Efendimiz'i (s.a.v) İçimize Davet Etmek
Ramazan ayında yapmamız gereken önemli hususlardan birisi de Efendimiz ’e (sav) hakiki ümmeti olmaya çalışmaktır. Onu kalbimize, evimize, beldemize ve memleketimize dâvet etmeye çalışacağız.
İnanıyoruz ki O (sav) içimize şeref-kudüm buyuracak olursa öldü isek dirilecek, kalplerimiz söndü, his ve heyecanımızı kaybetti isek yeniden şahlanma ve canlanma imkanı bulacağız. İslam dünyasının ve şerefli milletimizin çöküşünün mühim sebeplerinden birisi de, Onu(sav) gerektiği gibi anlayamamak, sadakat elimizi uzatamamak ve elimizi O’ndan gevşetmektir. Terk eden, terk edilir. Dolayısıyla O da (sav) bizi terk etti. Biz de bitkin, hissi, sönük bir hale geldik. İşte Ramazan-ı şerif ayını çok iyi değerlendirip, sadakat elimizi O’na(sav) uzatabilirsek o zaman bu millet yeniden ayağa kalkacak, layık olduğu makama yükselecektir. Bu durumu mu’cizelerinde de görmek mümkündür:
Peygamberliğinden önce idi; “Kuru bir ağacın altına oturunca yer birden yeşilleniverdi. Ağacın dalları da Onun başı üzerine kıvrılarak gölge yaptı” (19)
Konuşma özürlü bir çocuk Resûl-i Ekrem’in yanına gelmişti. Çocuğa ferman etti: “Ben kimim ?” Hiç konuşmayan O dilsiz çocuk : “Sen Resulullahsın (a.s.m)” deyip konuşmaya başlamıştır. (2)
Ebu Eyyubi’l-Ensari anlatıyor: Resul-i Ekrem’e (a.s.m) ve Hz. Ebu Bekir’e kâfi gelecek iki kişilik yemek yaptım. Bana ferman etti. “Ensardan otuz kişi çağır” otuz adam dâvet ettim, geldiler, yediler. Sonra ferman etti: “Altmış kişi daha dâvet et.” Altmış kişi geldi, yediler ve gittiler. Sonra ferman etti: “Doksan kişi daha çağır” doksan kişi daha geldi, yediler ve gittiler. Kaplarda daha yemek vardı. (3)
Hz. Cabir İbn-i Abdullahi’l – Ensarî beyan ediyor.”Biz bin beşyüz kişi Hudeybiye’de susadık. Resul-ü Ekrem(sav) bir kap sudan abdest aldı. Sonra elini içine soktu. Gördüm ki, parmaklarından çeşme gibi su akıyor. Bin beş yüz kişi içip kaplarını doldurdular. Cabire sormuşlar; Kaç kişi idiniz? Demiş ki, yüzbin kişi de olsa kâfi gelirdi, ama biz on beş yüz(bin beş yüz) kişi idik. (4)
Hz. Ali, Hz. Cabir ve Hz. Aişe’den nakl-i sahih ile sabittir ki dağ taş, Efendimiz’e (sav); esselâmu aleyke yâ Rasulallah: “Selam sana ey Allah’ın Resulü” diyorlardı. (5)
Bedir’in ondört şehidinden birisi olan Muaz B.Afra, Ebu cehil ile dövüşürken, eli kesilmişti. Oda elini diğer eliyle tutarak Efendimiz’e (sav) getirdi. Efendimiz Onun elini eski yerine yapıştırıp, mübarek tükürüğüyle sıvamıştı. Elide birden şifa bulmuştu. O mübarek de tekrar savaşa dönüp şehit olana kadar savaşmıştı”. (6)
Hasan El Basri haber veriyor: “Bir adam Resul-i Ekrem’in yanına gelerek, ağlayıp sızladı ve dedi ki: Benim küçük bir kızım vardı. Şu yakın derede öldü. Resul-i Ekrem İle beraber oraya yürüdü. O ölmüş kızı çağırdı ” ya fülane” dedi. Birden O ölmüş kız “Buyur, emret, emrin başım üstüne” diyerek karşılık verdi. Resul-i Ekrem: “Tekrar validenin yanına gelmeyi arzu eder misin? Kız dedi ki: “Yok, ben onlardan daha iyisini buldum” (7)
