Günün Sözü: Düşmanızın bile parmak ve dudağını ısırtabilecek bir ahlâk,muteşem bir ahlâktır.
Sitede şu an 60 kişi var. Toplamda 3,486,866 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
ARAMA:


Ailede Evin Beyi'ne Düşen Vazifeler


Soru :

Yaklaşık beş yıldır evliyim. Dört yaşında bir kızım var. Eşim ve ben ikimiz de üniversite mezunuyuz. Dinimizi güzel bir şekilde yaşamaya gayret ediyoruz. Her ikimizin de arkadaş gurubu var akşamları bir araya gelip muhabbet ediyoruz. Haftanın 5-6 günü gece gündüz koşuşturmayla geçiyor. Programdan programa koşturuyoruz. Ama bir sorunumuz var. Dışarıdaki tüm insanlara karşı çok iyiyiz de birbirimizle geçinemiyoruz. En küçük şeyleri sorun yapıyoruz. Her zaman evimizde tartışma hazır. Küçük yavrumuz da bundan çok etkileniyor. Ramazan başladı on gün oldu evde buz gibi bir hava var. İftarda, sahurda sadece kaşık sesleri geliyor. Bu durumdan her ikimiz de rahatsızız. Ama aradaki buzları eritemiyoruz. Sorunlarımızı ailelerimize de anlatamıyoruz. Ama bu hafta artık onlar da aramızdaki bu soğukluğu duydular. Onların da bu konuda huzursuz olduklarını fark ettim. Biz şehirde oturuyoruz, ailelerimiz bizden uzakta. Aslında birbirimizi severek evlendik. Eşimin annesini babasını kendi annem babam kadar seviyorum. O da aynı. Oturduğumuz ev kendimizin olduğu için bazen hiç beklemediği an yeni dolap alıyorum, değişiklikler yapıyorum, hani mutlu olalım diye. Ama olmuyor olmuyor... Bazen ağzımdan iki kelime çıkıveresi geliyor. Sabrediyorum. Dışarıdan görenler de bizi o kadar mutlu zannediyorlar ki anlatamam. Hocam sizden nasihat bekliyorum. Bana ne olur yardımcı olunuz. Biz nasıl mutlu olacağız. Birbirimizle nasıl iyi geçineceğiz. Tartıştığımız konular da aslında ceviz kabuğunu doldurmaz.



Cevap:

Derdinizi, ıstırabınızı çok iyi hissettiğimi, anladığımı zannediyorum. Aslında yüzlerce insanın, ailenin halini de terennüm ediyorsunuz. Dertli insanlar mutlaka (izn-i ilahi ile) dertlerine derman bulurlar. Çok dertlisiniz. Tahminim odur ki derdiniz için de, derman bulacaksınız.

Niyaz-ı Mısrı’nin şu sözleri, sizin durumunuzu ve neticesini iyi ifade ettiğini görüyorum:
“Derman arardım derdime
Derdim bana derman imiş”



Farklı noktalarıyla sorunuzu ve derdinizi ele alıp, belki size ve sizin gibi olanlara derman olur niyeti ile aktarmakta fayda görüyorum;

1- ''Ticarette mal alıştan kazanılır'' derler. Malı alıştan çürük, kalitesiz ve pahallı aldı iseniz, daha sonra yapacak bir şeyiniz kalmaz, kaybedersiniz derler. Allah’a çok şükür ki sen iyi birisiyle evlenmişsin. Ehl-i iman, Ehl-i hizmet ve sevdiğin birisiyle severek evlenmişsiniz. Bu sizin için büyük bir kâr ve nimettir.

2- ”Kadere rıza ve teslimiyet, imanın bir rüknüdür” diyerek, başa gelenlere seh ederek çekilir, temel esprisiyle hadiseye bakacak ve sabır içinde şükredeceksiniz. “Bazen ağzımdan iki kelime çıkıvermesi geliyor” diye düşünmeyecek, söylemeyeceksiniz. Bunu hiçbir zaman hayalinizden bile geçirmeyeceksiniz.

