Günün Sözü: *Ağır sözler, ağır özlerden çıkar.
Sitede şu an 19 kişi var. Toplamda 3,497,201 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
ARAMA:


Hz. İdris ve Tebliğ Metodu

Hz. İdris (as) Hz. Nuh’un babasının dedesidir. Babasının adı “Lemek”dir. Hz. Âdem’den sonra ve Hz. Nuh’tan önce gönderilen bir peygamberdir. Kur’ân’da ismi geçen peygamberlerden birisidir. Diğer adı “Ühnuh”dur.

Kur’ân’da Hz. İdris ile alâkalı sadece iki yerde bilgi vardır. Meryem sûresi 55-57. âyetlerinde ve Enbiya sûresi 85-86. âyetlerindedir.
Bütün araştırmalarıma rağmen bahsettiğiniz gibi Hz. İdris’in 72 dil bildiğiyle alâkalı bir kayda ve kaynağa rastlamadım. 72 ayrı kavmin ayrı dilleriyle anlattığına dâir bir kaydı, kayda değer eserlerde göremedim. Bildiğiniz kaynak varsa bildirirseniz memnun olurum.
Hz. İdris (as) ile Hz. Âdem (as) arasında bin yıllık bir zaman geçtiğine dâir bir rivâyet vardır.

Her peygamberin mu’cizesi veya mu’cizeleri vardır. Hz. İdris’in (as) mu’cizesi ise; ilk defa kâlemiyle yazı yazması, ilk defa elbise dikip giyinmesidir. Ayrıca, ölçü ve tartı aletlerini ilk defa kullanan, ilk defa silah yapan, yıldızlarla ilk defa meşgul olup astronomi ilmini ortaya koyan ve ilk defa hesap işiyle meşgul olan bir insan ve peygamber olduğuna dâir rivâyetler vardır.

Zemahşerî reddetse de Ahmet Cevâlikî “ders” kökünden “İdris - if’ıl kalıbından-” bir kelime olup, “öğretti, alıştırdı, eğitti” anlamında kullanılmıştır. Allah’ın kendisine verdiği 30 sayfalık suhufu çok okuyup incelediği için kendisine bu ismin verildiği zikredilir.
Tekvin kitabında anlatıldığına göre 365 yıl yaşamıştır. Nihâyet gözden kaybolur. Çünkü Allah onu almıştır.

İdris (as) uzun boylu, beyaz tenli, geniş göğüslü, iri karınlı, iri kemikli, vücudu hafif kıllı, gür saçlı, ince sesli, yumuşak yüzlü, kısa adımlı olduğuna dâir rivâyetler vardır.
Hz. İdris, Hz. Âdem’in ve Şit’in sahifelerini de, kalbinin üzerinde taşırdı. Remil ilmi, hey’et, nücûm, hesap, tıp, nebatların sırları, garip san’atlar, yazı yazma, dikiş dikme, terazi kullanma gibi meslek ve san’atları Hz. İdris (as) icat etmiştir.

Sahifelerinde semâvî sırlar, ruhânîlere hükmetmenin yöntemleri, varlıkların özellikleri gibi konulara dâir bilgiler vardır.
Çok sayıda talebesi olan İdris (as) yeryüzünde ilk defâ demiri keşfedip ondan aletler yapmış, ziraati geliştirmiş, deri ve kumaşlardan elbise dikmiştir.

Bütün taramalarıma rağmen Hz. İdris’in 72 dil bildiğine dâir bir rivâyete rastlamadım. Fakat çok müttakî ve zekî bir peygamberdi. Haftasını ikiye bölerdi. Üç gününde, insanlara hayrı ve iyiliği öğretir, dört gününde seyahat eder, seyahat esnasında da ciddî şekilde ibadet ederdi. Bir günde, bütün insanların ameli nisbetinde ameli Cenâb-ı Hakk’a yükselirdi.

Hz. İdris’in (as) çok lisan bilmesine matûfen tebliğin metodlarını soruyorsunuz.
Tebliğ ve irşadın genel metodları değişmez. Sorduğunuz noktadan bakacak olursak, insanlara anlatırken onların dilinden, anlayabilecekleri bir üslupla anlatılması şarttır.
Nitekim Cenâb-ı Hakk her kavme ayrı ayrı peygamber gönderdiğini, hem de kendi lisanlarından konuşan peygamberler gönderdiğini ifâde eder;
“Ve biz her gönderdiğimiz peygamberi, onlara apaçık anlatsın diye ancak bulunduğu kavmin diliyle gönderdik.”

Bütün insanlığa gönderilen İslâm ve Kur’ân’ı, bütün insanlığa duyurmakla mükellefiz.
Bir insanın pek çok dili öğrenip o yerlere kadar gidip Hakk’ı anlatabilmesi, teklif-i mâlâyutaktır. İslâm hiç kimseye tâkâtının üstünde bir yük yüklememiştir.

İhlâs risalesinde de anlatıldığı gibi tebliğ ve irşad hizmeti yapanlar kendi aralarında vazife taksimi yaparak, herkes ayrı bir dili öğrenip, o ülkelere gidip, Hakk ve hakikatı anlatabilirler.
Veya önemli zatın, çok verimli, bereketli kitaplarını o dillere tercüme edip, o ülkelere dağıtabilirler. O yerlerdeki hizmet yapanlar da fiilleriyle İslâm’ı temsil ederek, fiilî tebliğ ve irşad yapmak sûretiyle müslümanlığı imrendirebilirler.

Herşeyin bir kerâmeti vardır. En büyük kerâmet, samimiyetin kerâmetidir.
Dünyanın dört bir yanına dağılmış, samîmî hak erleri de, bugün aynı şeyleri yapmaktadırlar.
Cenâb-ı Hakk’ın, sizlerin aşkını arttırarak, hayatınızın sonuna kadar sizleri tebliğci eylesin.

Sorunuza geç cevap verdiğim için beni bağışlayacağınıza inanıyor, sizleri Allah’a emanet ediyorum.

Necdet İÇEL


Kaynaklar:

Beydâvî, Envârü't-Tenzil ve Esrârü't-Te'vil, Abdullah bin Ömer c:2, shf:37
Âlûsî Mahmut, Rûhu'l-Meânî, c:16, shf:105
Nesefî, Medârikü't-Tenzîl, c:2, shf:38
Zemahşerî Elkeşşâf, C: 2,shf: 513
Âlûsî Mahmud, Rûhu’l- Meânî, c:17, shf:105
Mevhub bin Ahmet el-Cevâlikî, El-Mu'arreb, shf:102-103
Tekvin, Bâb:5, shf: 21-24
İbn-i Kuteybe, shf:10
İbnü'l Esir, El-Meselü’s-Sâir fi edebî’l kâtibi ve’ş-şâîr, c:1, shf:54
Âlusî, Rûhu’l-Meânî, c:16, shf:106
İbrahim: 4

Bu yazı 08/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1125 kişi tarafından okunmuştur.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Sayfalar: 1
Tweet Tweet