Büyük Göç
Geçtiğimiz 8 Haziran 2009 pazartesi günü, beşer tarihinin en büyük hüzünlü günüdür.
Çünkü, insanlığın iftihar tablosunun Rabbi Rahîm’ine hicret ettiği gündür. O’nun için sürur, arkada kalan ümmet için mahzun olunduğu gündür.
Mekke fethi günü nazil olan “Nasr suresi”nin, “Vestağfirhü”nün “vav”ına kadar 63 harf vardır. Allah’a dönüşünü ifade eden istiğfar, Efendimiz’in vefat yaşına işaret ediyordu. Hz.Sıddık ile kızı Hz.Aişe-i Sıddıka böyle anlamış ve ağlamışlardı. Efendimiz (sas) Veda Haccı’nda Müslümanlarla vedalaşmış ve oradan dönerken de “Gadîr-i Humm”daki hutbesinde “Ey İnsanlar! Haberiniz olsun ki: Ben de, ancak bir insanım. Çok sürmez, yüce Rabbi’min elçisi bana gelecek, bende, onun davetine icabet edeceğim!” buyurmuşlardır.
Peygamberimiz’in vefatı pek çok sahabenin rüyasına giriyordu.
Hz.Abbas der ki; “Uyurken, rüyamda, arzı semaya iple sımsıkı bağlanıp çekilir gibi görmüş bunu Resulullah’a anlatmıştım. Resul (sas)’de: “Bu senin kardeşinin oğlunun vefatıdır.” buyurdular.
Abdullah b. Mesut diyor ki: “Sevgilimiz vefatından bir ay önceden itibaren bizleri grup grup Hz.Aişe’nin evinde topluyor. Hem vefat edeceğini söylüyor ve hem de son tavsiyelerini bizlere söylüyordu.”
Vefatına yakın Uhud şühedasının kabirleriyle Cennetü’l-Bakî kabristanlığını ziyaret edip onlara dua ediyordu. Artık dünyadan alakasını tamamen kesmiş ahiret buudlu yaşıyordu. Şu ev reisliği zerafetine bakın ki, bir gün bütün zevcelerini yanına çağırdı, hastalığını, Hz.Aişe’nin evinde geçirmesi için kendilerinden muafakat istedi. “Böyle yapmamı bana helal ediyor musunuz, bana haklarınızı helal ediyor musunuz?” diye sordu.
Hastalığının son 13 günü Hz.Aişe’nin odasında çok ağır bir şekilde geçirmiştir. Numan b. Beşir’in naklettiğine göre: “Peygamberimiz’in hastalığı ağırlaştığı zaman, halk, '' O’ndan sonra bu işi kim yönetecek?” diye sormaya başladılar. Fadıl b. Abbas’ın elinden tutmasıyla mescide çıktı. Minbere oturdu. Bu, minbere son oturuşuydu. Mescid labâleb Müslümanlarla doluydu. Efendimiz kelime-i şehadetten sonra, Allah’a hamd ve senada bulundu. Her zaman yaptığı gibi Uhud günü şehid düşen Müslümanlar için Allah’tan mağfiret diledi.
Sonra: “Ey İnsanlar yanıma yaklaşınız.”dedi. Yaklaştılar. Ve son hitabelerinde ve tavsiyelerinde bulundular.
Bu çok önemli ifadelerinden bir kısmı şöyleydi: “Halk iyi olduğu zaman yöneticileri de iyi olur, Halk, kötü olduğu zaman yöneticileri de kötü olur.” “Allah, bir kulu, dünya ile kendi katındaki nimetler arasında muhayyer bıraktı. O kul da, ahireti ve Allah katında olanı tercih etti, seçti.” buyurdu. Efendimiz’in bu sözünün ne manaya geldiğini ilk önce Hz.Ebu Bekir anladı ve ağladı. Efendimiz, odalarının mescide açılan kapılarının tamamen kapatılmasını emrettiler ve sonra da hepsi kapatıldı. Sadece Hz.Ebu Bekir’in kapısı açık bırakıldı. Mescitte en son kıldırdığı namaz akşam namazıydı. Mescide çıkamadığı zamanlarda ve kendisinden sonra da, namazları Hz.Ebu Bekir’in kıldırmasını emrediyorlardı.
Son günlerinde kendisi namazları kıldıramamış ve Hz.Ebu Bekir’e tâbî olarak cemaat olmuştu.Ve sonra: “Ümmetinden birisi, Kendisine, imamlık etmedikçe, ahiret alemine alınmış bir peygamber yoktur!” buyurmuşlardır. Rebiü’l-Evvel’in 11. pazar günü, hastalığının şiddetinden dolayı kendinden geçmiş bir halde idi. Pazartesi günü sabah namazında, Hz.Aişe’nin kapısının perdesini açıp mescitteki cemaate baktı.
Cemaat, Hz.Ebu Bekir’in arkasında saf olmuşlardı. Müslümanların saflarını görünce tebessüm ediyorlardı. Mübarek yüzleri bembeyazdı. Perdeyi indiriyor ve kendisi içinde hayat perdesi inmiş oluyordu. Refik-i Âlâ’sına kavuşuyorlardı.
Makam-ı Mahmud’un sahibi olmasını, şefaatinin bizimle beraber olmasını diliyor, binlerce Selam ve Salat’ın O’nun ve ehl-i Beyti’nin üzerine olmasını Mevlâ-yı Müteal’den niyaz ediyoruz…
Necdet İÇEL
Bu yazı 07/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 320 kişi tarafından okunmuştur.