İstişare ve sohbet adabı
İstişare ve sohbet adabı hakkında bilgi verir misiniz? Etrafımızda bunu bilmeyen insanlara nasıl anlatmalıyız?
Değerli kardeşim,
İstişare Allah’ın bize bir emridir.
“…İş konusunda onlarla istişare et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.”1
“Onlar öyle kimselerdir ki Rab’lerinin çağrısına kulak verip, namazı hakkıyla ifa ederler. İşlerini istişare ile yürütürler, kendilerine nasib ettiğimiz imkânlardan hayırlı işlerde sarf ederler.”2
İstişarenin önemiyle alakalı da Efendimiz (sav) şöyle buyurmaktadır;
“İstihâre eden aldanmaz, istişâre eden pişman olmaz, iktisâd eden (tutumlu harcayan) yoksul olmaz.”3
"Allah bana farzları yapmamı emrettiği gibi, (istişâre yoluyla) insanları iyi idare etmemi (müdâretu'nnâs) de emretti"4
İstişare yapmak cüz’i akıldan külli akla yükselmektir. Bir kişi yanılabilir, iki kişinin de yanılma ihtimali vardır, üç kişi cemaattir ve Cenab-ı Hakk cemaati yanlışla ittifak ettirmez.
İstişarenin ehemmiyetiyle alakalı Üstad Bediüzzaman hazretlerinin Hutbe-i Şamiye’sinde alem-i İslam’ın çöküşünün altı önemli sebebine dikkat çektiği yerde, beşinci sebep olarak, “çeşit çeşit sâri hastalıklar gibi intişar eden istibdat” tespitinde bulunmuştur. İstibdat, çöküşün önemli bir sebebidir. İstibdatın ilacı ise istişaredir. Demek ki istişare yapmayan toplumlarda istibdat hastalığı, bulaşıcı bir hastalık olarak kendini gösterecek ve toplumları orta çağa itecektir. Bediüzzaman hazretleri bu istibdat hastalığının ilacı olarak meşveret-i şer’iyenin esas olmasını ele almış ve orada izah etmiştir. O kaynağa bakmalısınız.
Siz bana istişarenin adabını sorduğunuz için ben de bu hususu bazı yönleriyle kısa kısa maddeler halinde sunmak istiyorum.
1- İstişarenin önemine, lüzumuna ve bereketine çok iyi inanılmalıdır. İstişaresiz işler ebterdir.
2- İstişare edilirken bütün fertlerin enaniyetten, tarafgirlikten, hissi davranmaktan, peşin hükümlülükten ve şahsiyetlerini öne çıkartmaktan şiddetle kaçınmaları gerekmektedir. Başka bir deyişle istişare yapacak kimselerin hakperest olmaları ve Hakk’ın hatırını âlî tutmaları şarttır.
3- İstişare yapılan kimseler güvenilir kimseler olmalıdır; “Müsteşar (kendisiyle istişâre edilen kişi), güvenilen bir kimse (olmalı)dır."5 hadis-i şerifi de buna âmirdir.
4- İstişare yapılan kimse her ne pahasına olursa olsun, hakkı ve doğruyu ve doğru bildiğini söylemelidir. "Biriniz (din) kardeşine danıştığı zaman, danışılan kimse ona hak ve doğru bildiğini söylesin."6 hadis-i şerifi de buna âmirdir.
5- İstişare edeceğimiz kimseler istişarenin mevzusu olan mesele ile alakalı kimseler olmalıdır. Mühendislik mevzusunda berberle istişare edilmez. Saat bozulunca terziye sorulmaz. Aynen bunlar gibi hangi sahada istişare ediyorsak, o sahanın erbabı ile istişarelerimizi yapmalı ve onların görüşlerini geçerli saymalıyız. “Azm, görüş sahipleriyle istişâre etmek ve onların görüşlerine uymaktır.”7 hadis-i şerifi de buna âmirdir.
6- İstişarede ceffel kalem konuşulmamalıdır. Zira bizim vereceğimiz fikirlere göre iş kararlaştırılırsa, bunun bir mesuliyeti ve ahirette bir hesabı olacağı şuuruyla hareket edilmelidir. “Kim bilmeden fetvâ verirse, yapılan işin günâhı, o fetvâ verene gider. Kim müslüman kardeşine bile bile yanlış yol gösterirse, ona hiyânet etmiş olur.”8 hadis-i şerifi de bu hususa dikkat çekmektedir.
7- İstişarede bize bir şey sorulduğu zaman eğer o hususta bir bilgimiz varsa aleyhimizde dahi olsa o hususu gizlememeli ve hakperestlik ölçüleri içinde orada ifade etmeliyiz. “Kişiye bildiği bir şey sorulduğu zaman onu gizlerse; Allah, Kıyâmet günü o kimseyi ateşten bir gemle (yularla) bağlar.”9 hadis-i şerifi de bu hususun önemli belgesidir.
