HZ. MERYEM'E GELEN 'RUH'
Meryem Suresi’nde ise 16. ayetten başlayan kıssa 40. ayete kadar Hz. Meryem ve Hz. Mesih’in hilkati ile alâkalı hususları ifade ederler.
“Kitap’ta Meryem’i de an. Hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmişti”
“Onlardan gizlenmek için de bir perde germişti. Derken Biz de ona ruhumuzu göndermiştik de, tam bir insan olarak görünmüştü ona.”
“Rahmana sığınırım senden, dedi. Eğer takva sahibi isen.”
“O da Ben, ‘Rabbin’in sana tertemiz bir oğul vermek için gönderdiği bir elçiden başka bir şey değilim’ dedi.”
“Meryem: ‘Benim nasıl bir oğlum olabilir ki, bana hiçbir beşer dokunmamıştır. Ve ben kötü kadın da değilim’ dedi.”
“Bu böyledir, Zira Rabbin; bu Bana kolaydır, onu insanlar için bir ayet ve katımızdan bir rahmet kılacağız, buyuyor, dedi. Ve iş olup bitti.”
Meryem Suresi 17. ayetinde geçen “…Derken Biz de ona ruhumuzu göndermiştik de, tam bir insan olarak görünmüştü ona.“ ayetinde geçen, gönderilen ruhun Cibril-i Emin olduğu söylenmiştir. Mücahit, Dahhâk, Katâde, İbn-i Cüreyc, Vehb b. Münebbih ile Süddî , “...Derken Biz de O’na ruhumuzu göndermiştik...“ ayetinde Cibril’in (as) kastedildiğini söylerler.
Nitekim Şuara Suresi 193-194 ayetlerinde Cibril’e Ruh’tan dendiği ayetle ifade edilir. Meryem Suresi 19. ayeti de 17. ayet de geçen o ruhun kim olduğunu tasrih eder. “...Ben, Rabbin’in sana tertemiz bir oğul vermek için gönderdiği, bir elçiden (Cibril) başka bir şey değilim, dedi.“ ifadesi de o ruhun Cibril olduğunu tasrih ediyor.
Meryem Suresi’nin 21. ayetinin sonunda: ''…Ve iş olup bitti'' cümlesinin, Cibril’in Meryem’e olan sözlerinin devamından olması muhtemeldir. Cibril Meryem’e haber veriyor ki, bu iş Allah’ın ilminde, takdirinde ve dilemesinde olup bitmiş, takdir buyrulmuştur. Bu kısmın Allah’ın Hz. Muhammed’e (sas) haber verme cümlesi olması da ihtimal dâhilindedir.
Kur’an-ı Kerim’de “Ruh” kelimesi değişik kalıplarıyla 54 defa, 54 yerde geçer. Bu tekrarların genelinde baktığımız zaman “Ruh” kelimesinin farklı–farklı manalarda olduğunu görüyoruz:
1- “Akşamı” manasında,
2- “Ümit” manasında,
3- “Rahatlı” manasında,
4- “Ruh-u Kudüs veya Ruh-u Emin=Cebrail” manasında,
5- “Allah’tan gelen ruh, yüksek ruhanî değerler taşıyan” manasında,
6- “Vahiy” manasında,
7- “Rab’dan gelen bir emir” manasında,
8- “Vahiy ve nübüvvet” manasında,
9- “Ruh meleklerle beraber ifade edilen Cibril”dir. Meryem Suresi 4. ayette, Kadr Suresi 4. ayette, Nebe Suresi 3. ayette geçen “Ruh” . İmam-ı Mücahid’e göre buradaki ruh; “İnsanlığın yaptığı işleri yazmaya memur olan hafaza meleklerinin hafazası olan melektir”.
10- “İlim, irade prensibi gibi bir manevi hayat prensibi olan Kur’an’ı vahiy” manasıdır,
11- “Donanımlı hayat” manasında,
12- “Farklı bir kalıptan “Rîh” olarak Rüzgâr” manalarında da kullanılmıştır,
13- “Koku” manasında da kullanılmıştır,
14- “Güç-kuvvet” manasında da kullanılır.
“Ruh” kelimesinin bu kadar farklı manaları olduğuna göre, ruhla alakalı soruları da çok farklı yönleriyle ele almak ve anlamak gerekiyor.
Tahrim, Enbiya ve Nisa Sureleri’nde geçen asıl sormak istediğiniz noktaya gelince;
“Mahrem yerini, ırzını korumuş olan, İmran kızı Meryem’i de Allah örnek gösterdi. Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O, gönülden itaat edenlerdendir.”
Ayetinde geçen “…Biz ona ruhumuzdan üfledik…” cümlesinde geçen Ruh’dan maksat nedir? diye soruyorsunuz.
Bu hususta farklı mütealalar ve tespitler vardır:
1- “Ey Meryem hakikaten! Sen çok garip bir iş yapmışsın”, “Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi; annen de iffetsiz değildi,” diye iftira etmek isteyenlerin zannettikleri gibi töhmetli değil, eteği sağlam, temiz bir kızdı. “Fakat biz ona ruhumuzdan üfürmüştük” Bir cesetten değil, doğrudan doğruya ruhtan yani “kün” emriyle yaratılmış yüksek ve temiz bir hayat başlangıcı ve kuvvet olması hasebiyle Allah’a isnadından dolayı şereflendirilen ve ilahî bir emir olan mukaddes ruhtan, Cibril’den bir kelime üfürülür gibi ona İsa (as), Allah tarafından üfürülmüştür.
