Aklımızı ne kadar yerinde kullanıyoruz ?
Akıl, insanın; hayrı, şerri ve ilimleri anlayan,sebeplerden neticeleri çıkaran ve eserlerden eser sahibine intikal edebilen en büyük ve kıymetli hassasıdır.
Akıl, düşünme ve anlama kabiliyetidir.
Akıl, zihin, zeka, tefehhüm, fehim, irade, anlayış, ilim, zihinde hasıl olan sûret manalarına da gelir.
Akıl, insan zihninin sıfatıdır.
Akıl, kalpte hak ve batılı ayırt edebilen bir nurdur.
Akıl, hukuk lisanında da, bir cinayetten dolayı, icap eden diyeti vermektir. Diyet manasına gelir.
Akıl, imsak ve imtisak manasında da kullanılır. Diyet vermek, kan dökülmesini men (engellemek) ve imsak edecek (kendini tutacak), müeyyid (doğrulayan, sağlamlaştıran,yardım eden) bir kuvvet mesabesinde olduğundan, bu cihetle de diyete (kan bedeline) akıl denilmiştir.
Bir insanın hayatını devam ettirebilmesi için üç önemli kuvveye ihtiyacı vardır:
* Faydalı şeyleri çekmeye,
* Zararlı şeyleri terk etmeye,
* Hangi şey faydalı,hangi şey zararlı,bunları ayırt etmeye...
Allah'ın insanlara verdiği kuvve-i şeheviye, faydalı olabilecek şeyleri çekmek içindir.
Allah'ın insanlara bahşettiği kuvve-i gadabiyye de zararlı şeyleri terk etmesi içindir.
Hangi şeyler kendisine faydalı hangi şeyler zararlı (maddeten-manen, dünyasına-ahiretine, kendisine-ailesine, cemiyete, millete, insanlığa), bunları tefrik ve temyiz edebileceği ana duygu, esas cevher de "Kuvve-i Akliye"dir.
Aklı olmayan ve aklını yerli yerince kullanmayan faydalı-zararlı şeyleri ayırt edemez. Onun içindir ki dinimizde mükellefiyetin şartı âkil olmasıdır. Akıllı olmayan mükellef değildir. Mükellefiyetlerini yerine getirmeyenin de akıllı olduğu söylenemez.
Hz.Ali'nin neslinden gelen, İmam-ı Azam'ın da hocası olan büyük şahsiyet Cafer-i Sadık, talebesi olan Numan b. Sabit'e (İmam-ı Azam) sordu:
"Akıl nedir?" Numan cevap verdi:
"Hayır ile şerri, doğru ile yanlışı ayırmamızı sağlayan bir melekedir."
Cafer-i Sadık bu tarifi yetersiz buldu.
"Bu kadarını atlar bile ayırır. At, sahibi kendisine gelirken, ot mu getiriyor, yoksa kırbaç mı vuracak bunu hemen sezinler."
Bunun üzerine talebesi Numan b. Sabit: "Öyleyse sizce akıl nedir?" diye sordu.
Cafer-i Sadık şu tarifi yaptı:
"Akıl, iki önemli ve hayırlı şey beraberce ortada olduğu zaman hangisinin daha hayırlı olduğunu ayırt eden bir melekedir."
Böyle bir âlimden ders alan talebe, İmam-ı Azam olmuştur.
Aklımızı yerinde kullanabiliyor muyuz?
Necdet İÇEL
Bu yazı 28/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 732 kişi tarafından okunmuştur.