Günün Sözü: *Ağır sözler, ağır özlerden çıkar.
Sitede şu an 29 kişi var. Toplamda 3,497,287 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
ARAMA:


KAMİL İGAN

KAMİL İGAN
(D. TARİHİ: 16.07.1945 - Ö.TARİHİ: 21.12.1971)


Baba ve annesi Bulgaristan -Şumnu yöresinden gelmiş olup Mütevelli kasabasına yerleşmişler. Kamil amca burada dünyaya gelir. İlkokulunu Mütevellide bitirir. Ortaokulu İzmir-Buca'da yatılı okur. Daha sonra Manisa'da esnaflığa başlar. Beyaz eşya ticareti ile meşguldur. Askerliğini Urfa'da yapar.

Eşi Fatma hanım ile 11-01-1969 da evlenir. Bir kız çocukları olur. Babasının vefatında kız bebek yirmiiki aylıktır. Trafik kazasında vefat ettiğinde beş kişi içinde en genç olanıdır.(26 yaşında) Eşi Fatma hanım 19 yaşındadır. Kendini tek kız çocuğuna adar. Onunla meşgul olur kendi babasının yanında kalır, sadakat ve bağlılık örneğini gösterir. Genç kalmasına rağmen evlenmez..

Kızı İlknur hanımdan iki torunu olmuş bir torununa isim olarak dedesinin ismi olan Kamil adı konur. Kamil şu anda lisede okumaktadır. Küçük torun Emre ise ilköğretimde okumaktadır.

KAMIL İGAN'IN EŞİ FATMA HANIM ANILARINI ANLATIYOR:


'Eşim Bediüzzamanı ve eserlerini bilirdi, tanırdı. Bir defa Isparta mevlidine beraberce gittik, ziyaret edilecek yerleri gezdik gördük. Beraberce ilk uzak gezimizdi. Aynı yerlere yıllar sonra 35 yıl sonra, torunum Emre ile gitmek nasip oldu bu beni çok duygulandırdı. Onun hizmet çizgisinden bir sapma olmadan, torunum ile yağmur yüklü bulutlar gibi. His ve duygu ağırlıklı eski günlerinizi yadetmiş olduk.


Kur'anı Kerim'i Hafız İsmail Hakkı hocamızdan öğrendi. Ezberi çok kuvvetliydi. Abdestsiz hiç gezmezdi. Masada yemek yemeyi istemez, yer sofrasını sever, bir dizini diker, öyle yerdi. Yemeğe tuz ile başlar tuz ile bitirirdi. Onun hayatı bize örnek oldu. Eski günlerdeki aileler arası samimiyet daha iyiydi. Bir gece Nusret abi çoluk çocuk bizi çağırdı, yemeğimizi yedik ondan sonra gönderdi. Ailece kaynaşma vardı. Benim bebeğim 7 aylık doğmuştu. Şimdiki imkanlar yoktu. Pirinç ıslatılır, havanda döğülür, ezilir öyle bebeğe mama yapılırdı. Leman teyzem benim bebeğim için pirinç döğüp bana verdi, ben o gün çok sevindim. Yine pikniğe gidilecekti. Bizi de unutmaz pikniğe beraberce giderdik.

Kazadan sonra Mustafa Sungur abi taziye için geldi. Memduh Hoca da taziye için geldi. Eşimin fotoğrafını ve babasının fotoğrafını yanyana yaptırmışlar bana verdi. Bu fotoğraflar işte Memduh hocanın yaptırdığı fotoğraflar.

İsmail Hakkı hocamız Anlatıyor
:

Kamil İgan kardeşimiz görev yaptığım camiiye namaz kılmaya gelirdi. O zaman onsekiz, ondokuz yaşlarında idi. Kareli siyah bir paltosu vardı. Benim dikkatimi çekerdi. Ben camiiden çıkmadan o erken gidiyordu. Bu genci Faruk Abi'ye tarif ettim. 'Onunla tanışmak görüşmek istiyorum' dedim. Dershanede ilk defa görüştük. 'Bana her gece gel dedim'. O 'Ben gelemem' dedi. 'Ben spor ile uğraşıyorum, voleybolum var ve sinamaya giderim' dedi. Haftada iki üç gün gelirdi. 'Daha sonraları sohbetlerin güzelliğinden, faydalı oluşundan dolayı zamanla diğerlerinden vazgeçtim(sinema ve voleybol).' dedi.Evi camiiye yakındı. Bodrum gibi bir yer vardı orayı mescid gibi yaptı, kendisi ile orada Lemaat'ı okuduk.

Bu yazı 12/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 530 kişi tarafından okunmuştur.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Tweet Tweet