Aptal Değil Nükteli Günler
APTAL DEĞİL NÜKTELİ GÜNLER
Her sene 1 Nisan bütün dünyada dünya mizah (şaka) günü olarak değerlendirilmektedir. Hayatı rahatlatabilmek ve günün ağır yüklerinden hafifleyebilmek için insanların şakaya, şakalaşmaya ihtiyaçları vardır. Fakat bu şaka yalan sözlerden ibaret olmamalıdır. Karşı tarafı tahkir ve tezyif edici olmamalıdır. İnsanların itibar ve şerefleriyle oynanılmamalıdır.
Efendimiz’in (sav) şakalarında bile doğru sözlülük vardı. Çocukları severken şaka yapar, iltifatta bulunur; “seni gidi iki kulaklı seni” derdi. Zaten insanlar iki kulaklıdır. Misalleri çoğaltmak mümkündür.
Mizah bir insanın karakterinin yüceliğini latife halinde bir tezahüründen ibarettir. Mizah bir insanın kültür seviyesini ve karakterini sergilemesidir.
Mizah, hayatın güldürücü yanlarını ortaya koyan sanat türüdür. İnsanı gülmeye sevk eden resim, karikatür, konuşma ve yazı sanatıdır. Mizah eserleri sadece şaka, güldürme maksadıyla söylenip, yazılıp, çizildiği gibi belli fikirleri ifâde etmek için de ortaya konulabilir. Karikatür, hikaye, roman, komedi, nükte, fıkra, hiciv, taşlama gibi şekillerde karşımıza çıkan bu eserlerin en ehemmiyetli vasfı “espri” dediğimiz asıl can alıcı noktanın, eserin teferruatı arasında büyük bir maharetle gizlenmesi, tam sırası gelince de beklenmedik bir anda söylenmesidir.
Mizah, hayal ve hislerden daha çok zekâ mahsulüdür. Bir mizahçı, hayal gücünden, olup bitenlerden, tarihten ve çeşitli bilgilerden faydalanabilir. Mizah, aynı zamanda sosyal bir ihtiyaçtır. Zaman zaman öfke ve sıkıntıların dağıtılmasında, emniyet supabı gibi tesirli olur.
Milletlerin ve cemiyetlerin mizah anlayışı birbirine benzemez. Millî karakter, yaşama tarzı gibi şahsa ve topluluğa ait özellikler mizah anlayışına tesir eder.
Türkiye’de ilk mizah, dünyanın başka taraflarında olduğu gibi sözlü olarak başlamıştır. Sözlü Türk Mizahı’nın en yaygın misali fıkralardır. Fıkralar, şahıslara ve bölgelere göre çeşitli isimler altında toplanır. Bunlardan bir kısmı Türklüğün zekâ inceliğini, nükte gücünü ve hayat görüşünü en güzel yansıtan, Nasreddin Hoca fıkraları gibi, belli bir şahsa aittir veya o şahsa mal edilerek anlatılır.
Mahallî fıkralar, bazı bölge halkını ve ırk zümrelerini karakterize eder. Karadeniz, Doğu Anadolu, Rumeli, İstanbul insanlarına, Yahudilere, İskoçlara dair anlatılan birçok fıkra, bu bölgelerde yaşayan kişilerin mizaçlarını, olaylar karşısındaki tepkilerini, bazen da şivelerini mübalağalı bir tarzda işler.
Ayrıca büyük şehir fıkraları, karı-koca fıkraları, halk bilmecelerinin bir kısmı, tekerlemeler, Karagöz ortaoyunu, meddah konuşmaları Türklere mahsus sözlü mizah çeşitleridir.
Bir kısım destanlar (Sivrisinek Destanı, Züğürtlük Destanı) ve bazı halk mânileri de sözlü ve yazılı mizaha misal gösterilebilir.
Yazılı Türk Mizahının kökü divan edebiyatının başlangıcına kadar iner. Eski mizah yazılarının büyük kısmı, güldürücü, hikmetli veya eğlenceli fıkraları içine alan, Letâif denilen kitaplarda toplanırdı. Divan edebiyatında mizahî eserlerin, hiciv, hezl, latîfe olmak üzere üç çeşidi vardı. Fuzûlî’nin Şikâyetnâme’si, Şeyhî’nin Harname’si (Merkep Hikâyesi), Kânî’nin Hirrenâme’si (Kedi Hikâyesi), Nef’î’nin Sihâm-ı Kaza’sı (Kaza Okları), İzzed Molla’nın Mihnet-i Keşan’ı (Keşan’da Çekilen Sıkıntılar), Edirneli Güftî’nin Tezkire’si, Sürûrî’nin Hezeliyât’ı (Hicivler) divan edebiyatının en önemli mizah eserleri arasındadır.
Halk edebiyatında taşlama, mâni, destan türünde birçok yazılı mizah eserine rastlanır. Anonim mâni, bilmece ve tekerlemeler arasında da mizahî olanlar çoktur. Halk edebiyatında mizah; topluma, zamana bazı meslek zümrelerine, ünlü kişilere dönük olması bakımından, divan edebiyatından ayrılır. Fakat halk edebiyatında da belli kişilere ve kavramlara sataşmalar oldukça çok görülür.
1 Nisan’ın çıkış merkezi Batı’dır ve asıl adı “April Fool’s day” yani “Nisan aptalların günü”dür. İnsanları aptal yerine koyan şakalar yaptıkları için bu isim verilmiştir. Siz de ne kendinizi ne de arkadaşlarınızı aptal yerine koyarak şaka aptalca şakalar yapmamalısınız. Bu bizim inancımıza, örfümüze ve ahlakımıza uygun düşmez.
Nükteli günler yaşamanız dileğiyle…
Necdet İÇEL
Bu yazı 02/04/2011 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 753 kişi tarafından okunmuştur.