2- Bu ayetin muhtevası bize şu fikri vermektedir: Bir erkeğin sulbünde (belinde) meni hücresi, bir kadının rahminde yumurtalık hücresi nasıl yaratılıyorsa, bakire Meryem’in rahminde ikisi de öyle Rabbanî emirle yaratılıvermiştir.
Buna göre Hz. Meryem o üfürme anında hem dişi, hem erkek özelliğini toplayan fevkalâde bir seçilme, “Seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti.” buyurulduğu gibi âlemin kadınlarında görülememiş bir üstünlükle seçilerek, dıştan bir aşılamaya muhtaç olmaksızın kendine görünen ruhun (Cebrail’in) üfürmesinden gebe kalmıştır.
Bu ayette Meryem’in hem kadın hem erkek vasfıyla tasvir edilmesi: Arapça’da hê, müennes kadın için, hû de müzekker erkek için kullanılması, bu manayı anlatan bir delil gibi görünmüştür.
3- Enbiya Suresi’nde geçen benzeri “Irzını iffetle korunmuş olanı an! Biz, ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu bütün âlem için bir ibret kıldık” Bu ayet-i kerime de Hz. Meryem’e işaret eden zamirlerin hepsi müennes olarak ifade buyurulması dikkatimizi çekmektedir. Buradaki zamirlerin hepsi müennes olduğundan “Fîhe” zamirinin de semaî=işitmeğe bağlı müennes olan “Ferc” kelimesine gönderilme ihtimali olmakla beraber, diğer zamirlerden ayrılmaması için Meryem’in kendisine gönderilmiştir. Hâlbuki Tahrim Suresi 12. ayetinde müzekker zamiriyle “Fîhi” buyurulmuştu ve bu suretle diğer zamirlerden ayrılmış olmakla, dönüş yeri itibariyle elbette dikkat çekmektedir. Doğrusu, söz konusu zamirin “ferce” gönderilerek Enbiya suresi 91. ayette bulunan (Fîhe’yi) tefsir etmiş olmasıdır.
4-Arapça’da (fe, re, ce) maddesi (kelime kökü), lügatta açmak ve ayırmak manasınadır. Mastar olarak (Ferc) olarak ele alınırsa gam ve kederi açmak manasına geldiği gibi, isim olduğu zaman da şakk ve fürce gibi iki şey arasında ki açıklık manasına olarak herhangi bir yarığa, yırtığa, çatlağa ve aralığa denilir ve açıklık anlamıyla bilhassa insanın bacakları arası demek olan apış arası manasında hakikattir. Sonra bununla gerek erkek ve gerek dişinin avret mahalli olan uzvundan kinaye yapılır. Ve bu kinaye dişininkinde asıl anlamıyla beraber bulunduğundan dolayı daha fazla yaygın olarak kullanılmıştır. İnsanın çift olan organlarının isimleri Arapçada “semaî, müennes olduğundan” bu kelimenin de uzuv manasına gelmesi durumunda göz, kulak, el ve ayak gibi müennes olması gerekip dişi zamiri gönderilir. Diğerlerinde ise, iki şey arasındaki açıklık manası veya düşüncesiyle müennesliği de, müzekkerliği de caizdir. Kur’an’ın edebî üstünlüğü bu bilgi lafızlarını hep kinaye olarak zikreder.
İşte Enbiya Suresi’nin 91. ayetinde, yani Tahrim Suresi’nde bir müennes, bir de müzekker olarak ifade edilmesi, her iki zamirin mercinin ferc olduğunu gösterdiği gibi bundan maksadın bilinen uzuv değil, kinaye veya başka bir mananın olduğu da anlatılmış demektir. Onun için bu hususta İbn-i Abbas’tan nakledilen tefsirde, “Cebrail gömleğin yakası içine üfledi.” denilmekle bu üfürmenin aşağıdan değil, yukarıdan olduğu ifade edilmiştir. Üfürme tabir edilmesi de ruhun yayılmasıyla gebeliğin kabarmasından kinayedir.
Yukarıda aktardığım ruhun değişik manalarıyla meseleyi ele alacak olursanız burada Hıristiyanların zannettiği, itikat ettikleri gibi teslis yoktur. Hâşâ ve kella, Allah kendisi Meryem’e telkin ederek oğlu oldu şeklinde mevzuyu anlamak şirk ve küfürdür. Allah ise bütün bunlardan müstağnidir.
En doğrusunu Allah bilir.
Necdet İÇEL
Kaynaklar:
Tahrim: 12, Enbiya: 91
Nisa: 171
Meryem: 16
Meryem: 17
Meryem: 18
Meryem: 19
Meryem: 20
Meryem: 21
Sebe: 12
Yusuf: 87
Vaka: 89
Bakara: 87, 253 Maide: 110, Meryem: 17, Nahl: 103, Şuara: 52
Nisa: 171
Nahl: 2
İsra: 85
Gafir:15, Mücadele: 22
Meryem: 4, Kadr: 4, Nebe: 34
Şuara:52
Secde: 9, Hicr: 29, Sad: 72 Al-i
İmran: 117, Yunus:22, Enbiya: 82, Sad: 36
Yusuf: 94, İbrahim: 18
Enfal: 46
Tahrim: 12
Meryem: 27-28
Al-i İmran: 42
Enbiya: 91
Bu yazı 19/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 834 kişi tarafından okunmuştur.