Günün Sözü: Düşmanızın bile parmak ve dudağını ısırtabilecek bir ahlâk,muteşem bir ahlâktır.
Sitede şu an 40 kişi var. Toplamda 3,486,973 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
ARAMA:


Balıklı Göl Efsanesi

Soru :
Şanlıurfa da balıklı göldeki balıkların odun oldukları gerçek mi? Herhangi bir kaynakta geçiyor mu?


Cevap:

Hz. İbrahim (as) ve Nemrut ile alâkalı kıssası Kur’an da geçer. Kat’i delillerle, ayetlerle sabittir. Enbiya Suresi’nde 51. ayetten 70. ayete kadar uzunca anlatılır.

Özellikle Enbiya Suresi’nin 68 ve 69. ayetlerinde;
“Onlar: Bir şey yapacaksanız şunu yakında tanrılarınıza yardım edin, dediler.”
“Biz de: Ey ateş; İbrahim’e karşı serin ve selamet ol, dedik”
“Ona düzen kurmak istediler. Ama biz, onları daha çok hüsrana uğrayanlardan kıldık.” ayetlerinin tefsirlerinde, bazıları hadislere, bazıları da tefsircilerin yorumlarına, bazıları da İsrailî esatire dayalı olarak farklı yorumlar, tefsirler ve tevcihler yapılmıştır.

“Bir şey yapacaksınız şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin dediler.” ayetinin tefsirinde farklı farklı izahlarda bulunmuşlardır.
Süddî der ki; “Çokça odun toplamışlardır. Hatta bir kadın hastalansa, ‘Eğer iyileşirsem İbrahim’in yakılması için odun taşıyacağım’ diye adarmış. Sonra odunları çukur bir yere topladılar, tutuşturdular. Öyle bir şerare ve o derece yüksek alevleri varmış ki benzeri bir ateş asla yakılmamış. Kürt asıllı İran çöl Araplarından birinin işareti, yol göstermesi ile Hz. İbrahim’i mancınığın kefesine koymuşlar.”

Şuayb b. Cübbâî, bu adamın isminin Heyzen olduğunu söyler.
Hz. İbrahim’in yakılması için odun toplandığı tefsirlerde, rivayetlerde vardır.Ancak Hz. İbrahim’in ayetle sabit olan, ateşten kurtulmasından sonra, o odunların ne olduğu ile alakalı bizim bildiğimiz kati bir rivayet yoktur. Ondan sonra anlatılanlar usturemsi olan hususlardır. Ateşin suya, odunların da balığa dönüşmesi Kudret-i İlahiye noktasıyla mümkündür. Ama şu imtihan dünyasında, Kudret-i İlahiye noktasında her mümkün olanın vaki olmadığı da muhakkaktır.
“Halîlur-Rahman Gölü” veya halk arasında “Balıklı Göl” diye anılan göl, yanında ki “Ayn-ı Zeliha”da hep bir efsane olarak anlatılmıştır.

Ben de o efsaneyi aynen aktarıyorum:
Balıklı Göl Efsanesi;

Nemrut zulmü ile çevresine korku ve dehşet saçar. Bu dönemde din adamlarına bir gece gördüğü rüyayı yorumlatır. Doğacak çocuklardan birisi onu öldürecektir. Bunu duyan Nemrut o yıl doğacak bütün çocukların öldürülmesini emreder. İbrahim Peygamber’in annesi Sara Hatun kaçarak bir mağaraya gizlenir. Çocuğu bu mağarada doğurur, dallardan bir beşik yapar, çocuğu burada bırakıp tekrar döner. Çocuğu bir dişi ceylan emzirir.

Aradan zaman geçer askerler İbrahim Peygamber’i mağarada bulurlar. Nemrut’un huzuruna getirirler. Hiç çocuğu olmayan Nemrut ondan hoşlanır ve İbrahim Peygamber’i yanına alıp büyütür.
Nemrut’un zulmü, haksızlığı ve putlara tapışı, halkında putlara tapmaya zorlanışını gören İbrahim Peygamber insanların kendi elleri ile yaptıkları bu putların Allah olmadığını söyler. Halka bu düşüncelerini anlatır. Halk korkudan ağzını açamaz. Nemrut’un evlat edindiği Zeliha ona inanır, ama Nemrut’tan o da çok korkar. Hz. İbrahim ile Zeliha arasında bir sevgi bağı oluşur.

Bir tören günü herkesin törene gittiği an Hz İbrahim sarayın putlar bölümüne girer. Bir baltayla bütün putları parçalar, baltayı da en büyük putun üstüne asar. Törenden dönenler endişeye kapılırlar. Nemrut’a haber verirler. Rahipler bunu Hz. İbrahim’in yapabileceğini öne sürerler.
Nemrut bir kurulla onu yargılar, Hz. İbrahim sadece şehirde O’nun kaldığını söylerler. Bunun üzerine Hz. İbrahim’i sorgularlar O şöyle der: “Görüyorsunuz ya işte balta büyük putun omzunda. Balta kimdeyse bu işi o yapmıştır?” der.

Öfkelenen Nemrut, bir taş parçası baltayı eline alıp bu işi nasıl yapar? diye haykırınca Hz. İbrahim “İşte benim anlatmak istediğim de budur. Siz kendi ellerinizle yaptığınız bu taş parçalarından medet umuyor, sizi kötülüklerden korumasını bekliyorsunuz. Tanrı diye ona tapıyor, adak adıyor, başınız daralınca ona koşuyorsunuz. Bu gerçekten tanrı ise neden diğerlerini kırmasın?” deyince şaşkınlık geçiren Nemrut ve çevresindekiler İbrahim’in üzerine yürürler. Nemrut Hz. İbrahim’in yakılmasını emreder.

Her taraftan toplanan odunlar Halilürrahman Gölü’ nün bulunduğu yerde yığılır. Odunlarla kocaman bir dağ meydana gelir. Nemrut’un kalesinin kuzeyindeki iki büyük sütun yaptırılır. (Urfa Kalesi’ndeki sütunlar = 7 kişi ancak sarabilir bir sütunu) İbrahim (as) bu sütunlar arasına gerilerek halatla ateşe fırlatılması düşünülür. (Bu sütunlara mancınık denilmektedir.) Zeliha gece gündüz babasına yalvarır. Ama Nemrutun yüreği yumuşamaz. İbrahim (as) sütunlar arasına gerilen halattan ateşe fırlatılır. Odun yığınlarının ortasına düşer düşmez ateş yerine burası bir göl olur. Atılan odunlar balığa dönüşür. Hemen yanı başında küçük bir göl daha vardır. Balıklar yandıkları için üzerinde kara lekeler bulunur. Göle Halilürrahman Gölü adı verilir. Zeliha’nın gözyaşlarından oluşan küçük göle de Zeliha’nın gözyaşları anlamına gelen Aynı Zeliha adı verilmiştir.

Halk inanışlarında göl veya göldeki balıklar kutsal sayılmaktadır. Bu balıklara dokunanların öleceği, ya da başına bela geleceğine inanılır.


Necdet İÇEL





Kaynaklar:
Enbiya: 68
Enbiya: 69
Enbiya: 70
Enbiya: 68

Bu yazı 13/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 2980 kişi tarafından okunmuştur.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Tweet Tweet