Çocuk sahibi olamayanlara tavsiyeler
Son yıllarda çocuk sahibi olamayan çiftlerin sayısı arttı. Çocuk sahibi olamayan çiftlere neler tavsiye edersiniz? Hz. Nuh’un (a.s) kavminde helak olmadan önce kısırlık görüldüğünü duymuştum. Günümüzdeki kısırlığın kıyametin yaklaşması ile ilgili bir alakası var mıdır?
Değerli kardeşim,
Evlilik ağacının meyvesi çocuk sahibi olmaktır. Aslında çocuk doğurmak, büyütmek, beslemek ve özellikle O’nu terbiye etmek çok zordur. Cenâb-ı Hakk peşin ücret olarak erkek ve kadına iştaha ve şehvet vermiştir ki, bu o zorluğa katlanmada teşvik edici olsun. Ve öyle de olmaktadır.
İnsanlığın çoğalması özellikle Allah’a iman etmişlerin artması ve Efendimiz’in (sav) ümmetinin de çoğalıp, diğer ümmetlerden fazla olması evliliğimizin en önemli gayelerindendir. Yoksa sadece beşeri ihtiyaçları def etmek için evlenmek, insanı daha aşağıdaki varlıkların seviyesine düşürür.
İrade ve meşiet Hz. Allah’a aittir. Yaradan Hz. Allah’tır. Her evlenenin illa da çocuğu olacak diye bir kayıt ve kanun yoktur. Allah isterse çocuk doğar ve istemezse çocuk meydana gelmez. “Yef’alullahu me yeşea ve yahkümu ma yürid (Allah istediğini dilediği şekilde yapar, istediğini de mahkum eder)”
Bizler Allah’ın kudretiyle beraber kadere inanmış kimseleriz, kaderimizde ne varsa, O’na razıyız. Bu, inancımızın ve kulluğumuzun gereğidir.
Çocuğu olmayanlar olmayacak diye ümitlerini kesmemelidirler. Çocuk olması için fiili ve tıbbi olarak esbabına riayetle beraber, kavli olarak da Cenâb-ı Hakk’a dua etmeye devam etmelidirler. Hz. Zekeriya’nın (a.s) yaşlanıncaya kadar çocuğu olmamasına rağmen, dualarına devam etti ve Allah O’na ismini de kendisinin verdiği Yahya adında bir çocuk nasip etti.
“Zekeriya, “Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Allah, “Öyledir, ama Allah dilediğini yapar” dedi.”
“Zekeriya, “Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet ver” dedi. Allah da şöyle dedi: “Senin için alâmet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.”1 ayetlerinden de anlaşılacağı üzere Cenâb-ı Hakk Hz. Zekeriya’ya çocuk olma alameti olarak üç şey tavsiye ediyor. Bu tavsiyelerden üç şey anlayabiliriz;
1- Eşiyle beraber olduğu zaman konuşmadan hissiyat ve coşku yoğunluğu içinde olmak,
2- Rabbimizi çok anarak çok dua etmek,
3- Sabah ve akşam Allah’ı noksanlıklardan tenzih manasında çok tesbih etmek.
Ayrıca şu hususlar da tavsiye edilebilir;
1- İhlas suresinde geçen “Lem yelid” kelimesini yetmiş bin defa her gün tekrar etmek,
2- "İnne rabbeke hüve'I-hallâku'l-alîm." (Muhakkak ki Rabbin her türlü yaratma şeklini bilir)2 âyetini geceleri 1267 kere tekrar etmek ve bunu üç ay boyunca sürdürmek,
3- "Fallâhu hüve'l-veliyyü ve hüve yuhyî" (Muhakkak ki Allah dosttur ve yaratandır.)3 âyetini, beraber olmadan önce 289 kere tekrar etmek,
4- "HüvaIIahü'l-hâliku'l-bâriü" (O yaratandır ve yoktan var edendir.)4 âyetini 1054 kere tekrar etmek,
İkinci sorunuza gelince;
Hz. Nuh’un kavminde kısırlık olmasıyla alakalı çok güçlü rivayetlere rastlamadım. Ancak Nesefi'nin tefsirinde Nuh suresinin 10. ayeti ile ilgili şu açıklamaya yer verilmektedir:
“Hz. Nuh'un kavmi, onun davetini dinlemiyorlardı. O hale gelmişlerdi ki, Hz. Nuh onlara bir söz söyleyeceği bir nasihatte bulunacağı zaman ya kulaklarını tıkıyorlardı. Yahut da elbiseleri ile başlarını örtüyorlardı.
Bunun üzerine Hz. Nuh onlar için içinden bir dua geçirdi. Allah, sevgili kulu ve peygamberinin bu duasını kabul etti. Kavminin kadınları kısırlaştı. Kırk yıl kadar o kavmin içinde hiçbir kadın çocuk doğuramadı.
Bu durumda zürriyetlerinin kesileceğinden ve nesillerinin tükeneceğinden korkan insanlar, bir gün Hz. Nuh'un huzuruna gelip dediler ki:
“Rabbine dua et de hanımlarımızdan bu kısırlık kalksın. Sen bizim bu dileğimizi yerine getirirsen biz de senin gerçekten peygamber olduğuna iman ederiz!”
Bunun üzerine Hz. Nuh, bu azabın kaldırılması için Allah'a yalvardı. Allah, kulu ve peygamberinin bu duasını kabul buyurdu. Kısırlık kalktı ve hanımlar yeniden doğum yapmaya başladılar.
Bu mucizeyi görünce iman edenler oldu. Fakat araya giren senelerin içinde yine imanlarından döndüler ve öylece yaşadılar.”5
Günümüzde de kısırlık vardır. Her dönemde de olmuştur. Türkiye’de ise kısırlık oranı ortalama %12-15 civarında bulunmaktadır. Tıbbın gelişmesiyle ve Cenâb-ı Hakk’ın inayetiyle bu oran daha da düşmektedir.
Kısırlığın kıyamet alameti olmasıyla alakalı her hangi sahih bir rivayete rastlamadım. Ancak Kevser suresinde geçen “Ebter” kelimesi kısırlığa işaret etmiş olabilir. Deccal ve sülalesi de ebter olacağından dolayı, ahirzamanda gelen Deccalların ebter yani kısır olacakları şeklinde meseleyi ele almak mümkündür. Hz. Musa (a.s) dönemindeki Firavun’un da ebter olduğu bilinmektedir. Bizler inanmış insanlar olarak inşaallah Kevser olacağız.
Mallarımızla, iaşelerimizle ve evlatlarımızla inşaallah bin bereket bulacağız.
Sorduğunuz için teşekkür eder, kevserî günler dilerim.
Necdet İçel
1- Al-i İmran; 40-41
2- Hicr; 81
3- Şura; 9
4- Haşr; 24
5- Kitab-u Mecmuati Minet-tefasir, c: 6, shf: 364
Bu yazı 11/01/2012 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 145 kişi tarafından okunmuştur.