EFENDİMİZ'in Tertemiz Soyu
Dinimiz nesebe son derece önem vermiştir. Birçok fıkhî ahkâm nesep bağına dayanır. Bu sebeple nesebin inkârı, neseplerin böylece karıştırılması, pek çok haramların işlenmesine, hukukun karışmasının sebebidir. Bu sebeple nesebi inkâr haramdır ve Resulûllah (sas) öylelerini en ağır bir lanetle lânetlemiştir.
İbn-i Abbas’tan (ra) gelen bir rivayette; “Resulûllah (sas) buyurdular ki: “Kim, kendisini babasından başkasına nispet ederse (yani onun oğlu olduğunu söylerse) veya Mevlasından birini Mevla(efendi) edinirse, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti üzerine olsun.”
Nesep; lügatte nesil, soy sülale, hısımlık, karabet, baba soyu, ata zinciri manalarınadır. Ensab da çoğuludur.
Nesep; ailenin kendisine dayandığı en güçlü dayanaktır. Aile fertleri ve aile nesep bağı ile meydana gelir.
Nesep, Allah’ın insanlara büyük bir nimetidir. Fertler arasında merhamet, şefkat, yardım bu nesep bağıyla meydana gelir.
Nesep ile dünya şenlenir. Sıla-ı rahim ile huzur artar, hayat hareketlenir ve canlanır. Miras hukuku da nesep ile gerçekleşir...
“O, sudan bir beşer yaratıp onu soy sop yapandır. (Yani onu gerek kan ve gerekse evlilik bağı ile birbirine hısım yapandır.) Rabbin her şeye kadirdir.” ayeti de ne kadar dikkat çekicidir.
İslam nesebe bu kadar önem veriyorken, Efendimiz (sas) nesep meselesinde böylesine önemle dururken, Efendimiz’in (sas) nesebi üstünde durulmaması mümkün değildir.
Hemen hemen bütün “Sîre” kitapları bu mevzuyu enine boyuna anlatırlar. Efendimizden (sas) kendi nesebiyle alakalı pek çok rivayetler vardır.
Şurası muhakkaktır ki, Peygamberler arasında Peygamberimiz (sas) kadar soyu ve başından sonuna kadar bütün hayatı tespit ve kaydedilmiş bir peygamber yoktur. Bu gerçeği gayr-i Müslimler bile itiraf etmektedirler.
İbn-i Sa’d’a göre: Ensab (nesep) âlimlerinden Muhammed b. Kelbi demiştir ki: “Peygamber’in (sas) 500 büyük annesini tespit ve kaydettim. Hiç birinde cahiliyet devri ahlaksızlıklarından ne bir zinaya, ne de başka bir kötülüğe rastladım.”
Bütün kaynaklar, Abdullah’ın sulbünden dünyaya gelen Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sas) Adnan’a kadar olan atalarını şöyle sıralarlar:
1. Abd-ul Muttalip (Şeybe)
2. Hâşim (Amr)
3. Abd-i Menaf (Mugîre)
4. Kusay (Zeyd)
5. Kilâp
6. Mürre
7. Ka’b
8. Lüey
9. Galip
10. Fihr
11. Mâlik
12. Nadr
13. Kinâne
14. Huzeyme
15. Müdrike (Âmir)
16. İlyas
17. Mudar
18. Nizar
19. Maad
20. Adnan.
Adnan: Büyük peygamberlerden Hz. İsmail’in 12 oğlundan en büyüğü olan Nabıt’ın (Kaydar’ın) soyundan gelmiştir.
Peygamberimiz’in dedelerinden Adnan ile Hz. İsmail arasındaki dedeleri:
Buhâri, tarihinde Peygamberimiz’in Adnan’dan Hz. Âdem’e kadar olan dedelerini gösterir.
Taberi’ye göre: Adnan ile Hz. İsmail’in arasında 40 ata vardır. Bunların isimleri, görüştüğü nesep bilgilerinin ezberinde idi ve bunları, eski Arap şiirlerinden parça okuyarak ispat etmekte idiler. Hatta görüştüğü bir nesep bilgini; Ehl-i Kitab’ın yazdıkları ile karşılaştığı ve aralarında gördüğü bazı isim farklarına rağmen sayı bakımından bir fark görmediği bu isimleri Taberîye yazdırmıştır.
Yine, Taberî’nin; Haris-Muhammed b. Sa’d– Hişam b. Muhammed’e dayanarak bildirdiğine göre: Tedmür’lü Ebu Yakub künyesini taşıyan bir Yahudi vardı ki kendisi, Müslümanlığı kabul etmişti. Yahudi kitaplarını çok okumuş, bilgili bir kimse idi. Onun anlattığına göre: Ermiya’nın kâtibi Beruh b. Narya; Maad b. Adnan’ın nesebini tespit ve bunu yanında bulundurduğu kitabına kaydetmişti. Bunlar, Ehl-i kitap bilginlerince bilinmekte ve kitaplarında yazılı bulunmakta idi. Her iki tesbitteki isimler, birbirlerine pek benzemekte idiler. Aralarındaki fark, iki dil (Arapça-İbranice) arasındaki tercüme farkından ileri gelmektedir.
