Hz. Ali Isparta'ya gelmiş midir?
Böcüzade Süleyman Efendi’nin Isparta Tarihi eserinde; Hz. Ali’nin Isparta’ya geldiği, Isparta’da 4 sahabe mezarının bulunduğu ve Osmanlı zamanında da al-i beytin Isparta’ya getirildikleri anlatılıyor. Üstad’ın da Isparta’da hizmete başlaması bu bilgilerle çok manidar oluyor. Bu doğru mudur?
Değerli kardeşim,
Ülkemizin nur ve gür şehri olarak bilinen Isparta elbette çok farklı ve müstesna illerimizden bir tanesidir. Eğer böyle olmasaydı son devrin müstesna simalarından Üstad Bediüzzaman hazretleri orada yaşamaz ve o bölgeye defnedilmezdi. Üstad Bediüzzaman haşr meydanına da defnedildiği yerden çıkarak gelecektir. Kendisi Isparta’ya “mübarek belde” demiş, bazen de “taşı toprağı mübarektir” diye ilan etmiştir. Onun lisanında Isparta şöyledir;
“Aziz kardeşlerim,
Yakınınızda bulunmakla çok bahtiyarım. Sizin hayalinizle ara sıra konuşurum, müteselli olurum. Biliniz ki, mümkün olsaydı, bütün sıkıntılarınızı kemâl-i iftihar ve sevinçle çekerdim. Ben, sizin yüzünüzden Isparta'yı ve havâlisini taşıyla, toprağıyla seviyorum. Hattâ diyorum ve resmen de diyeceğim: Isparta hükümeti bana ceza verse, başka bir vilâyet beni beraet ettirse, yine burayı tercih ederim.
Evet, ben üç cihetle Ispartalıyım. Gerçi tarihçe ispat edemiyorum; fakat kanaatım var ki, İsparit nahiyesinde dünyaya gelen Said'in aslı buradan gitmiş. Hem Isparta vilâyeti öyle hakikî kardeşleri bana vermiş ki; değil Abdülmecid ve Abdurrahman, belki Said'i onların her birisine maalmemnuniye feda eylerim.”
İmanın ve Kur’ân’ın ümmü’l kurası Mekke-i Mükerreme olduğu gibi, şimdilerde Türkiye’den başlayıp dünyaya dağılan bu kutsi ve nur hizmetinin de meşimeni Isparta olmuştur. Bu çok önemlidir."
Isparta’yı daha farklı yönleriyle de tahlil etmek, değerlendirip faziletlerini sıralamak mümkün olabilirdi. Elbette mekanın fazileti onun içindekilerinden kaynaklanır.
Verdiğiniz kaynak kitapta anlatılanlar doğru olabilir. Üstad hazretleri de Seyyid olduğuna ve kendisinin aslının da Isparta’dan şark vilayetlerine gitmiş olduğuna göre Isparta sahabe-i kiramın uğradığı ve bazılarının medfun olduğu bir mübarek şehirdir. Siyer Araştırmaları Merkezinin yaptığı araştırmaya göre Anadolu topraklarına bin kadar sahabe geldiği ve bunların önemli bir kısmının da burada medfun olduğu, hemen hemen her ilde bir sahabe mezarının olduğu tespit edilmiştir.
Hz. Ali (r.a) efendimizin Isparta’ya gelmesi ve atının ayağının izinin bulunması, tarihi kaynaklara uygun düşmemektedir. Çünkü Hz. Ali’nin hayatını en küçük noktalarına kadar araştırıldığı ve bütün incelikleriyle kaydedildiği tarihen sabittir. Hz. Ali’nin hayatta olduğu sürece mübarek cesediyle Anadolu topraklarına şedd-i rihal yaptığıyla alakalı en küçük tarihi bir vesika yoktur. Kerameten temessül eden ruhaniyetiyle belki daha sonraları gelmiş olabilir.
Bizler sahabe-i kiramın dışında da büyük zatlara hazret deriz. Sahabe-i kiramdan sonra Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de başına hazret koyabileceğimiz ve adı da Ali olan pek çok büyük zat yaşamıştır ve işte böylece Isparta’ya da bir Hz. Ali düşmüştür. Yoksa tekrar edelim dördüncü raşid halife olan damad-ı Nebi, haydar-ı kerrar, Hz. Ali efendimizin Isparta’ya gelmiş olması tarihi vesikalar içerisinde asla vaki ve varid olmamıştır.
Hz. Ali’nin atının ayak izleri denince akla Murat Sertoğlu’nun Hz. Ali ile alakalı uydurma romanları gelmektedir. Tarihi vesikalardan daha ziyade böyle bir uydurmanın ifadesi olabilir.
İnceliğinize teşekkür eder, ilminizin artmasını dilerim.
Necdet İçel
Bu yazı 12/01/2012 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 177 kişi tarafından okunmuştur.