İşçi Hakları
Bir hukuk terimi olarak işçi; başkasına ait bir işi veya hizmeti bir ücret karşılığında yapmayı üstlenen ve belli bir bedele mukabil meşru olan o işi yapmak üzere emeğini kiraya veren kişi anlamına gelmektedir. Bir emek, bir enerji ve zaman harcadığına göre işçinin de bir hakkı vardır.
İşçi hakları insanlığın ilk dönemine kadar uzanır. İlk işçi Hz. Adem'dir.
Hz. Adem Allah'ın emriyle meleklerin yardımıyla Kâbe'yi inşa ettikten sonra Hz. Adem Allah'a: “Ya Rabbi! Her çalışanın bir ücreti vardır. Emrettin, Kâbe'nin inşasında bir işçi olarak çalıştım. Benim ücretim nedir?” diye sual etti. Hz. Allah: “Senin ücretin, senin ve senin neslinden gelenlerin Kâbe'yi tavaf ettiklerinde günahlarının affolmasıdır.” buyurdu.
Ücret karşılığında işçi çalıştırmanın ya da işçi olarak çalıştırmanın meşruluğu kitap, sünnet ve icmâ delillerine dayanır.
İşçi haklarının tarihî derinliklerine Kur'ân-ı Kerîm ve sahih hadisler İslam'dan önceki dinlerin ve geçmiş insanlık tarihinin ücretle çalışma ve çalıştırma uygulamalarından misaller verilerek bazen de doğrudan hükümler serdedilerek bu husus üzerinde durulur.
Hz. Musa'nın kendisine peygamberlik verilmeden önce Mısır'dan ayrılarak Medyen yöresine gittiği, orada davarlarını sulamaya çalışan iki kız kardeş gördüğü, onlara yardım ettiği ve kızlardan birisinin: “Babacığım! Bunu işçi olarak tut! Zira senin çalıştığın en iyi adam, böyle kuvvetli ve güvenli olmalıdır...”(Kasas:27) Başka misallerde verilebilir.
“Artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların haklarını ve ücretlerini eksiltmeyin, halka haksızlık yapmayın.”(A'raf: 85)
“Sonra boşadığınız eşlerle ilginiz kesilince sizin hesabınıza çocuklarınızı emzirirlerse, ücretlerini verin!
Aranızda ücret işini meşru çerçevede, uygun olarak güzellikle görüşüp sonuçlandırın.
Eğer annenin çocuğu emzirmemesi sebebiyle sıkıntıya düşerseniz, bu takdirde baba, ücret vererek bir başka kadın bulacaktır.”(Talak:6)
Başka bir ayette ise, “İnsan, emek ve gayretin neticesinden başka şey elde edemez.”(Necm:39) buyurarak, insanın ancak çalıştığının karşılığını alacağını anlatmaktadır.
Efendimiz (sav)'de; “Hiç kimse kendi elinin emeğinden daha temiz bir kazanç elde edemez.” buyurmuş ve bu hususta Hz. Davud'u örnek göstermiştir.”(İbn-i Mace, Ticaret:1)
Daha dikkat çeken, Resul-ü Ekrem Efendimiz çocuklarının rızkını sağlamak veya anne ve babasının ihtiyaçlarını karşılamak ya da kendi ekmeğini kazanmak için evine çıkan bir insanın evine döneceği ana kadar Allah yolunda olduğunu söylemesiyle çalışmaya (emeğe) ne kadar kutsiyet kazandırmıştır.
Ebu Hureyre'nin naklettiği bir rivayette ise Peygamber (a.s.m) şöyle buyurması; “Bir işçiyi ücretle tutup çalıştırdığı halde, ücretini vermeyen kimseye kıyamet günü ben onun hasmıyım” laftan anlayana ne ağır bir ifadedir.
Emekçilerin, işçi haklarını savunanların, sosyalistlerin kapitalizmin ağır pençesine bakıp da İslam'a, Kur'ân-ı Kerîm'e soğuk kalmamaları gerekmiyor mu?
Gerçek insanlık, büyük ve gerçek insanlık olan İslamiyettedir. İşçilerin bayramlarını kutlarım...
Bütün işçi ve emekçilere binler selam ve dualarımla...
Necdet İÇEL
Bu yazı 28/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 694 kişi tarafından okunmuştur.