Hz. İsmail’in Hatıym’e Gömülmesi:
İbn-i İshak’a göre Hz. İsmail, 130 yaşında iken Mekke’de vefat etmiş, annesi Hz. Hâcer’in Hıcr’deki (Hatiym) kabrine gömülmüştür.
Peygamberimiz’in Zuhuru ile Gerçekleşen Dua, Müjde ve Rüya:
Bir gün, Eshabdan bazıları: “Ya Resulallah! Bize, kendinizden bahsetsenize!” demişlerdir. Peygamberimiz: “Olur! Ben, babam İbrahim’in düasıyım, İsa’nın müjdesiyim! Annem Amine’nin Rüyasıyım! Her peygamber annesinin gördüğü gibi, annem de benim hakkımda rüya görmüştür!” dedi.
Peygamberimiz, başka bir hadislerinde “Ben, babam İbrahim’in düasıyım. O, Kâbe’nin duvarlarını yükseltirken: Ey Rabbimiz! Onlara (Zürriyyetimden getireceğin Müslüman ümmete) kendilerinden bir peygamber gönder, diye dua etmişti” dedi.
Peygambermiz’in, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in soyundan gelmiş olması gerçeği, Kur’an-ı Kerim’de de açıklanmıştır.
Peygamberimiz’in Seçilen En Hayırlı ve Temiz Bir Soydan Meydana Gelişi:
Peygamberimiz, başka bir hadislerinde, soylarından ve soylarının temizliğinden bahsederken “Yüce Allah, İbrahimoğullarından İsmaili seçti. İsmailoğullarından Kinaneoğullarını seçti. Kinaneoğullarından Kureyş’i seçti. Kureyş’ten Haşimoğullarını seçti. Haşimoğullarından Abdulmuttaliboğullarını seçti. Abdulmuttalipoğullarından da beni seçti!” buyurmuşlardır.
Beyhakî’nin, Delail’inde Enes b. Malik’ten naklettiği bir hadiste de şöyle denilmiştir: “Ben, Abdullah-Abd-ul Muttalip-Haşim-Abd-i menaf-kusay-kilab-Mürre-Ka’b-lüey-Galip- Fihr- Malik- Nadr- Kinane- Huzeyme- Müdrike- İlyas- Mudar- Nizar- Maad- Adnanoğlu Muhammed’im!”
Mensup olduğum topluluk, ne zaman ikiye ayrılmış ise, Allah, beni, muhakkak onların en hayırlı olan tarafında bulunmuştur. Ben, cahiliyet ahlaksızlıklarından hiçbir şey bulaşmaksızın, Ana ve Babamdan meydana geldim.
Ben, Âdem’den Babama ve Anneme gelinceye kadar, zinadan değil, hep nikâh mahsulü olarak meydana geldim. Ben, Ana ve Baba soyu itibariyle en hayırlınızım!”
Tirmizî’nin Sünen’inde, Resulûllah’ın, bir gün, minber üzerinde halka “ben, kimim?” diye sorduğunu, “sen, Allah’ın resulüsün, selam sana” denilince, Resulûllah’ın: “Ben, Abdül Muttaliboğlu Abdullah’ın oğlu Muhammed’im!” dedikten sonra, Cenab-ı Hakk’ın insanları yaratıp iki kısma ayırdığını ve kendisini onların en hayırlı olan kısmından meydana getirdiğini, sonra, onları kabilelere ayırdığını, kendisini o evlerin ve ailelerin en hayırlısını da ve hayırlı olanları içinde meydana getirdiğini söylediğini kaydetmektedir.
Peygamberimizin annesi, Hz. Amine’dir. Hz. Âmine, Zühreoğulları Kabilesinden Vehb’in kızıdır. Kureyş kadınları içinde soyu ve mevkisinin yüksekliği ile en başta gelmekte idi.
Vehb’in babası Abd-i Menaf’ın babası Zühre, Zühre’nin babası Kilab’dır. Peygamberimiz’in babası ile annesinin soyu Kilab’da birleşmektedir. (Beşinci dedeleri)
Peyganberimiz’in Anneannesi Berre’dir. Berre’nin annesi Ümmü Habib onunki Berre’dir. Berre’nin annesi Kılabe’, Kılabe’nin ki Umeyme'dir. Umeyme’nin annesi Düp, onunki Atike, Atike’ninki de Leyla’dır.
