Allah'ın isimlerinin sayısı
Allah’ın üç bin veya yedi bin ismi olduğu söyleniyor. 99 isminden ayrı olarak “Hannân, Mennân” gibi 99 olmayan ve bilinen isimler nelerdir ve faziletleri nelerdir?
Değerli kardeşim,
Allah’ın isimleri bildiğiniz gibi Allah dendiği zaman aklımıza üç veya dört mesele gelir:
1- Allah’ın Zatı,
2-Allah’ın sıfatları,
3-Allah’ın şe’ni,
4-Allah’ın isimleri.
Allah’ın isimleri de kendi içinde:
a) Allah ism-i hassı, yani ism-i zatı,
b) İsm-i A’zamlar,
c) Esma-ül Hüsna’ki Kur’an’da geçen isimleridir,
d) Esma-i ilâhiye’dir ki Kur’an’da geçmeyen, sair semavî kitap ve suhuflarda geçen isimlerdir,
e) Cenab-ı Hakkın hiçbir Peygambere bildirmediği, hatta Efendimiz Hz. Muhammed’de (sas) bildirmediği, kendi zatında kenz olarak sakladığı, tecelliyâtını (veya temessülâtını!) ancak Cennette görebileceğimiz Allah isimleri vardır.
Allah’ı şöyle tarif etmişlerdir: “Allah (c.c), esmasıyla malum, sıfatlarıyla muhat, zatı ile mevcud-u meçhul olan bir zat-ı Ecell-i A’lâ’dır.“
Demek ki Allah’ın Zatı var. Sıfatları var. İsimleri vardır.
Ve lillâhi meselü’l A’lâ; Benim zatım var, Zatıma bağlı kabiliyetlerim var, Kabiliyetimden fiilerim, fiilerimden de bir kısım san’atlar meydana geliyor. San’atların çeşitlerine göre bana bazı isimler veriliyor. İyi yazı yazınca Kâtip veya Hattat, iyi bir heykel yapınca Heykeltıraş (vs.) gibi…
İşte bunun gibi (misaller Allah içindir.) Allah’ın zatı var, mevcud-u meçhuldür. Bizdeki kabiliyetler mesabesin de sıfatları var. O bizler için hayret ve şaşkınlık makamıdır.
Biz, bizdeki kabiliyetleri kullandığımız zaman bazı fiillerimiz meydana geldiği gibi Allah’ın sıfatlarından da şe’n-ilâhî veya Şuunât-ı İlâhiye meydana gelir.
Fiillerimizin sonunda meydana gelen san’atlar ve o san’atlara göre isimler meydana geldiği gibi, Şuunât-ı İlahiyenin tecellisinden de âlemde san’atlı varlıklar meydana gelir.
O sanatlara göre de Allah’a isimler verilir. Bizden bir farkı var ki, Allah kendi isimlerini kendisine kendi verir. Allah Kur’anın da isimleriyle kendisini bize tanıtır. Zatı bizler için mevcud-u meçhuldür.
Kur’an-ı Kerim’de geçen Allah’ın isimleri Allah’ın Efendimize bildirdiği isimleri içindeki güzel isimleridir. A’raf, 180, İsra, 110, Taha, 8, Haşr, 24 ayetlerinde El Esma-ül Hüsna ifadeleri vardır.
En güzel isimler manasındaki “Esma-ül Hüsna” fadesi, dini literatürde bilhassa Allah’ü Teâlânın isimleri için kullanılır. Bu isimlerin bazıları, zat bazıları da sıfat ismidir. Allah ismi bunların hepsini toplayan zat ismi, diğerleri sıfat ismidir. Rahman, sıfat ismi olmakla beraber, Allah’tan başkasına verilmeyen hususî bir isimdir.
Sıfatlar; zatiye, fiiliyye ve maneviye olmak üzere üç kısma ayrılır.
Zati sıfatlar, Allah’ın zatından ayrılmayan sıfatlardır ve iki kısma ayrılır:
1-Sıfat-ı Selbiyye,
2-Sıfat-ı Sûbutiyye’dir.
Netice itibariyle Allah’ın zatı bir, esma-ül hüsnâsı çoktur.
İbn-ü Kesir tefsirinde demiştir ki: “Esma-ül hüsnâ”nın doksan dokuzla sınırlı olmadığına Ahmed b. Hanbel’in “Müsned”inde senediyle Abdullah b. Mesud’dan (r.a) rivayet ettiği hadiste delâlet etmektedir.
