Günün Sözü: Düşmanızın bile parmak ve dudağını ısırtabilecek bir ahlâk,muteşem bir ahlâktır.
Sitede şu an 48 kişi var. Toplamda 3,486,938 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
ARAMA:


Ateist'e Nasıl Yaklaşılmalı?

Soru :
hocam size bir soru soracam inşallah benim allaha inanmayan birkaç tane arkadaşım var vede alevi arkadaşlarım var bunlara hangi kaynaklaraı okuyup vede dinleyip tevhid anlatmalıyım birde soru arşivinde bir şey okudum Netice olarak, Hanefi mezhebinde, gusulde ağıza su vermek farz olduğundan, dişine dolgu veya kaplama yaptıranın, onu yaptırıken cunüp olmaması öenmlidir. Eğer, bilmiyordu ve cunüp iken kaplama yada dolgu yaptıdı ise tekrar söktürmekte gerekmez. Mezheblerin ruhsatlarından istifade edebilir. diyorsunuz kişi bunu "bilmeneden" gerçi belirtmişsiniz ama cünüp iken dolgu yaptırdıysa başka mezhebe geçmesimi lazım yoksa buna gerek yokmu ? cevabı sitenize mi koyuyorsunuz bulamıyorum da banada mail atma olasılıınız varmı? allah razı olsun degerli zamanınızı çaldım hakkınızı helal edin


Cevap:

Çok değerli kardeşim,

Sorunuzun içinde aslında 3 tane soru var.

1- Ateist arkadaşınıza karşı okuyup anlatacağınız kaynaklar,

2- Alevî kardeşinize okuyup anlatacağınız kaynaklar,

3- Diş dolgusu veya kaplamasıyla alakalı hususlar

Birinci sorunuz olan ateist arkadaşınız ile alakalı şunları söyleyebilirim;

Ateizm kelimesinin kökleri eski Yunancaya dayanır. “Atheos” (Thos, Yunanca Tanrı demek olup, başındaki “a” ön takısı ile olumsuzluk belirtir) “Tanrısız” veya “Tanrı’ya inançsız” demektir. A-Teizm, anti-teizm (teizm karşıtı) demek değildir.
Ateizm, var olan gerçekliği inanç yoluyla açıklamayı kabul etmeyen, bir düşünce akımıdır. Allah’a veya ruhsal varlıklara olan metafizik inançların eleştirilmesi ve reddedilmesidir.

Ateistler, bazen “Allah tanımaz” kelimesiyle anılsalar da, bu isimlendirme, var olan bir Allah’ı reddetme fikrine atıfta bulunduğu için ateistler tarafından kabul görmez. Ateist bakış açısıyla Allah’ın, Tanrıların yanı sıra, bütün metafizik inançlar ve bütün ruhani varlıklar da reddedilir.1
Allah’ın zatını da inkâr eden bu ateizme, biz, dini litaratürde küfr-ü mutlak diyoruz.

Küfr-ü mutlak bütün insanlık tarihinde iki dönemde oluşmuştur.
1- Hz. Zülkarneyn döneminde zühur eden Ye’cüc ve Me’cüc’dür.2

2- Kıyametin alametlerinden olan ye’cüc ve me’cüc de ahirzamanda zuhur ettiği zaman küfr-ü mutlakın temsilcisi, anarşizm ve terörizmin kaynaklığını yapacaktır.3

1- Kısaca ateizmi biraz tarif ederek başladım ki, önce muhatabı tahlil ve teşhis edelim ve sonra tedavi edici hususlara tevessül edebiliriz.

2- Tebliğ ve irşadın metotlarını çok iyi bilip, iyi uygulayabilmelisiniz. Sadece bu hususla alakalı kitapları okuyup anlatmanız yetmeyebilir. Anlatmadaki usullere riayet etmeden anlatırsanız, tersine tepki de doğurabilir. Tekrar ediyorum, tebliğin metotlarını çok iyi ama çok iyi bilmelisiniz ki, kaş yapayım derken göz çıkarmamalısınız.

3- Bu hususla alakalı okuyacağınız ana kaynaklar daha çok kelam ilmi sahasında yazılan kitaplar olmalıdır. İmânî, tefekkürî kitaplara çok ağırlık vermelisiniz. Ateistlerin Allah’ın zatını inkar edip, madde ezelidir diyip, maddeyi ilah kabul etmelerine karşılık, maddenin hâdis ve fânî, Allah’ın ezelî ve ebedî olduğunu anlatabilecek çok güçlü malûmât sahibi olmalısınız.