3- Havanın bazen “kabz” bazen “bast” halleri olduğu gibi, her insanda da bazen “kabz” bazen de “bast” halleri olabiliyor. Bu küllî kanun insan hayatının muhtelif zamanlarında olduğu gibi, ailelerin de muhtelif zamanlarında da olabilir. Ailelerin de bazen “kabz” ve bazen “bast” halleri olabilir. Hemen hemen her ailede, hatta Efendimiz’in (sas) aile hayatında bile olmuştur. Allah’ın “KÂBIZ” ismi tecelli edince “kabz=sıkıntı” anı meydana gelir. “BÂSIT” ismi tecelli edince de “bast = inşirah- sürur” hali meydana gelir. Her ikisine karşı kulluk şuuru içinde hüsn-ü mukabele etmeliyiz.

Mahmut Hudai’nin dediği gibi;
“Hoşdur bana senden gelen
Ya gonca gül yahut diken
Ya hil’at-ü yahut kefen
Narında hoş, nurun da hoş”
diyebilmeliyiz.

4- Kat’iyen bilmeliyiz ki, Allah (cc) her şeyle bizi bu âlemde imtihan ediyor. Mal ile makam ile sıhhat ile hastalıklarla, v.s… Ama aynı zamanda bizi birbirimizle de imtihan ediyor. Beyi hanımı ile hanımı da beyi ile imtihan ettiği muhakkaktır. İkiniz de birbirinizle olan bu imtihanınızı kaybetmemelisiniz. Her ikinizde okumuşsunuz, yani cahil insanlar değilsiniz, her ikinizde ehl-i iman ve ehl-i hizmetsiniz... Çocuğunuz da var. Akıllı davranıp birbirinizle olan imtihanı düşünüp, ona göre hareket etmelisiniz.

5- Hanımınızı tanımıyorum ama hanımlar, sonra çocuklarımız Allah’ın biz erkeklere verdiği birer emanetidir. Emanete riayet, emaneti iyi muhafaza imanın gereğidir. Emaneti koruyamamak, hıyanettir ve nifak alametidir. Eşinizi çocuğunuzla birlikte Allah’ın birer emaneti kabul etmelisiniz, onlara şefkatle, merhametle birer melek gibi muamele etmelisiniz.

6- Şurası muhakkaktır ki, kadınları idare etmek zordur. Zor olabilir. Buhârî ve Müslim ve Ahmet b. Hanbel’in Müsned’inde geçen bir Hadis-i Şerifte Efendimiz (sas) şöyle buyurmaktadır.“Kadınlarınıza hayır tavsiyesinde bulununuz. Kadın erkeğin eğri kemiğinden, kaburgasından yaratılmıştır. Erkeğin en eğri kemiği de en üsttedir. Sen onu düzeltmeye kalkınca ısrar edersen kırarsın. Düzeltmeyi terk edersen eğri kalır.”
Bu hadis-i şerif’in esprisini iyi anlamak ve hayata tatbik edebilmek lazımdır.
Size göre kusur gibi görülen hususların üstünde çok durmamalısınız. Hayır, iyilik, güzellik tavsiye ediniz. Zamana yayınız. Eşref saatini kollayınız, vicdanına bırakınız… Böyle yaparsanız arzu ettikleriniz zaman içinde olacaktır inşaallah.

7- Bir ailenin huzurlu olabilmesinin önemli şartlarından bir tanesi, evin beyinin hanım ve çocuklarına karşı çok şefkatli, fevkalade merhametli olmasıdır. Şefkat ve merhamet öyle bir iksirdir ki taşları bile eritir. Bunun karşılığında bittabii ki, hanım ve çocuklarda evin beyin’e karşı hürmetli, saygılı ve itaatkâr olacaklardır.