Abdullah b. Mes’ud dedi ki; “Resûlullah buyurdu ki; “Herhangi bir Müslüman bir merak veya üzüntüye düşer de“ Allah’ım ben senin kulunum, kulunun ve cariyenin oğluyum. Perçemim senin elinde (kudretinde) dir.Benim hükmün geçerlidir, hakkımdaki kaza’n adalettir. Senin kendine isim verdiğin veya kitabında indirdiğin yahut yarattıklarından birine bildirdiğin veya katında gayb ilminde kendine tahsis ettiğin bir isimle senden dilerim ki Kur’an’ı kalbimin baharı, üzüntümün cilâsı, keder ve tasamın giderilmesi için vesile kılasın derse, herhalde Allah teâlâ onun merakını giderir, üzüntüsünün yerine ferahlık verir.
Bunun üzerine (orda bulunanlar) dediler ki; “Yâ Resûlullah! Bu kelimeleri ögrenelim mi? Resûlullah da, “Evet bunları işiten her kimsenin öğrenmesi gerekir.”
Yine İmam-ı Beyhâki muttasıl bir senedle Hz. Aişe (ra) den şöyle bir rivayet nakletmiştir: Hz. Aişe Peygamber’e (sas) “Yâ Resûlullah! Allah-ü Teâlâ’nın kendisine dua edildiği zaman kabul buyurduğu ismini bana öğret” demişti. Resûlullah da, ona, “Kalk abdest al, mescide gir, iki rekât namaz kıl, sonrada dua et ben dinleyim.“ buyurdu. O da öyle yaptı, sonra dua için oturduğunda, Hz. Peygamber (sas), “Allah’ım onu muvaffak kıl, “ dedi. Hz. Aişe de şöyle dua etti: “Ey Allah’ım bildiğimiz ve bilmediğimiz güzel isimlerin hepsiyle ve bir kimsenin kendisiyle sana dua ettiği zaman hoşlandığın ve yine kendisiyle istediği vakit verdiğin en yüce isimle Sen’den istiyorum.”
Bu hadislerdeki dualardan anlaşılıyor ki, Allah-ü Teâlânın kitabında zikretmediği ve hiçbir kimseye hatta Efendimiz’e (sas) de bildirmediği, gayb ilminde yalnız kendisinin bildiği isimleri vardır.
Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’ın güzel isimleriyle alakalı “En güzel isimler Allah'ındır. Allah'a bu isimlerle dua ediniz.” buyurulur. Bu âyet, Cenab-ı Hakk'ın birçok isimlerinin bulunduğuna işaret etmektedir. Her birisi güzel ve ulvî mânâlar ihtiva eden bu yüce isimlere "güzel isimler" mânâsında "Esmâ-i Hüsnâ" denilmektedir.
Cenab-ı Hakk'ın isimlerinin tamamı kesin olarak bilinmemektedir. Bazı âlimler Esmâ-i Hüsnânın bin kadar olduğunu beyan ederler.1 Nitekim, Peygamberimiz (a.s.m.) Cevşenü'l Kebîr isimli hususî duasında Rabbine bin bir isim ve sıfatla niyaz etmektedir.
Allah’ın dört bin isminin olduğunu söyleyen alimler olduğu gibi2 Allah’ın beş bin kadar isminin olduğunu söyleyenler de vardır.3
Anlaşılıyor ki Allah’ın isimleri, Akif’in ifadesiyle de nâmütenahidir;
“Halıkın nâmütenahi adı var, en başı Hakk,
Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak
Hani, Ashab-ı Kiram, ayrılalım, derlerken
Mutlaka "sure-i Vel-Asrı" okurmuş bu neden?”
