Günün Sözü: *Ağır sözler, ağır özlerden çıkar.
Sitede şu an 30 kişi var. Toplamda 3,497,291 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
ARAMA:


Kardeşler arası uhuvveti nasıl korumalıyız?

Risalelerde çok önemli yer teşkil eden fakat ülfet ve muzır maniler tarafından gözümüze ve gönlümüze gizlenen hizmette ciddiyet ve kardeşler arası uhuvvet meseleleri her zaman yeniden ihya edilip dava adamının dünyasına girmeli diye düşünüyorum. Davayı omzunda hisseden Nur kahramanları Kur’ân davasında ciddiyeti ve uhuvveti nasıl haml ve muhafaza eder? İlim ve irfanınızla Risale-i Nur’dan damlalar halinde sunmanızı ve bunu Hocaefendi’nin penceresinden izah ve tarif etmenizi rica ediyorum.

Değerli kardeşim,

Üstünde durduğunuz mevzu, gerçekten çok önemli ve ciddi bir mevzudur. İnsanın ve özellikle dava adamlarının ihlas, ciddiyet, uhuvvet mevzularındaki tahşidata her zaman ihtiyacı vardır. Onun için Üstad hazretleri İhlas risalelerini laakal on beş günde bir okunmasını tavsiye etmesi de bundan dolayıdır.
Sorduğunuz sorunun hem cevabı ve hem de izahları Yirminci Lem’a, Yirmi birinci Lem’a ve Yirmi ikinci Mektub’da en detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. Tekrar ber tekrar okunmasını fakirane ben de tavsiye ederim.

Sizin üstünde durduğunuz “ciddiyet” mevzusu hususu ki, en önemli mevzulardan bir tanesidir.

Zira her insanın ülfet ve ünsiyetin devvar-ı gaddarıyla gerilimini kaybederek zamanla gevşemesi mümkündür. Sahabe-i Kiram’da herhangi bir gevşeme, Kur’ân’a ve Efendimiz’e (s.a.s) karşı bir alışkanlık olmadığı halde vahyin üzerinden beş altı sene geçmemişti ki, şu ürpertici ayet nazil oldu;

“İman edenlerin kalplerinin Allah’ı ve Cenab-ı Hak tarafından inen hakikatleri hatırlayarak yumuşayıp saygı ile dirilme vakti gelmedi mi? Sakın onlar daha önce kitap verilen ümmetler gibi olmasınlar. Zira kitabı tanımalarının üzerinden kendilerince uzun zaman geçmesi sebebiyle, onlarda ülfet ve kanıksama meydana gelmiş, neticede kalpleri katılaşmıştı. Hatta onların çoğu büsbütün yoldan çıkmışlardır.” (Hadid; 16)

Bu ayet-i kerime sahabenin ilk defa çekildiği ve tembih ayetidir. Halbuki sahabede böyle bir gevşeklik yoktu. Sahabe-i kiram için bile böyle bir husus söz konusu olur ve Allah da onları tembih ederse, bizler için gevşeklik ve bu gevşekliğimiz karşısındaki ciddiyete davet ve ikaz olunmamız hayli hayli önceliklidir.

Gevşekliğe düşmeyip ciddi olabilmek;

1- İmanımızın çok güçlü olması şarttır. Allah’a iman içimizde itici bir kuvvet olmasına çok dikkat etmeliyiz. Bu hususta Risale-i Nurları çok iyi müzakere etmek yeterli olacaktır.

2- Ahirete ve cennete sağlam iman etmeliyiz. Cennet imanın çekiciliği bizi daima hareketli ve canlı kılacaktır. Özellikle Risale-i Nurdaki Onuncu Söz, Yirmi dokuzuncu Söz, İşarat’ül İ’caz’daki “ve bil ahiratuhum yukinun” (Bakara; 5) ayetinin tefsirindeki medarlarda anlatılan hususlarla beraber Yirmi sekizinci Söz’ü ve İşarat’ül İ’caz’daki Bakara 25’in tefsirinde anlatılan yerleri iyi hazmedebilirsek, ahirete imanımız parlayacak ve cennete iştahımız artacaktır.
Özetle söyleyecek olursak; Allah’a iman içimizde itici bir kuvvet, cennete iman önümüzde çekici bir kuvvet olursa daima canlı, hareketli ve ciddi olabileceğiz. Gevşeklik bizim semtimize uğrayamayacak ve hatta rüyalarımıza bile giremeyecektir.

3- Hadid suresi 16. Ayette de geçtiği gibi, Allah korkusu, Allah mehafeti kalbimize iyice yerleşmelidir.

4- Zikr-i ilahi bütün mertebeleriyle hayatımızda tatbik görmeli ve hayatımızda yaşamalıdır. Kavlî, kalbî ve halî zikirleri kendi içindeki mertebeleriyle yaşayabilirsek bizde bir gevşeklik ülfet ve ünsiyet olmayacaktır.

5- Kalbî hayatımıza fevkalade dikkat etmeliyiz. Bu husus Üçüncü Lem’a , On yedinci Söz’ün ikinci makamı, On sekizinci Söz, Yirmi dördüncü Söz’ün ikinci dalı, Yirmi dördüncü Mektub gibi yerlerde anlatılan hususlarla takviye edilebilir.

Ayrıca Hocaefendi’nin Kalbin Zümrüt Tepeleri’nde anlattığı hususlar da, müzakere ve mütalaa edilmelidir.

6- Takva sahibi olmalıyız. Haramlara, günahlara karşı ve hatta şüpheli şeylere karşı bile çok dikkatli olmak suretiyle duygularımızın ölmemesine veya sönmemesine azami dikkat etmeliyiz.

7- İradesi güçlü ve gevşeklik nedir bilmeyen büyük zatların hayatını çok iyi bilerek onları daima model olarak görmeli ve onlara benzemeye çalışmalıyız. Bu hususta yazmış olduğum şu makaleyi okuyabilirsiniz; http://www.necdeticel.com.tr/haberler/orucun_irade_egitimine_bakan_yonu.html

8- Ayrıca hizmetin içinde de olsa gevşek insanlarla irtibat kurmamanızı tavsiye ederim. İradesi, azmi, kararı, güçlü olan, daima heyecanlı, coşkulu arkadaşlarla beraber hizmet edilmesi de bu hususun önemli unsurlarındandır.
Bu anlattıklarım “hizmette ciddiyet”e dair hususlardı.
Hizmet içinde kardeşler arası uhuvvet meselesine gelince;

Bu husus da gerçekten çok önemli bir husustur. Yukarıda da dediğim gibi, Yirminci ve Yirmi birinci Lem’alar ile Uhuvvet risalesi olan Yirmi ikinci mektub müteaddid defa okunmalıdır.

Bu hususta “Vahdet Ruhu” diye kaleme aldığım kitapta bütün yönleriyle bu hususu okurlarla paylaşmaya çalıştım, oraya bakılabilir.

Ayrıca rahmetli İbrahim Canan beyin kaleme aldığı ve Hocaefendi’nin önsöz yazma lütfunda bulunduğu “Sulh Çizgisi” kitabının da müzakere edilmesini tavsiye ederim.

Ve daha önce bu konuyla alakalı yazmış olduğum şu makaleyi de okuyabilirsiniz;

http://www.necdeticel.com.tr/haberler/dinimizdeki_uhuvvetin_yeri_ve_onemi.html

Sorduğunuz için teşekkür eder, uhuvvetinizin ve ihlasınızın artmasını dilerim.

Necdet İçel

Bu yazı 20/02/2012 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 253 kişi tarafından okunmuştur.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Tweet Tweet