Cape Town'dan müjdeler
Güney Afrika Cumhuriyetinin en güneyinde, Atlas okyanusu ile Hint okyanusunun birleştiği yerde bulunan yaklaşık 1.100.000’inin müslüman olduğu 4.5 milyon nüfusa sahip batı şehirlerinden daha güzel daha temiz ve yanında Masa dağı ile ayrı bir güzellik kazanan şehir Cape Town’dur. Cape Town’a Müslümanlık, 1760 yıllarında Endonezya, Malezya ve Hindistan’dan getirilen müslüman kölelerin zamanla orada Müslümanlığı yaşaması ve yaymasıyla mayalanmıştır. Özellikle Osmanlı halifesi Abdülaziz zamanında 1 Ekim 1868’de İstanbul’dan ayrılarak 13 Ocak 1863’te Cape Town’a ayak basan Osmanlı alimi Ebubekir Efendi’nin Müslümanlığı iyi yaşaması ve anlatması sayesinde şehrin neredeyse dörtte biri hala Müslümanlığını devam ettirmektedir.
Son devrin “önde giden atlılar”ından bazı yiğitler, Ebubekir Efendi’nin attığı tohumları nemalandırmak ve yeni yeni tohumlar atmak için orada kutsi vazifelerini heyecanla ve ihlasla devam ettirmektedirler.
Cape Town’a ilk olarak 1996 yılında 3 kişilik bir heyet geliyor. Şehre geldiklerinde oradaki Türklerle tanışıp irtibat kurmaya çalışıyorlar. İlk tanıştıkları isim, şuan Cape Town’da battaniye fabrikası olan sanayici Levent Şenol bey. Levent bey giden ilk heyete evini açıp, misafir ediyor. Daha sonra heyet Levent beyle olan irtibatını arttırıyor. Daha sonra Levent beye okul açmak istediklerini, buradaki insanlara bu yönüyle sahip çıkıp eğitim faaliyetlerinde bulunmak istediklerini anlatıyorlar. Levent bey de ufak bir cami açmak istediğini söylüyor heyete. Hocaefendi’nin bazı kitaplarını okuması için Levent beye veriyorlar. Aradan bir müddet zaman geçince, Levent bey ilk gelen heyete bu asırda yapılacak en büyük hizmetin güzel ahlaklı eğitimli insanlar yetiştirmek olduğunu söylüyor ve heyetin okul açma isteğine sonuna kadar destek oluyor. Tabi bu arada Cape Town’da bulunan ne kadar Türk varsa bir vesileyle irtibata geçiyorlar. Perşembe akşamlarını sohbet akşamı olarak belirleyip insanları toplamaya başlıyorlar. Çeşitli vesilelerle gelen insanları bu çatı altında bir araya getiriyorlar.
İlk okulu açmak 1998 yılında nasip oluyor. Levent beyin anlattığına göre açılan ilk okulun binası Cape Town’da açılan ilk Hıristiyan okulunun binasıymış. Ümit burnunun keşfinden tam 500 yıl sonra açılan okul burada çok rağbet görmüş. Bina yetmeyince şu andaki binasına taşınmış. Şu an 340 öğrencisiyle ana okulundan lise sona kadar eğitim veriyor. Yapılan birçok olimpiyatlarda çok sayıda madalya kazanmışlar. Levent bey geçen sene 13 dönümlük bir arazi almış. Bu arazinin üzerine yapılacak okulun projesi tamamlanmış, 2013 eğitim yılında eğitime başlaması planlanıyor.
Her sene yapılan Ramazan iftarları çok ciddi rağbet görüyor. Geçen sene yapılan iftara eyalet Başbakanı, meclis başkanı, milletvekilleri, rektörler ve işadamlarından oluşan heyete program yapıldı. Farklı milletlerden, farklı dinlerden insanları bir araya getirdi. Programa katılan konuşmacılar Gülen Hareketi diye tabir ettikleri Gönüllüler hareketinin Cape Town’a çok şey kattığını söylediler. “Siz gelmeden biz bir araya gelemiyorduk ama siz geldikten sonra Hıristiyan, Yahudi, Müslüman ve Budistler olarak ilk sizin çatınız altında toplandık” gibi iyi niyetlerini ifade ediyorlar. Bu Gönüllüler hareketinin eğitim ve toplumsal alanda çok faydalı rolünün olduğunu ve desteklenmesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyorlar.
Geçen sene (2010) içinde Marmara belediyeler birliğinden 20 kişilik bir heyet buradaki belediye başkanını okul müdürümüz vasıtasıyla ziyaret ediyorlar. Belediye başkanı gelen heyete 40 dk. buradaki okulları ve hizmetin Cape Town’a katkılarını anlatıyor. Bu programa katılan Beyoğlu belediye başkanı, buradaki okulların genel koordinatörü Celal bey’e, “Hocam biz başkan beye sizi anlatacağımıza, adam sizi bize anlattı çok mahcup oldum. Çok kısa zamanda çok güzel işler yapılmış.” diyor.
Geçen ramazan ayında (2011) her akşam 400 kişilik iftar çadırı kuruldu. Cape Town ve Türkiye’den yardım sever halkın gayretiyle çok güzel hizmetler oldu. Geçen kurban bayramında (2011) 6 ton et ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı. %10’u müslüman olan bir bölgede camide de et dağıtımı yapıldı. Oradaki müslümanların da İslamın güzel hasletlerini hatırlaması ve unutulmadıklarının gösterilmesi adına güzel bir organizasyon meydana getirildi.
Her sene 5-6 farklı grup Anadolu’yu gezdirmek ve Türk kültürünü tanıtmak için Türkiye’ye getiriliyor. Bunların içinde iş adamları, milletvekilleri, akademisyenler ve yüksek yargı mensupları var. Ve insanlar geri döndüklerinde memnuniyetlerini ifade ediyorlar. “Biz böyle güzel bir ülkeyle karşılaşacağımızı tahmin etmiyorduk” diyorlar. Ve zihinlerindeki Türkiye tamamen değişiyor.
En son Türkiye’ye giden grubun içinde yüksek yargı mensuplarından, Cape Town Kürt haklarını koruma başkanı ve üyesi bir kaç isim de vardı. Burada belli insanları toparlayıp Türkiye aleyhinde propaganda yapan bir grubun kurduğu bir dernek, Kürt haklarını koruma derneği başkanı ve üyeleri Cape Town’lu hakim ve savcılardan oluşuyor. Bu insanları Türkiye’de Kürtlere haksızlık yapıldığına inandırmışlar. Ve kiminle konuşsanız karşınıza bu sorun çıkıyor. Buradaki arkadaşlar (ki içlerinde 2 tanesi Kürt) o insanlarla görüşüp bunun böyle olmadığını, kesinlikle yalan olup siyasi bir oyun olduğunu insanlara anlatmışlar. Ve en son Türkiye gezisinden sonra bu insanlar da kendini sorgulamaya başladılar.
Güney Afrika’nın en burnundaki Cape Town şehrinde Türkiye’nin gerçeklerini en güzel şekilde dile getiren, Türk bayrağını orada dalgalandıran, Cape Town’lu çocuklara milli marşımızı söyleten gönüllü kahramanlara Celal’e, Musa’ya, Ahmet’e, Hakan’a ve şahıslarında bütün yiğitlere binler selam ve dualarımla…
Necdet İçel
Bu yazı 06/12/2011 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 315 kişi tarafından okunmuştur.