Resul-i Ekrem’in (sav) süt annesi Halime’nin kabilesinde kıtlık vardı. Hayvanlar zayıf idiler. Tok olana kadar da yemiyorlardı. Efendimizin süt annesinin yanına gönderilince , Onun bereketi ile Halime’nin keçileri tok ve memeleri süt dolu olarak geliyorlardı. (8)
Bir defasında geceleyin, Medine-i Münevverenin haricinde düşman hücum gibi mühim bir hadise yayıldı. Sonra cesur atlılar çıkıp gittiler, gördüler ki kendilerine doğru bir Zat geliyor. Baktılar ki Resul-i Ekrem (sav)’dir. Ferman etmiş: “Bir şey yoktur.” Ebu Talha’nın atına binip dönmüştü. Ebu Talha’ya ferman etmiş: “senin atın sarsmadan gayet çabuktur” halbuki Ebu Talha’nın atı “Katûf” tabir edilen yürüyüşü yavaş olanlardandı. Ogeceden sonra o atı geçen olmadı. (9)
Aliyyübnü’l-Hakemin, Hendek harbinde küffarın darbesi ile ayağı kırıldı. Resul-i Ekrem meshetti. Dakikasında öyle şifa buldu ki, atından bile inmedi.
Umeyr İbni Sa’d’ın başına elini sürmüş ve dua etmişti. Bu duanın bereketi ile O zat vefat ederken yaşı seksen olmasına rağmen başında beyaz yoktu. (10)
Veladet-i Nebevi gecesinde annesi ve yanındakiler demişler ki: Öyle bir nur gördük ki, O’nun maşrık ve mağribi bizi aydınlattı. (11)
Bunlar gibi, onlarca mucize anlatılabilir. İnanıyoruz ki bütün mahlukatın yaratılış sebebi olan Hz. Muhammed(sav)’i içimize dâvet ettiğimiz de bizde canlanacak ve dirileceğiz inşallah.
Tabi ki, Onu da (sav)’i çağıracağımız yer de çok önemlidir. Evi haram ve günahlarla dolu adamın yanına gelir mi? Sokakları haram ve günahlarla dolu bir cemiyete gelir mi?
Sultanlar temiz yerlere gelirler, o yüzden önce kalbimizi temizlemeliyiz ki O da kalbimize gelsin, sokaklarımızı, evlerimizi tertemiz yapmalıyız. Günahlardan temizlenmeliyiz ki cemiyetimize şeref-kudüm buyursun. Böylece hem dünyamız hem ukbamız mamur olsun inşallah.
Selam ve dualarımla
Necdet İÇEL
Kaynaklar:
* (1) Kadı İyaz,Eş – şifa ,c:2,shf:368,Daru’l fikir,Beyrut 1988
* (2) İbn-i Kesir, Bibaye Ve’n-Nihaye c.6, s 166-167 1.14, çağrı yayınları. ist. 1993
* (3) Beyhaki, Delailin Nübüvve 6/94 1-7, Dar-ul kütubu ilmiyye, Beyrut 1985
* (4) Müslim, ibare 72-73, El-mektebet-ül islami-istanbul. 1955 fen ofset
* (5) Beyhaki, Delail-in Nübüvve C.2 sh.153-154,1-7- darul kütubu ilmiyye, Beyrut 1985
* (6) Kadı İyaz, Eş-şifa C.1, sy.324 – Dar-ul Fikir-Beyrut 1988
* (7) Kadı İyaz, Eş-şifa C.1. sy.320 – Dar-ul Fikir- Beyrut 1988
* (8) İbn-i Hişam Es’siretün Nebevi. C.1 sy.171, 1-4. Darul kalem Beyrut
* (9) İbn-i Hacer , El isabe Fi Temyz-is-sahâbe, C.2 sy.507 Dar-ul sâdır. Beyrut 1328
* (10) Kadı İyaz, Eş-şifa C.1, sy.330 – Dar-ul Fikir-Beyrut 1988
* (11) İbn-i sa’d Et Tabakatül Kübra . C. 1 sy.102, 1-4 – Dar-ul sadr – Beyrut 1960
Bu yazı 27/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 427 kişi tarafından okunmuştur.