BİR SALİH ZEKİ VARDI..
Nil, Işık ve Kaynak Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Salih Zeki Peker'i en verimli çağında kaybettik.
Sevgili dost, arkadaş, ağabey, ümit insanı... Bilmem, onu başka hangi kelimelerle tavsif etsem! Duyarlılıkta onun kadar ince ve hassas bir insan tanımadım.
Neredeyse nefesimin ritminden, ahenginden içimdekini anlardı. Ne zaman şevklendim, ne zaman mutluyum o da şevklenir ve mutlu olurdu. Sanki kalbimize kalbini dayamış öyle yaşardı dostlarıyla. Son zamanlarda ayrılmaz iki parça olmuştuk, iki bedende bir ruh gibi... O benim için ümit kaynağı idi. Ne zaman şevkim sönmeye yüz tuttu, onun iklimine girer; kıvılcım alır, sönmüş aşk ocağıma alev salardım. Ne zaman hüzünlendim, kederlendim onun güzide iklimine girer ab-ı hayat içerdim.
Salih Zeki ile beraber olmak, efendilik mektebinde rahle-i tedrise oturmak gibiydi. Onunla konuşmak, ferahlamak ve huzur yelkenlisiyle sonsuzluk denizine açılmak gibi fıtri bir serüvendi. Yalan yoktu onda, aldatmak yoktu; ama teselli vardı. Riya yoktu yoktu, kendini beğenmişlik asla! Herkesle arkadaş olur, herkesle içli dışlı olmasını bilir ve herkesin derdine derman bulmaya çalışırdı. Onun gözlerinde yaş görmedim; ama gönlünün bu millet için ağladığını ve çağlayanlar gibi gözyaşı döktüğünü biliyorum.
Salih Zeki bir arslandı, yiğit bir adamdı... Herkesin hakkını korur, düşenin elinden tutardı. Basit meseleler meşgul etmezdi onu. Makam mansıp, para pul, şöhret... Hiçbir zaman koltuk sevdasında değildi. O, büyük odaları, salonları görememişti. Bir toplantı yerine bile sahip olamadan bu dünyadan gitti. Küçük bir odada sıkıştırılmış bir masa ve sandalyeler arasında yazarlarla sohbet eder, kendisine gelen kitap dosyalarını orada okur ve tashih ederdi. Buna rağmen bir sıcak iklim vardı onun odasında; bir başka tat; bir başka atmosfer vardı. O güzellikler insanı, bitmeyen bir heyecanla nur salmak istiyordu etrafına. Böylece birçok projenin altına imza attı. Yumuşak, tatlı, ılımlı, leyyin sesiyle ve soluğuyla kalbimize diriliş, ilham ve sevgi üfleyerek...
Sevgili dost!
Senin yokluğunu zaten hastalığın zamanında duyup hissettik. Şimdi ise sesiz gemi gibi yol alıp gittin...
Bilmem hatırlar mısın? Bir gün evinin balkonunda, Yağmur'un yayın kurulu toplantısını yapıyorduk. Yazıları okuyor, üzerinde tartışıyorduk. Bir ara sen gözlerimin içine bakıp: "Mehmet Erdoğan" dedin, "Bir gün 'Bir Salih Zeki vardı!' diyeceksin..." Ben ise senin şaka ettiğini düşünüp, "Sanki ölüme giden insanın vasiyeti gibi konuşuyorsun Salih Zeki." demiştim. Sen tekrar tekrar bana: "Eh sen bilirsin, bir gün 'Bir zamanlar Bir Salih Zeki vardı.' diyeceksin Mehmet Erdoğan, bunu unutma!" deyip sözünü bitirdin.
Ben o sözünü asla unutmadım; ama bu kadar çabuk, bu kadar yakın bir tarihten, bir ölüm haberinden, bir ayrılıktan, bir hicrandan dem vurduğunu bilmiyordum, düşünememiştim. Salih Zeki, seni kaybetmekle ben kalbimin yarısını yitirdim; diğer yarısı acaba beni ne kadar yaşatacak bilmiyorum... Can yoldaşım, fikirdaşım, ümit ve aşk ikliminde gönüldaşım Salih Zeki, seni asla unutmayacağım, seni asla unutmayacağız.
Cennetü'l Firdevs'e ulaşman için duacıyız. Ardında bıraktığın filizleri büyütmek boynumuzun borcu. Ve sen her bahar mevsiminde onları Cennetü'l Meva'dan, Cennetü'l Adn'den, Cennetü'l Firdevs'ten devşireceksin.
Ruhun şad olsun aziz dost, ruhun şad olsun kitap dünyamıza altın çağı yaşatan sevgili yayın yönetmenimiz!..
Mehmet Erdoğan
Salih Zeki Peker'in websitesi
Bu yazı 09/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1065 kişi tarafından okunmuştur.