İtikad mezheplerinin ihtilafı
Günümüzde ehl-i sünnet akidesine inanç ve bazı teferruatlarda ihtilafa düşen itikadi fırkalar mevcuttur; Neccariye, Şia, Caferiyye, Mu'tezile, İsmailiyye vb… Bir insanın akidesi insanı küfre sürükler mi?
Değerli kardeşim,
İslam dini tevhid dinidir. Bir mü’min de muvahhiddir. Allah’ı zatında, sıfatlarında, fiillerinde bir kabul etmek O’nu yegane mabud ittihaz etmek ve O’nun hakimiyetini kabul etmek demektir.
Böyle bir tevhid anlayışı, bütün müslümanlarda ırk, dil, bölge ayrımı olmadan kabul edilmiştir. İslam dünyası sahabe-i kiramdan bugüne kadar bu ana gövde üzerinde devam etmiş ve gelmiştir.
Ehl-i sünnet vel cemaat diye de anılan bu ana gövde, dini ıstılahda; dini anlama ve yaşamada Efendimiz’in (s.a.s) sahabenin yolunu izleyen onları rehber kabul eden, Allah’ın kitabını ve Efendimiz’in sünnetini rehber edinen ümmet çoğunluğu anlamında kullanılan bir tabir olmuştur. Bu büyük ve nurani toplum Efendimiz’in (s.a.s) sünnetine bağlı ve cemaat ruhundan ayrılmadığı için, ehl-i sünnet vel cemaat adıyla da anılmış, “ehl-i hak” tabiriyle de çoğunlukla ehl-i sünnet anlaşılmıştır.
Ehl-i sünnete hadis-i şerifte geçen “kurtuluşa erenler” ifadesinden hareketle “fırka-i Naciye” adı verilmiştir.
Ehl-i bid’a kelimesi ise; lügatta “dinle ilgili yeni görüş ve davranışları benimseyenler” manasına gelirken, dini ıstılahta akaid sahasında Efendimiz’in (s.a.s) sünnetini terk ederek, onların izledikleri yoldan ayrılan, İslam ümmetinin çoğunluğunu yani ana gövdesini oluşturan ehl-i sünnete muhalefet eden mezhep ve gruplar anlamında kullanılmıştır.
Ehl-i bid’a tabiri ehl-i sünnet tabirinin karşıtıdır. Galiyye, batınıyye, yezidiyye gibi ehl-i bid’a sayılan mezheplerin bir kısmı, görüşleri itibariyle İslam ve iman çerçevesinin dışında kalırlar. Bir kısmı da sünnete aykırı davranmış olurlar fakat görüşleri kendilerini din dışında bırakmaz. Bunlar ehl-i kıbledir ve İslam ümmetine mensupturlar. Hariciyye, Mu’tezile, Şia vb.
Demek ki ehl-i sünnet inancının dışında kalan her gruba kafir denmez. Sadece günahkar olurlar. Ama ehl-i sünnetin dışında kaldığı halde, iman ve İslam’ın dışında kalanlar da vardır. Yukarıdaki paragrafta izah edildiği gibi…
Ehl-i sünnetin dışında kalan itikadi mezhepler, “ehl-i bid’at” ve “mübtedia” adıyla anılmışlardır. Ehl-i bid’ata akaid konularında beşeri düşünce ve meyillerine uydukları için “ehl-i ehva”, bir takım sapık görüşlere saplanıp dosdoğru yoldan ayrıldıkları için de “fırak-ı dalle” veya “ehl-i dalal” de denilmiştir.
Bu mezhepleri Mu’tezile, Hariciyye, Şia, Mürciyye, Müşebbihe ve Cebriyye olmak üzere altı grup içerisinde ele almak mümkündür.
Sorunuzda geçen Caferiyye ve İsmailiyye mezhepleri ise itikadi mezhepten ziyade Şia içerisindeki ameli mezheplerdir. Biz ana meselemiz ise itikadi noktalardaki imanımız ile alakalı olan husustur.
Her bid'at dalalettir, Her mübtedi (yeni bir şey ortaya koyan) dâldir (sapıtmıştır, doğru yoldan ayrılmıştır); fakat her dâl olan (doğru yoldan ayrılan), ehl-i nar değildir, yani azabı hak edip Cehennemlik olmaz" şeklinde bir rivayet vardır ki, bid'at veya dalalet ehli, maksadın, niyetine göre, ya mâzu olur, Cenabı Hak affeder veya günaha girer, azam ile karşı karşıya kalır. Hz. Peygambere muhalefet etmek, ona aykırı ve zıt bir şeyler ortaya koymak arzusu ve niyeti içinde değilse, isabetli bir görüş veya fiil ortaya koyamadığı için mazur sayılır.
Sorduğunuz için teşekkür eder, Allah’a emanet ederim.
Necdet İçel
Bu yazı 21/02/2012 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 299 kişi tarafından okunmuştur.