Günün Sözü: Kurban bize; '' Biz bu cihana sahip olmak için değil, şahit olmak için geldik.'' dersini verir.
Sitede şu an 51 kişi var. Toplamda 3,083,428 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
ARAMA:


İZMİR'DEN HAKAN ALBAYRAK'A CEVAP GELDİ

Hakan Albayrak’a Açık Mektup!

Değerli, meraklı ve araştırmacı Hakan Albayrak Bey…! Hüsn-ü zan içerisinde olduğunuzu, önemli olan Hakk’a hizmet olsun iştiyakı içinde bulunduğunuzu ve doğruların peşinde koştuğunuzun farkındayım. Bütün bunları yaparken günlük hadiselere bakarak, bazı temel ölçülerimizden taviz vermenizi doğru bulmadığımı ifade etmeliyim.

“Tenkid istifade nurunu söndürür.” derler. Fethullah Hocaefendi gibi büyük şahsiyetler, Türkiye, İslam dünyası ve hatta insanlık dünyası için geleceğimiz açısından çok büyük şans ve doğrusu bir lütuf olduğunun farkındasınızdır herhalde. Bu zatları çok iyi değerlendirip, onları anlamaya çalışmanız gerekirken, tenkid nazarıyla bakmanızı doğru bulmuyorum. Hele basın dünyasında, efkar-ı âmme karşısında yıpratmaya çalışmanızı asla ve kat’a tasvip etmem.

Fethullah Gülen Hocaefendi’yi 1969 senesinden beri iyi tanırım, hala tanımaya çalışıyorum. Talebesiyim. Kendisinden Arapça, hadis, fıkıh, fıkıh usulü dersleri almaya çalıştım.

Hadisleri okurken ezberden okuduğunu çok iyi bilirim. Kütüb-ü Sitte’yi, hatta Kütüb-ü Tis’a’yı ezberden bildiğini biliyorum. Hadisleri okuyup anlatırken hadislerin başındaki “ricali” ezberden okuyan, “cerh ve ta’dil”lerini yapan, “Sahabe-i kiramla beraber 50.000 hadis ricalini babamın oğlu gibi tanırım.”diyen yine Fethullah Gülen Hocaefendi’dir. Şahitliğim vardır, öyledir.

Okuduğu beyti tekrar etmemek şartıyla bizlere dört gün şiir okuyabilecek şiir gücüne ve hafızasına sahip olan da O’dur.

1966 senesinden beri yaptığı bütün vaazları, verdiği konferansları, yazdığı eserleri, yaptığı hizmetleri ayandan ayan, beyandan beyandır. Bütün dünya görmekte ve takdirle seyretmektedir.

Şu ana kadar fikirlerinde isabetlilik, hadiselere bakışında basiretiyle bizleri aşan enginliği olmuştur. Ayağının ucunu göremeyen bizler, O’nun ufkuna gerçekten hiçbir zaman yetişememişizdir. Hadiseler sürekli olarak O’nu haklı çıkarmıştır. Bu hususta pek çok hadise zikredebiliriz.

Hocaefendi’nin tefsire vakıf olmadığı, hadis-i şerifleri bilmediğini söyleyebilir misiniz?
44 seneden beri zühd-ü takvasıyla anlattıkları ve hayatı meydanda olan bu zatı hala tanıyamadı ve sıradan birisi zannediyorsanız ayıp etmiş olmuyor musunuz?

Şehitliğin ne demek olduğunu kimlerin şehit olabileceğini bilemeyeceğini mi zannediyorsunuz?

Amerikan basınında çıkanları tercüme edenler ne kadar isabetli tercüme edebilmişlerdir? Dergi, yaptığı demeçleri ne kadar O’nun maksadına uygun olarak okurlarına aksettirebilmiştir?

Acaba Hocaefendi’ye gidip gelen gazetecilerin birkaç cümlesi orada anlattıkları fikir ve cümle bütünlüğünü ne kadar yansıtabiliyor?

“Bir fâsık size bir haber getirirse onu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınızdan pişman olursunuz.”hakikati size ne anlatıyor?

Haberi getiren fâsık olmayabilir. Haberinde fısk vardır. İyice araştırmanız gerekmez miydi?

İslam ve insanlık dünyasının kendisine teveccüh ettiği böyle bir zatı cetvel-kalem yazınıza almanızı doğrusu siz gibi ciddi bir insana yakıştıramadığımı söylemeliyim.
Herhalde Amr bin Cemûh’u ve o anlattığınız hadiseyi Hocaefendi çok iyi biliyordur. Kendisinden ve vaazlarından, bunu kaç defa ağlayarak anlattığını çok iyi hatırlarım.
Şunu söylüyorum ki; Hocaefendi’ye tenkid nazarıyla, taaruzan-tasakutan hücum eden bir mantıkla yaklaşmaktan daha ziyade, anlattıkları ve eserleriyle O’nu anlamaya çalışmanız sizler için ilerde mahcup olmamanız açısından daha iyi olacaktır kanaatindeyim.

33 sene dehasıyla İslam dünyasını en ağır şartlarda idare eden Sultan Abdulhamid’i çok sonra anlayıp, ağlayıp özür dileyenler gibi olmamanızı dilerim.

Dünya konjektöründe hadiseleri çok iyi bilen, dünyada o kadar okul açmış, haber ajanslarıyla habercilik, gazetecilik, televizyonculuk yapan dostları olan bir insanın Türkiye, Filistin, İsrail ve dünya münasebetlerini göremeyecek, bilemeyecek bir zat olduğunu zannediyorsanız, aldanıyorsunuz.

Yeni Şafak gazetesini de okurum. Her okuduğumda Hakan Albayrak’ın yazısı varsa okumadan edemem.

Sevgi, selam ve dualarımla…

Bu yazı 09/10/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1640 kişi tarafından okunmuştur.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Sayfalar: 1
Tweet Tweet
Albümler