Abdullah’ın soyu birinci Berre ve ümmü Habib’le Kusay’da; ikinci Berre ile Ka’b’da; Kılabe ve Düb ile de Müdrike’de birleşir.
Abdullah’ın annesi Fatıma’dır. Fatıma’nın annesi Sahre, onun Annesi Tahmür’dür. Tahmür, Kusay’ın oğlu Ubeyd’in kızıdır.
Peygamberimiz’in dedesi Abdul Muttalib’in Annesi Selma, Haşim’in annesi Atike, Abd-i Menaf’ın annesi Hubba’dır. Kusay’ın Annesi Fatıma’dır.
Kaynaklar, Peygamberimiz’in Adnan’a kadar olan atalarının annelerini dahi tespit ve kaydetmişlerdir.
Peygamberimiz’in Dedelerinin Çocukları:
Peygamberimiz’in 20. Kuşaktaki dedesi Adnan’ın iki oğlu vardı: Maad, Âk.
19. Kuşaktaki dedesi Maad’ın dört oğlu vardı: Nizar, Kudaâ, Kunus (veya Kanas), İyâd.
18. Kuşaktaki dedesi Nizar’ın üç oğlu vardı: Mudar, Rebia, Enmar (veya İyad).
17. Kuşaktaki dedesi Mudar’ın iki oğlu vardı. İlyas, Aylan.
16. kuşakdaki dedesi İlyas’ın üç oğlu vardı: Müdrike, Tâbiha, Kamaa.
15. Kuşaktaki dedesi Müdrike’nin iki oğlu vardı: Huzeyme, Hüzeyl.
14. Kuşaktaki dedesi Huzeyme'nin dört oğlu vardı. Kinane, Esed, Esede, Hun (veya Hevn)
13. Kuşaktaki dedesi Kinane’nin dört oğlu vardı. Nadr, Malik, Abdimenaf, Milkan.
12. Kuşaktaki dedesi Nadr’ın iki oğlu vardı. : Ma-lik, Yahlud
11. Kuşaktaki dedesi Malik’in bir oğlu vardı: Fihr
10. Kuşaktaki dedesi Fihr’in dört oğlu vardır: Ga-lip, Muharip, Haris, Esed.
9. Kuşaktaki dedesi Galib’in iki oğlu vardı: Lüey, Teym.
8. Kuşaktaki dedesi Lüeyn’in dört oğlu vardır: Ka’b, Âmir, Sâme, Avf.
7. Kuşaktaki dedesi Kâ’b’ın üç oğlu vardı: Mürre, Adiy, Huseys,
6. Kuşaktaki dedesi Mürre’nin üç oğlu vardı: Kilap, Teym, Yakaza,
5. Kuşaktaki dedesi Kilab’ın iki oğlu vardı: Kusay, zühre.
Kusay:
Peygamberimiz’in 4. Kuşaktaki dedesi Kusay, mühim bir şahsiyetti. Mekke’yi o idare ederdi. Mekke’yi, Mahallelere o bölmüş, her kabileyi kendilerine ayırdığı mahallelere o yerleştirmişti.
Kâbe’nin perdedarlığı, Hacıların su ihtiyacını karşılama, Hacıları ağırlama, savaşa çıkarken bayrak dikme, Mekke meclisini idare gibi en mühim işler onun üzerinde idi. Kusay’ın: Kapısı Kâbe’ye bakan konağı, Mekke’de Kâbe’nin yanında yapılan ilk ev idi ve şehir meclisi idi. Halkın en mühim işleri orada görüşülür, konuşulur, karara bağlanırdı.
Kusay, istisnasız herkes tarafından sevilen, sayılan, uğurlu bir şahsiyetti. Uğurlu olsun diye, evlenme töreni onun konağında yapılır, Olgunluk çağına giren kızlara elbiseleri onun konağında giydirilir, elbiselerinin yakaları orada kesilir ve açılırdı.
Tarihte Dâr-ün Nedve diye anılan bu Konak, Hicretin 44. yılında halife Muaviye tarafından satın alınarak Harem-i Şerife katılmıştır.
İbn-i İshak’ın rivayetine göre: Kusay, yaşlanınca, idareyi büyük oğlu Abd’üd Dar’a Havale etmiş: “Oğulcağızım! Seni, Kavme Reis tayin ediyorum. Sen açmadıkça hiç kimse Kâbe’ye girmeyecektir.
Kureyş, Harp sancağını ancak senin elinle dikecektir. Mekke’de hiçbir kimse, senden başkasından su içmeyecektir. Hacılardan hiçbir kimse, senden başkasının yemeğini yemeyecektir. Kureyş, memleket işlerine senin evinden başka evde karar vermeyecek, ancak, senin evinde, Dâr’ün Nedve’de karar verecektir!” demişti.
