Bayan erkek muhabbeti haram mıdır?
SORU: Çok şükür ben bu meselede bir sıkıntı yaşamıyorum ama “çevreye, daha doğrusu öğrencilerimize anlatırken ne demeliyiz?”, “Hangi kısımlara, hangi örneklere değinmeliyiz?” babında sormak istiyorum. ''Bayan-erkek muhabbetinin haram olmasını her yönüyle açıklayabilir misiniz?'' Çünkü maalesef günümüzde ''' yok artık abartma! ne olacak konuşsak?'' gibi haramı hafife alma durumu var. Hakkınızı helal edin hocam. Allah razı olsun…”
Değerli ve hassas kardeşim!
İslami usüllerden birisi şudur ki, “Haramlara götüren yollar da haramdır, Farza götüren vesileler de farzdır.”
Bayan-erkek muhabbetinin neticesinden kim emin olabilir ki? Bay genç ve bekar, bayan da genç ve bakire ise,bunların zaruret olmadan ve yanlarında başkaları bulunmadan, “caizdir ne var bunda?” demek, hiçbir zaman dinden, İslam ahlakından haberi olmaması demektir. Özellikle Kur’an’ın bu mevzudaki hüküm ifade eden ayetlerini bilmemektir.
Kadının sesinin yabancı bir erkeğe haram olduğu ile alakalı ayetlerden bazıları şöyledir:
Resulullah’ın (sav) hanımları müminlerin anneleridir. “…kendisinin vefatından sonra onun eşlerini nikâhlamanız asla helâl değildir. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.” 1
Bu ayetin bir işari manası da vardır. Bir insanın annesiyle evlenmesi haram olduğu gibi, Efendimiz’in hanımlarıyla, Efendimiz’in vefatından sonra ümmetten her hangi biriyle evlenmesi de haramdır. Bu husus şu ayetle de sabittir: “Ey iman edenler, Resulullah’ın eşleri ile evlenmeniz caiz değildir.”2
Ümmetten herhangi birinin, Efendimiz’in hanımlarıyla evlenmesi haram olmasına rağmen, “Ey Nebi hanımları! Siz diğer kadınlar gibi değilsiniz. Allah’tan sakının, namahrem erkeklere hitab ederken tatlı ve cilveli bir eda ile konuşmayın ki kalbinde hastalık bulunan bir şahıs, şeytani bir ümide kapılmasın. Ciddi, ölçülü konuşun.”3 ayetinde, Efendimizin hanımlarının yani, annelerimizin yumuşak konuşmaları caiz olmayınca, başka kadınların yumuşak konuşmaları nasıl caiz olabilir.
Sahabi olmalarına rağmen, anneleri olanlara kötü gözle bakanlar çıkabileceğine göre, Sahabi seviyesinde imanı ve ahlakı olamayacak devrimizin erkeklerinin, yabancı kızlara ve kadınlara nasıl farklı bir kötü gözle ve hasis duygularla bakabileceğini hesap etmek gerekmez mi?
Ahzab suresinin 53. Ayetinin tamamı bu hususta önemli ölçülerdir. “Ey iman edenler! Yemeğe izin verilmeksizin, vaktine de bakmaksızın, Peygamberin evine girmeyiniz. Fakat dâvet edildiğinizde girin. Yemeği yiyince hemen dağılın, yemekten sonra sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamberi rahatsız ediyor, lâkin utandığından, size karşı bir şey söylemiyordu. Oysa Allah, gerçeği açıklamaktan çekinmez. Eğer (müminlerin annelerinden) bir şey soracak veya isteyecek olursanız, onu perde arkasından isteyiniz. Böyle yapmanız, hem sizin hem de onların kalpleri yönünden daha nezihtir. Sizin Allah'ın Resulünü rahatsız etmeniz ve kendisinin vefatından sonra onun eşlerini nikâhlamanız asla helâl değildir. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.”4
Ayette geçen; “ …Eğer müminlerin annelerinden bir şey soracak veya isteyecek olursanız, onu perde arkasından isteyin…”5 ifadesi sorduğunuz soru için ne kadar manidar değil midir?
Yukarıda anlattığım kıyaslamalar içinde, annelerimiz olan Peygamber’in (sav) hanımlarıyla, “perde arkasından isteyiniz, sorunuz” inceliği içinde görüşme, konuşma, bir şey sorup isteme hususları böyle anlatılırsa “yok artık abartma, ne olacak konuşsak” gibi ifadeler gerçekten çok tehlikeli ifadelerdir. Sizin de ifade ettiğiniz gibi, haramı hafife alma cehaleti vardır. İmanları noktasında çok ciddi tehlikeler olabilir.