8- Ailede dikkat edilmesi lazım gelen hususları Efendimiz (sas) nikâh duasında ifade buyurmuşlardır. Efendimiz (sas) çok dua ederdi. Önemli noktalarda daha çok ve daha uzun dualar yaparlardı. Bir insanın hayatının en önemli anlarından birisi nikâhlandığı andır. Çok keskin bir virajdır. Buna rağmen Efendimiz’in (sas) en kısa dua yaptığı an, nikâh anı olmuştur. Nikâh duası kısa fakat muhtevası çok geniştir.
Efendimiz (sas) “Allah sana bereket versin (erkeği kastederek), sana da bereket versin (bayanı kastederek), Allah her ikinizin kalplerini cem etsin, bir araya getirsin, birleştirsin” duasında bulunmuşlardır.

Efendimiz (sas) nikâh duasında, bir ailenin mutluluğu için çok lüzumlu olan berekete, iki defa bereket kelimesini kullanmak suretiyle dikkat çekerek duada bulunmuştur. Şu anda bereketi anlatacak noktada değilim. Duada dikkatimizi çeken ikinci nokta ise; kalplerin te’lifi, cem’idir. Nikâh, sadece evlenme şartları tutan iki cesedin belli bir akitle bir çatı altına girmeleri demek değildir. Nikâh, iki cesedin tek ceset, iki kalbin tek kalp olması demektir. Kalplerin birbirini sevmesi ve kalpden kalbe yol bulunmasıdır.

Arap şairinin dediği gibi; “kişi sevdikleriyle beraber fincanın içinde olsa bile orası onlara meydan gibi gelir. Sevmedikleriyle meydanlarda yaşasa bile iğnenin deliğinde yaşıyor gibi gelir.” der. Demek ki ailenin fertleri birbirlerini sevebilirlerse o ailede huzur ve mutluluk olur.

Birbirinizi sevebilmeniz için şu hususlara dikkat etmek lazımdır:

a) Hediyeleşmek. Yaptığınız gibi eve eşya almak, evin eşyasını değiştirmek değil, onun sevdiği şeylerden ona hediye vermek. O da size hediye vermelidir.

b) Tebessüm etmek, selam vermek, hal hatır sormak, iltifatta bulunmak, onun iyi taraflarını onun yüzüne karşı söyleyerek takdirlerinizi ifade etmek.

c) Sevdiklerini sevmek, sevmediklerini sevmemektir.
Diğer bir ifadeyle, sevdiklerinin aleyhinde konuşmamak, sevmediklerini medh etmemek lazımdır.

d) Empati ile hareket etmek, muaşerette bulunmak.

e)Konuşmada, giyinmede, hareket, tavır ve davranışlarda sempatik olmak, antipatik olmamak lazımdır.

f)
Ara ara beraber baş başa kalmalı, beraber yemek yemeli, beraber yemeğe gitmeli, gerektiğinde beraber seyahate çıkmalıdır.

g) Evinizin tefrişatının, hatta renklerinin bile sizin ruhunuzdaki etkileri menfî olabilir. Bilen bir insan vasıtasıyla onları da gözden geçirmeniz iyi olur.

h) Muhatabın (kadının) hoşlanmadığı ve onlara zararlı olabilecek şeylerin terk edilmesi de önemlidir.

ı) Daima hüsn-ü muaşerette bulunmak. Ona sevdiği bir isim ve lâkap ile hitap etmek, sevmediği kelime ve cümlelerle hitap etmemek de çok önemlidir.

i) Evin beyi, evlilik hayatını süsleyip zevklendirmelidir. Her ikiniz de, 5-6 akşamınızı ayrı ayrı başkalarına vermeniz çok fazladır. İyi bir programla, iki-üç akşam birbirinize zaman ayırarak hayatınızı zevklendirmeli ve süslendirmelisiniz.

j) Aile hayatını monotonluktan kurtarmak evin beyine düşen en önemli vazifelerden biridir. Bey hanımına, hanım da beyine karşı davranışlarıyla birbirlerinin sevgi ve dostluğunu kazanmalıdırlar.

Hz Ömer (ra), hanımlarından şikâyet eden kocaları ikaz etmiş, sevmek ve sevdirmek için yollar aramaları gerektiğini onlara tavsiye etmiştir.