8- Hizmete müteallik istişarelerde, istişarenin bir söz keseni vardır. Yani imamı vardır. İmam cemaatin fikrini sorup, istişareden sonra farklı bir karar verebilir. Ve cemaat de dini ölçüler içerisinde ona uymak mecburiyetindedir. Tıpkı namaz kılarken üçüncü rekatta ayağa kalkacakken oturan bir imamın “sübhanallah” ile ikaz edilmesine rağmen oturduğunda, cemaatin de oturmaya mecbur kaldığı gibi… Fakat mesuliyet makamında bulunan kimsenin cemaatini dinç ve dinamik tutmak ve iş yapma gücü kazandırabilmesi için cemaatinin ekserisinin aldığı karara uyması, kitle psikolojisi açısından da oldukça önemlidir. Bu hususta Efendimiz (sav), Hz. Ebûbekir ve Hz. Ömer için: “Siz bir danışmada oy birliğine varırsanız, ben size aykırı hareket etmem.” demiştir.10
Efendimiz de (sav) Uhud’a çıkarken, kendi fikrinin farklı olmasına rağmen cemaatinin ekseriyetine uyması, bunun en net misalidir.
9- Cimri ile, korkak ile, kul hakkına riayet etmeyen kimse ile, çok yemin ederek konuşan ile, fasık ve facir ile istişare edilmez.
10- Daha öncelerde kulisler yapıp insanlara kendi fikrini empoze ettikten sonra bir şekilde dayatmacı anlayışla mevzuları meşveret meclisine getirerek istişare yapılmaz.
11- İstişarelerde zaman kaybetmemek için önceden hazırlık yapılmalı, soracağı şeyleri istişareye getirilecek hususları not almış olarak gelmeli ve istişare esnasında mantık terazisinden şaşmamalı, belli disiplinlerden uzaklaşmamalıdır. İstişare adı altında tüketilen saatler, eriyen dakikalar, kağıda yazmadığı ve hazırlanmadığı için irticali konuşmanın kahramanlığına soyunan ifade özürlülerinden olmamalıyız.
12- İstişarede fevkalade samimi ve hakperest olunmalıdır. Meseleler hakikatler ışığında ortaya konulduktan sonra nefsimize rağmen onları kabul ve teslim etmeliyiz. Gıybet etmemek, kayd-ü şartıyla yanlışlar, kusurlar ve hatalar varsa onları gündeme getirmemizde bir mahsur yoktur.
13- Üst düzeyden gelen istişare kararlarını tekrar istişareye yatırmak istişare adabına terstir. Yukarıdan gelen istişare kararlarını aynen kabul edip, onların nasıl tatbik edileceği ve ne şekilde sonuca ulaştırılacağı mevzusunda istişare yapılmalıdır. Ve bu hususla alakalı bütün görüşlerimizi söyleyebiliriz.
14- İstişare yaparken münakaşadan ve lüzumsuz cedelleşmeden sakınmalıyız. Muhataplarımızı rencide etmeden görüşlerimizi gayet yumuşak bir üslup ile nazik bir ses tonuyla ifade etmeliyiz.
15- İstişare muhataptan işaret beklemektir. Meseleyle alakalı işaretlerimizi nazik bir şekilde ifade etmeliyiz. Asla ve kat’a emrediyor gibi ve ukelalık yapacak ifadelerden kaçınmalıyız.
16- İstişare esnasında kendisinden farklı görüşleri sabırla sükunla dikkatlice dinlemeliyiz. Muhatabın görüşlerine muhalefetin akli ve mantıki, şer’i ölçülerle ele almalıyız. Fikirlere muhalefet, şahıslara muhalefet manasında anlaşılmamalıdır. Şahıslara karşı saygımızı, sevgimizi, ifade etmeli ve muhatabı rencide etmemeliyiz.
17- İstişareden çıkan kararlar azimle ve sebatla tatbikat safhasına konulmalıdır. Kendi fikrine uygun karar alınmasa bile, daha sonra hiç kimse alınan karara muhalefet etmemelidir.
18- İstişare ile alınan kararlar tatbik edilirken bazı arızalar ve neticesizlikler ortaya çıkarsa, kişi kendinin haklılığını ortaya koyarcasına “ben dememiş miydim? Böyle olursa yanlış olur…” gibi ifadelerle yapılanları asla ve kat’a tenkit etmemelidir. Efendimiz’in (sav) Uhud dönüşünden sonra Medine’de kalıp müdafaa yapalım diyenler haklı çıkmasına rağmen, Medine dışında düşmanla çarpışmak isteyenleri tenkit etmemeleri oldukça önemlidir.
Sohbet adabı sorunuza gelince;
Daha önce yazmış olduğum bu makaleyi arkadaşlarınıza anlatmalısınız.
http://www.necdeticel.com.tr/haberler/sohbet_veren_kisinin_yapmasi_gerekenler.html
Takvalı günler diler, Allah’a emanet ederim.
Necdet İçel
1- Al-i İmran; 159
2- Şura; 38
3- Taberânî, el-Câmiu’s-Sağîr, Keşfu’l-Hafâ, 2/242
4- Suyûtî, Hasâisu'l-Kübrâ, Kahire, 1967, s. 125; Kütüb-i Sitte, 16/127
5- Ebû Dâvud, Edeb 114; Tirmizî, Zühd 39, Edeb 57; İbn Mâce, Edeb 37
6- İbn Mâce, Edeb 37
7- İbn Kesîr, Tefsir I/420
8- Ebû Davud, İlm 8, hadis no: 3657
9- Ebû Dâvud, İlm, Bâbu Kerâhiyyeti Me’i’-llm
10- Ahmed bin Hanbel, 5/227
Bu yazı 04/01/2012 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 428 kişi tarafından okunmuştur.