Erkeklerle rahat sohbet yapan kızların, zahiri ifadeleri “ne olacak, ne mahzuru var” deseler bile hemen diğer ayet “ Herhangi bir şeyi açığa vursanız da, gizleseniz de bilin ki Allah her şeyi pek iyi bilir.”6 Manası ne kadar dikkat çekicidir.
Günümüzde binlerce, milyonlarca istenilmeyen, sevimsiz hadiselerin altında bu masumane yaklaşımın gürültüleri ve görüntüleri olduğu muhakkaktır.
İslam, fitne ve fesada sürükleyen görüntü, davranış ve hallere karşı çok ciddi koruyucu tedbirler almıştır. Bu tedbirler hem erkekler, hem kadınlar için geçerlidir.
Kadının sesi özellikle bir kızın yabancı genç bir erkeğe karşı, fıtratı gereği dikkat çekicidir. Özellikle ses normalin dışında bir tonda çıkarsa, (hele-hele çok bir zaruret olmadan) pek çok mahzurları vardır. Pek çok fitnenin çıkış noktasıdır. Şimdiki binlerce misalini duyduğumuz, okuduğumuz fecaatlerin altında bu dikkatsizlik vardır.
Vehbe Zühayli;
“…Kadının, Kuran şeklinde de olsa, coşkulu ve nağmeli olarak okumakta iken seslerini işitmek haramdır. Çünkü bunda fitneye sebep olma korkusu vardır. “7
Muhammed Ali es-Sabuni ise;
“…Açıkça görüldüğü gibi, eğer fitneden emin ise haram olmaz. Ancak, erkeklerin kadınları fitne ve fesada götüren hallerden uzak tutmaları gerekir.”8 şeklinde fetva vermiştir.
Üstad Bediüzzaman ise, İşaratü’l İ’caz’da Bakara suresi 7. ayetinin tefsirinde şu hususlara dikkat çekmiştir:
“Ve keza “Allah onların kulaklarını da mühürlemiştir” 9 kelimesiyle, küfür sebebiyle kulağa ait pek büyük bir nimeti kaybettiklerine işaret edilmiştir. Hatta kulaktaki zar, nur-u İmân ile ışıklandığı zaman, kainattan gelen manevi nidaları işitir. Lisan-ı hal ile yapılan zikirleri, tesbihatları fehmeder. Hatta o nur-u İmân sayesinde rüzgarların terennümatını, bulutların naralarını, denizlerin dalgalarının nağamatını ve hakeza yağmur, kuş ve saire gibi her neviden Rabbani kelamları ve ulvi tesbihatı işitir. Sanki kainat, İlahi bir musiki dairesidir. Türlü türlü avazlarla, çeşit çeşit terennümatla kalblere hüzünleri ve Rabbani aşkları intiba ettirmekle kalbleri, ruhları, nurani alemlere götürür, pek garip misali levhaları göstermekle o ruhları ve kalbleri lezzetlere, zevklere garkeder.
“Fakat o kulak, küfürle tıkandığı zaman, o leziz, manevi, yüksek savtlardan mahrum kalır. Ve o lezzetleri iras eden avazlar, matem seslerine inkılap eder. Kalbde, o ulvi hüzünler yerine, ahbabın fıkdanıyla ebedi yetimlikler, malikin ademiyle nihayetsiz vahşetler ve sonsuz gurbetler hasıl olur.
Bu sırra binaendir ki, şeriatça bazı savtlar helal, bazıları da haram kılınmıştır. Evet, ulvi hüzünleri, Rabbani aşkları iras eden sesler helaldir. Yetimane hüzünleri, nefsani şehevatı tahrik eden sesler haramdır. Şeriatın tayin etmediği kısım ise, senin ruhuna, vicdanına yaptığı tesire göre hüküm alır.”10
Bu husus çok daha farklı yönleriyle ele alınabilir.
Bu iman gücü, İslam şuuru ve Allah korkusuyla halledilebilecek bir meseledir.
Takvalı günler dilerim.
11.05.2010
NECDET İÇEL
KAYNAKLAR
1- Ahzab; 6
2- Ahzab; 53
3- Ahzab; 32
4- Ahzab; 53
5- Ahzab; 53
6- Ahzab; 54
7- İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Prof. Dr. Vehbe Zuhayli, c: 1, shf: 467
8- Tefsiru Ayet'i Ahkam, c: 2, shf: 167
9- Bakara; 7
10- Risale-i Nur Külliyatı, İ'şaratül İ'caz, shf: 70
Bu yazı 12/06/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 1085 kişi tarafından okunmuştur.