İbn-i Abbas der ki; Hanımlarla hüsn-ü muaşeretin gereği olarak hanımların bizler için süslenip güzel görünmeye gayret ettikleri gibi, bizlerin de onlar için süslenip şirin görünmemiz gerekmektedir.

9) Adâlet ve hükmünde ciddî, herkes nazarında şiddetli ve kavî olan Hz. Ömer: “Erkeğin suhulet ve ünsi-yetle hanımı yanında çocuk gibi olması gerekir. Toplum içinde yine erkek olsun” demek suretiyle kadınlara karşı her zaman ciddî ve sert olmamalarını, aksine bazen de çocuksu hareketlerle onu memnun edecek şekilde davranmalarını tavsiye etmektedir.
İmam-ı Gazali de “kendilerini memnun edeceği için hanımların zahmetlerine katlanmak, şaka ve oyunlarına iştirak etmek lazımdır. Zira Allah’ın Rasulü de aynısını yapıyor, hanımlarıyla şakalaşıyor, zaman zaman seviyelerine inerek onların gönüllerini hoşnut ediyordu. Hatta rivayet edildiğine göre, Hz Aişe Validemizle yarışıyor, bazen o’nu geçiyor, bazen de o, Resulûllah’ı geçiyordu.”
Resulûllah (sas) kadın ile oynanan oyunun hak olduğu ifade ile: “hanım ile oynanan oyunun hak olduğunu” beyan etmiştir.
“Onları sevindirecek hiçbir şey bulamazsanız, zevcelerinizle yatmanız da hayırlıdır” hadis-i şerifi de oldukça manidardır.

10) Kusurlarını daima affedici olmak lazımdır. Ailenin reisi kabul edilen beyin en önemli vazifelerinden bir tanesi de, “Fuhuş derecesine varmadıkça ve aşırı geçimsizliğe neden olmadıkça, onları affetmelidir.”
Özellikle, “Affedilmesi mümkün olan kusurları varsa” “Onları hemen başa kakmayıp görmemezlikten gelmek” de yine Allah’ın bu husustaki tavsiyelerindendir.

11- Ayrıca şunu da tavsiye ederim ki, kadının kocasına karşı vazifelerini anlatan, kocanın da kadına karşı vazifelerini anlatan birer kitap alıp okumalarını ve onları uygulamanın da önemine dikkat çekmek isterim.
Kişiler birbirine karşı vazifelerini yaparlarsa huzurlu ve mutlu olurlar.


12- Sevgi kalp ile alakalıdır. Kalpler ise Allah’ın rahmet elindedir. Öyle ise yukarıdaki anlattıklarımı yaparak onları birer fiilî dua kabul etmelisiniz. Sonra bir gusül abdest alınız, sonra sadaka veriniz, tevbe-istiğfar ettikten sonra duanın kabul olma şartları içerisinde elinizi kalbimizle beraber Ulular Ulusuna kaldırıp, telif-i kulubunuz için dua dua yalvarınız. Yalvarmaya ve duaya devam ediniz. Duası makbul olanların da dualarını alınız.

Rabbim sizi ve cümle mü’minleri muhafaza etsin. Kalplerinizi telif etsin. Aile binanız sağlam olarak ayakta, hayatta devam etsin. (Âmin)


Necdet İÇEL







Kaynaklar:
Buhârî, Enbiya:1; Müslim, Rad:61-62; Müsned: C:5/88
Abdullah Ulvan, Terbiyetü’l-Evlad, C:1/124
İmam-ı Gazali, İhya, C: ll/44. hadis
Ali Nasif, Tac, C:2, shf: 309
Müslim, Es-Sahih, Kitabü’z-zekât, 16
Kurtubi, El-Cami', C:7, shf: 98.
Ebu’s-suud, El-İrşad, C:2/shf: 158
Teğabün: 14

Bu yazı 18/04/2010 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 744 kişi tarafından okunmuştur.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Tweet Tweet