ezkarla beslenemez isek hizmet meyvesi veremeyiz. Zamanla kuruyup kayan yıldızlar olma tehlikemiz vardır. Kitaplarımızı okumayan bir insan kurumaya mahkûmdur. Önemsediğimiz bu değerlerin ön safta kavgasını verirken, biz kendi beslenmemizden uzak kalamayız.
Arabada giderken bile okunabilir. Bir bant konup dinlenebilir. Bir kenara çekilip, evrad-u ezkarını okursun. Niçin zamanımı boşa geçirip eritelim ki dersin.

Keyfiyetiyle kendi içini doldurmayanlar, zamanla dış tesirlerin baskılarıyla yamuk yumuk hale geleceklerdir. İçi boş tenekenin hava basıncıyla kambur kumbur olması gibi olursun.

8- Kemmiyet keyfiyetten bir şey yontup götürmemelidir. Keyfiyetimiz kemmiyete renk kazandırmalıdır. Kendi keyfiyet boyamızla insanları boyamalıyız. Yoksa sürü, güruh olma tehlikesi vardır.

Böyle bir sorunuzdan dolayı teşekkür eder, sizlere dualar eder, hayırlı uzun ömürler ile beraber, Allah’a emanet ederim.


Necdet İÇEL







Kaynaklar:
Rahman: 7-9
Bakara: 185
Abdürrezzak, el-Musannef, c:6, shf: 173; Suyutî, el-Câmiüs's-Sağîr c: 1, shf: 517
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dînî Kur'an Dili, c: 9, shf: 517
Müslim, İman, c: 1, hadis No: 293
Bakara: 143

Bu yazı 18/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 923 kişi tarafından okunmuştur.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Tweet Tweet