Cebrail (as) ve İsrafil (as)'ın Görevleri
Soru :
Hocam bir sorum daha olacak izninizle. Meleklere iman konusunda Cebrail (AS) Peygamber Efendimiz(SAV)'in vefatından sonraki görevi nedir? Kıyamete kadar ne ile meşgul olduğu hakkında bilgi verir misiniz. (Bir de İsrafil(AS)'ın durumu sura üfleyinceye kadar ne ile meşgul olduğu) Teşekkürlerimi arz ederim
Cevap:
Değerli kardeşim,
Melek lügatte; “haberci, elçi, güç, kuvvet” anlamına gelen, Allah’ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren, gözle görülmeyen nurani ve ruhani varlıklardır.
Kur’ân-ı Kerîm’de meleklere imanın farz olduğunu bildiren birçok ayet vardır.
Melekler duyu organlarıyla algılanmayan, gözle görülmeyen, sürekli Allah’a kulluk eden, asla günah işlemeyen, nurani ve ruhani varlıklardır. Bu sebeple onlar hakkındaki tek bilgi kaynağı ayetler ve sahih hadislerdir. Onun ötesinde bir şey söylemek mümkün değildir.
Melekler nurdan yaratılmış, yemek, içmek, erkeklik-dişilik, uyumak, yorulmak, usanmak, gençlik-ihtiyarlık gibi fiillerden ve özelliklerden arınmış nurani varlıklar olarak asıl yaratılış gayeleri, daima kulluk, Allah’ı zikir ve tespih etmeleridir. Allah neyi emrederse onu yerine getirmeleri meleklerin asıl vazifesidir.
Cebrail’in de, İsrafil’in de asıl gayesi Allah’a kulluk, tespih, zikir ve hamd etmektir. Diğer vazifeleri ara-ara verilen vazifelerdir. O vazifelerini yapamadıkları zaman aslî vazifelerini daimi olarak yapmalarıdır.
Cebrail ve İsrafil’in hususi vazifeleri olduğu gibi, her zaman yaptıkları zikir ve tespihleri vardır.
Bu sebeple Hz. Cebrail (A.S) ve İsrafil (A.S) her zaman o azametli haliyle Allah’ı zikrediyor, tespih ediyorlar.
Cebrail’in (A.S) peygamberlere vahiy getirmesinin dışında pek çok vazifeleri vardır. Cebrail’in vahiy getirmesi, İsrafil’in sura üflemesi onların vazifelerinden bir tanesidir.
Üstad Bediüzzaman’ın şu ifadeleri ile tamamlayalım;
“Hem, nasıl ki şu kesâfetli, karanlıklı, dar dünyada güneşin pekçok aynalarda bir anda aynen bulunması gibi; öyle de, nurânî bir zât, bir anda çok yerlerde aynen bulunması-On Altıncı Sözde ispat edildiği gibi-meselâ, Hazret-i Cebrâil Aleyhisselâm bin yıldızda bir anda, hem Arşta, hem huzur-u Nebevîde, hem huzur-u İlâhîde bir vakitte bulunması; hem, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın haşirde bir anda ekser etkıyâ-i ümmetiyle görüşmesi ve dünyada hadsiz makamlarda bir anda tezâhür etmesi; ve evliyânın bir nevi garibi olan abdalların bir vakitte çok yerlerde görünmesi; ve avâmın rüyâda bâzan bir dakikada bir sene kadar işler görmesi ve müşâhede etmesi; ve herkesin kalb, ruh, hayal cihetiyle bir anda pekçok yerlerle temas edip alâkadarâne bulunması mâlûm ve meşhud olduğundan, elbette nurânî kayıtsız, geniş ve ebedî olan Cennette, cisimleri ruh kuvvetinde ve hiffetinde ve hayal sür'atinde olan ehl-i Cennet, bir vakitte yüz bin yerlerde bulunup, yüz bin hûrilerle sohbet ederek, yüz bin tarzda zevk almak, o ebedî Cennete, o nihayetsiz rahmete lâyıktır ve Muhbir-i Sâdıkın (a.s.m.) haber verdiği gibi hak ve hakikattir.
Bununla beraber, bu küçücük aklımızın terazisiyle o muazzam hakikatler tartılmaz.
İdrâk-i maâlî bu küçük akla gerekmez,
Zîrâ bu terazi o kadar sıkleti çekmez.”1
Ayrıca İsrafil (A.S) “ihya” fiilinde de vazifelidir. Rabbimizin “hayat verme” ile alakalı emrini ve iradesini uygular. Bahar mevsiminde görülen diriliş de “muhyî” ismine vesile olur.
En doğrusunu Allah bilir.
Necdet İÇEL
Kaynak:
1- Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, shf: 672-673
Bu yazı 23/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1671 kişi tarafından okunmuştur.