Allah (cc) Niçin 'Biz' Diyor?
Soru :
Allah’ın kendi zatına Kur’an’da bazen “biz”, bazen “ben” demesinin anlamı nedir? Ayrıca bana bunu Kur’an’da ayetlerle veya yazılı İslami kaynaklardan not (isim) düşerseniz memnun olurum.
Cevap:
Allah’ımızın Kur’ân’da bazen “Ben” bazen de “Biz” demesi çok yerde ifade edilir.
Mesela; Zariyat Suresi 56. âyette; “Ben, cinleri ve insanları sadece Beni tanıyıp, yalnız Bana kulluk yapsınlar diye yarattım” ifadesinde “Ben” tabirini kullandığını görüyoruz.
Taha Suresi 14. âyette; “muhakkak ki “Benim” gerçek ilâh. Ben’den başka yoktur ilâh…” ve daha nice âyet-i kerîmede “Ben” tabirini, Zât-ı Ulûhiyeti için kullanmıştır. Zât-ı Kibriyasını “Biz” ifadesiyle anlatan âyetlerde vardır.
Mesela; “Biz Kur’ân’ı indirdik Kadir Gecesi’nde…” , “Hiç şüphe yok ki o zikri, Kur’ân’ı Biz indirdik, onu koruyacak olanda Biziz.”
Şurası muhakkaktır ki; şayet Allah’ın Zât-ı Kibriyası’nı kast ederek “Biz” ifadesi –hâşâ- birden fazla ilâhlar olmasını kast etseydi, başka âyetlerde kendinden başka ilâhların olduğunu reddetmezdi. Kendisinin “Vahid” ve “Ehad” olduğunu anlatmazdı.
Allah yalan söylemez, Allah tenakuzlu konuşmaz, Allah daima Zâtında, Ef’âlinde, Sıfatlarında, Rububiyetinde “Bir” olduğunu ifade buyuruyor. “Hepinizin ilâhı bir ilâhtır. Ondan başka tanrı yoktur. O, Rahmandır, Rahimdir.”
“… De ki; her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, Birdir. Her şeyin üstünde mutlak Hâkimdir.” , “De ki; O, Allah’tır, gerçek ilâhtır ve Bir’dir.”
Kendisinin eşi, ortağı, zıddı-niddi, misli-misâli, şerîki-şebihi olduğunu katiyetle reddediyor. “Hâlbuki gökte ve yerde, Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, oraların nizamı bozulurdu. Demek ki, o yüce arş ve hükümranlığın sahibi Allah, onların Allah’a reva gördükleri vasıflardan münezzehtir, yücedir!”
Allah’ın ne zâtında şeriki, ne sıfatlarında şebihi, ne ef’âlinde misli, ne de Rububiyetinde zıddı olmadığına göre acaba Allah’ın bazen Kendi Vahidiyet ve Ehadiyetini murat ederek “Biz” demesinin hikmeti ne olabilir? Hususunda şunları söyleyebiliriz;
-Bir sultanın iki çeşit mukâlemesi, iki tarzda hitabı vardır. Birisi, âdi bir raiyet ile cüz’i bir iş için, husûsî bir hâcete dair has bir telefonla konuşmasıdır.
-İkincisi, büyük saltanatının sultanı ve en büyük halife nâmıyla, umumî hâkimiyeti haysiyetiyle, emirlerini etrafa neşr ve teşhir maksadıyla, bir elçisi veya büyük bir memuruyla konuşmasıdır ve haşmetini, hâkimiyetini, büyük saltanatı adına ulvî bir fermanla mukalemesidir.
Bunun gibi, Sultan-ı A’zam olan Hz. Allah, hususî icraatını, cüz’i işlerini, cüz’i tecellisi olarak anlatacağı zaman “Ben” diyerek konuşur, konuşabilir.
Fakat Hz. Allah büyük saltanatı adına, büyük halife ünvanıyla, hâkimiyet-i mutlakası adına konuştuğu umum raiyetini alâkadar eden hususları ifade ettiği zaman da “Biz” diyerek konuşur.
Mesele kendiliğinden tebeyyün etmiştir ki, Allah’ın bazen “Ben” demesi, cüz’i icraatı için, hususî bir ismin tecellisi ile konuştuğu zamandır. Bazen “Biz” demesine gelince; “Biz o Kur’ân’ı inzal ettik, kadir gecesinde...” ayetinde olduğu gibi Kur’ân, her ismin en a’zam mertebesinden, Allah’ın umumi saltanatı adına, bütün kâinatı, cinleri ve insanları alâkadar etmesi yönüyle, azamet ifade etsin diye “Biz” hitabında bulunduğunu görüyoruz.
Necdet İÇEL
Kaynaklar:
Kadir: 1
Hicr: 1
Bakara: 163
Ra’d: 16
İhlas: 1
Enbiya: 22
Risale-i Nur’dan 12. Sözün Dördüncü esasına bakılabilir.
Bu yazı 09/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 782 kişi tarafından okunmuştur.