Bu hususta bütün ilmihal kitaplarının başında itikat bölümü vardır. Mutlaka okumalısınız. Ömer Nasûhi Bilmen’in, Büyük İslam İlmihalinin 1. Bölümünü okuyabilirsiniz. Ayrıca yine Ömer Nasûhi’nin kaleminden “Muvazzah İlmi Kelam” kitabını da mutlaka okumalısınız.

Ayrıca ateizm hastalığına karşı Risale-i Nur külliyatı en faydalı ve tedavi edici eserlerdir.

Risale-i Nur içinde de özellikle 30. Sözün zerre bahsi, 32. Söz, 33. Sözün tamamını okunmalıdır. 22. Söz iki bölümüyle, 14. Sözün ahirinde “hüve nüktesi” başlıklı bölümleri okumalısınız.
Mesnevi-i Nuriye’den lem’alar, katre ve nokta risalelerini okumalısınız.

Muhâkemat’ın üçüncü makalesini mutlaka okumalısınız.
İşaratü’l-İ’caz’dan Bakara suresinin 20. ve 21. ayetinin olduğu yerlerin tefsirlerini okumalısınız. Şualar’dan 7. Şuayı, 11 ve 15. Şuaları okumalınız.

Lem’alardan da özellikle 30. Lem’anın tamamını iyi okumalısınız.
Ayrıca, müstakilen basılan “Nur âleminin bir anahtarı” kitapçığını da mutlaka okumalısınız.
Fethullah Gülen Hocaefendinin “İnancın Gölgesi”, “Asrın Getirdiği Tereddütler 1” kitaplarını da çok ciddi okumalısınız ve 1975 yıllarında Manisa’da verilen vaazlarından “Tevhid Delilleri” bantlarını dinleyebilirsiniz.

Muhammed İbn-i Kesîr’in tefsirinin tercümesi olan “Hadislerle Kur’ân-ı Kerîm Tefsiri” kitabının 1. cildinin 117. sayfasından itibaren 302. sayfa sonuna kadar dikkatlice okumalısınız.
Bu hususta tavsiye edebileceğim yüzlerce eser olabilir. İsimlerini burada saydıklarımı bulup okumalısınız.

2. sorunuzda geçen Alevî kardeşimizle alakalı hususa gelince;
Tebliğ ve irşadın prensipleri her zaman her yerde geçerlidir.
“Alevî” tabirinden daha ziyade onlar bizim “ehl-i beyt” ve “âl-i beyt” kardeşlerimizdir.

Bizim onlarla beraber olmamız, bizler için bir şereftir. “Keşke biz de ehl-i beytten, âl-i beytten olabilsek” anlayışında ve ifadesinde bulunmayız.

Tarihin gerçekleri içinde sadece rahmetli M. Asım Köksal’ın yazdığı “İslam Tarihi” adlı şaheserine ilave bir cilt olarak kaleme aldığı bir ciltlik “İslam Tarihi, Hz. Hüseyin ve Kerbelâ Faciası” adlı 368 sayfalık eserini çok iyi okuyup bilmeniz bile yeterli olacaktır.
Okuduğumuzda görülecektir ki gerçek ehl-i beyt olan kardeşlerimizle ehl-i sünnet arasında hiçbir fark yoktur. Fasl-ı müştereklerimizin daha fazla olduğunu göreceğiz.

Sürekli olarak ortak paydalarımızın üstünde durmalıyız. Birilerinin tarihin derinliklerinden bugüne kadar attığı nifak tohumlarını konuşmamalıyız. İftirakların üzerinde hiç durmamalıyız.
Üstad Bediüzzaman’ın Lem’alar isimli kitabın 4. Lem’asını okuyarak, oradaki ölçülere uymalıyız.

Ayrıca yine Bediüzzaman’ın Mektubat isimli kitabının 19 .mektubunun içindeki 6. Nükteli işaretin içinde anlatılan hikmetleri de çok iyi bilmeniz de fayda vardır.
3. sorunuzun cevabını daha önce vermiştim oraya bakınız.

Sorduğunuz için teşekkür eder, başarılar dilerim.


Necdet İÇEL











Kaynaklar:
1- Büyük Britannica Ansiklopedisi 2008
2- Kef; 94
3- Buhari, Enbiya, 7; Müslim, Fiten, 1 (2880)

Bu yazı 23/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 843 kişi tarafından okunmuştur.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Tweet Tweet