Kur’ân-ı Kerîm’de geçen 99 esma-ü Hüsna şunlardır;
“Allah, Rahman, Rahim, El-Meliku'l-Kuddûsu, es-Selâmu, el-Mü'minu, el-Müheyminu, el-Azîzu, el-Cebbâru, el-Mütekebbiru, el-Hâliku, el-Bâriu, el-Musavviru, el-Gaffâru, el-Kahhâru, el-Vehhâbu, er-Rezzâku, el-Fettâhu, el-Alîmu, el-Kâbizu, el-Bâsitu, el-Hâfidu, er-Râfiu, el-Muizzu, el-Müzillu, es-Semîu, el-Basîru, el-Hakemu, el-Adlu, el-Latîfu, el-Habîru, el-Halîmu, el-Azîmu, el-Gafûru, eş-Şekûru, el-Aliyyu, eI-Kebîru, el-Hafîzu, el-Mukîtu, el-Hasîbu, el-Celîlu, el-Kerîmu, er-Rakîbu, el-Mucîbu, el-Vâsiu, el-Hakîmu, el-Vedûdu, el-Mecîdu, el-Bâisu, eş-Şehîdu, el-Hakku, el-Vekîlu, el-Kaviyyu, el-Metînu, el-Veliyyu, el-Hamîdu, el-Muhsî, el-Mubdiu, el-Muîdu, el-Muhyi, el-Mümîtu, el-Hayyu, el-Kayyûmu, el-Vâcidu, el-Mâcidu, el-Vâhidu, el-Ahadu, es-Samedu, el-Kâdiru, el-Muktediru, el-Muahhiru, el-Evvelu, el-Âhiru, ez-Zâhiru, el-Bâtinu, el-Vâli, el-Müte'âli, el-Berru, et-Tevvâbu, el-Müntekimu, el-Afuvvu, er-Raûfu, Mâliku'l-Mülki, Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksitu, el-Câmiu, el-Ganiyyu, el-Muğnî, el-Mâni', ed-Dârru, en-Nâfiu, en-Nûru, el-Hâdî, el-Bedîu, el-Bâki, el-Vârisu, er-Reşîdu es-Sâbüru.”4
Bizlerin esma-ü hüsna’dan diyerek söylediğimiz “el-Hannân, el-Mennân, eş-Şafi, el-Kâfi, Sadıka’l Vaad” gibi 23 kadar isim, Allah’ın isimlerinden olduğu halde, hadis-i şerifte geçen 99 isim içerisinde bulunmamaktadır.
Bunların 99 isim içerisinde bulunmamaları, onların esma-ü hüsna içinde olmadığı anlamına gelmez. Yukarıda aktardığımız, İbn-i Kesir kaynaklı ifadeden de Allah’ın isimleri 99 tane değil, çok daha fazladır. Eski hocalarımız “Tevrat’ta 300, Zebur’da 300, İncil’de 300, Kur’ân’da 99 esmâ ile müsemme ey Allah’ım…” diyerek dua ederlerdi. Bir de Allah ism-i camisini eklersek bin tane yapar. Zaten cevşenül kebir’de de bin isimden söz edilmektedir.
Ayet-i kerimelerde geçmediği halde Şâfi gibi, Hannân, Mennân vb. isimler Efendimiz’in (sav) dualarında ve nidalarında vardır. Bunlar ümmete mal olmuş, ümmet tarafından da asırlardan beri zikredile gelmiştir.
El-Hannân; “Çok ağlamak, inlemek, özlemek, merhamet etmek, şefkatli olmak anlamındaki "h-n-n" kökünden türeyen hannân çok merhametli, kendisinden yüz çevirene yönelip iltifat eden, açık yol ve özleyen demektir.”
El-Mennân; "Birine nimet vermek, iyilik yapmak ve yaptığı iyiliği başa kakmak" anlamındaki "m-n-n" kökünden türeyen mennân; Allah'ın güzel isimlerinden biri olup, İbn Mâce'nin rivâyet ettiği bir hadiste geçmiştir. Mennân, Allah'ın kullarına olan ihsanının çokluğunu ve sayısız nimetler verdiğini ifade eder. Allah'ın bu vasfı Kur'ân'da "menne - yemünnü" fiiliyle ifade edilmiştir: "...Allah, kullarından dilediğine nimetini lütfeder (yemünnü)..."5 "Allah, mü'minlere büyük lütufta bulundu. Zira daha önce açık bir sapıklık içinde bulunuyorlarken onlara kendi içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, kendilerini temizleyen ve kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi."6 Ayetlerden de anlaşılacağı üzere Allah'ın mennân vasfı, kullarına maddî ve manevî nimetleri veren anlamını ifade etmektedir.
Bu soru cevap sütununda esma-ü hüsnanın ve diğer sünnetten gelen Allah’ın isimlerinin manalarını genişçe anlatabilmem mümkün değildir. Bu hususta esma-ü hüsna ile alakalı yazılmış pek çok kitap vardır. Onları okumanızı tavsiye ederim.
Sorduğunuz için teşekkür eder, esmasıyla malum, sıfatlarıyla muhat, zatıyla mevcud-u meçhul olan Hz. Allah’a emanet ederim.
Necdet İçel
1. İbn Kesir, Alusî, Araf suresi, 180. ayetin tefsiri
2. Alusî, Araf suresi, 180. ayetin tefsiri
3. İbn Kesir, Fatiha suresinin tefsiri
4. Tirmizî, Daavât 87, (3502).
5. İbrâhim; 11
6. Âl-i İmrân; 164
Bu yazı 02/11/2011 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 3001 kişi tarafından okunmuştur.