Kusay’ın dört oğlu, iki kızı vardır. Oğulları Abd’ud-Dar, Abd-i-Menaf, Abd-ül-Uzza, Abd-i-Kusay.
Kızları: Tahmür ve Berre’dir.
Peygamberimiz’in 3. Kuşaktaki dedesi Abd-i Menaf’ın dört oğlu vardı: Haşim, Abd-üş Şems, Muttalip, Nevfel.
Haşim:
Peygamberimiz’in 2. Kuşaktaki dedesi Haşim; Şam’a gider gelir, ticaretle uğraşırdı.
Haşim, çok cömert bir zattı. Bir kıtlık yılında Mekke halkına Şam’dan getirdiği has buğdaydan yaptırdığı beyaz ve nefis ekmekleri et suyu ile tirit yaptırıp ziyafet vermiş, onlara abanoz ağacının çiçekleriyle sarılmış ve havuzundan sular akan evinin bahçesinde hiç unutamayacakları sevinçli bir gün yaşatmıştı.
Taberi’ye göre: Haşim; Rum ve Gassan Hükümdarlarından Kureyş için dokunulmazlık hakkı almış, ilk önce Şam’a yaz ve Yemen’e kış seferini o tertip etmiş ve bunu bir âdet haline getirmişti.
Haşim’in Selma İle Evlenişi:
Haşim, bir seferinde Medine’ye uğramış, Amr b. Zeyd’e Misafir olmuş, Amr’in kızı Selma’yı görüp onunla evlenmek istemişti. Selma’nın babası, kızının kendi yanında doğum yapmasını şart koştu. Haşim de bu şartı kabul edip Şam’a gitti. Dönüşünde Selma ile evlendiler. Haşim, Selma’yı alıp Şam’a götürdü. Selma’nın doğum yapma günü yaklaşınca, onu Medine’ye babasının evine getirdi ve kendisi tekrar Şam’a döndü. Haşim’in dört oğlu, beş kızı vardı. Oğulları: Şeybe (Abd-ul Muttalib), esed, Ebu sayfi ve Nadle’dir. Kızları: Şifa, Halide, Zaife, Rukayye, Hayye’dir.
Hâşimîler:
İbn-i Kuteybe’ye göre: Haşim’e, oğulları Abd-ul Muttalib’le Esed Halef olmuştur. Haşim’in, bu ikisinden başka nesli devam eden kimsesi kalmamıştır. Esed, Hz. Ali ile Annesi Fâtıma'nın dayısıdır.
Yeryüzünde, Abd’ul Muttalib’in oğullarından başkaları Hâşimî değillerdir. Çünkü Haşim’in Abd’ul Muttalib’den başka erkek çocuklarının nesilleri devam etmemiştir.
Haşim, Şam’da (Gazze’de) ölmüştü.
Kısaca; Peygamber Efendimiz’in şeceresi çok sağlıklı ve sağlam kaynaklara dayanmaktadır. Yukarıda kısmen kaydettiğim hususlar, aşağıda verdiğim kaynaklarda çok daha geniş olarak, detaylarıyla beraber anlatılmaktadır.
Bütün Hadis kitaplarının mevzu ile alakalı bölümlerinde, bütün Siyer, Magâzi ve İslam Tarihi kitaplarında detaylarıyla Efendimiz’in (sas) şeceresi kaydedilmektedir. Bu hususta az bir gayretiniz dahi yeterli olacaktır.
Necdet İÇEL
Kaynaklar:
Hadis Ansiklopedisi, c: 17, shf: 337
Furkan: 54
İbn-i Sa'd, Tabakat, c: 1, shf: 104
İbn-i Hişam, Sire, c: 1, shf: 4-8
Taberi, Tarih, c: 2, shf: 172-191
İbn-i İshak, Sire, c: 1, shf: 8
Buhârî, Sahih, c: 4, shf: 166
Müslim, Sahih, c: 7, shf: 59
Hac: 78, Bakara: 127-129, Saf: 6
Tirmizi, Sünen, c: 1, shf: 59
Beyhaki, Sünen, c: 13, shf: 223
Tirmiz, Sünen, c: 13, shf: 94
Bâlâzûrî, Ensâbü'l-Eşrâf, c: shf: 12-92
Halebî, İnsanü'l-Uyûn, c:1, shf: 3-17
İbn-i Seyyidü'n-Nâs, Uyûnü'l-Eser, c: 1, shf: 21-22
İbn-i Hişam, Sire, c: 1, shf: 113-115
Taberî, Târih, c: 2, shf: 172-191
Taberî, Târih, c: 2, shf: 172-191
İbn-i Kuteybe, Maârif, shf: 33.
M. Asım Köksal, Hz. Muhammed (sas) ve İslamiyet, Mekke Devri, shf: 17-22
Bu yazı 19/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 705 kişi tarafından okunmuştur.