Abdülaziz Bayındır hakkında
Abdülaziz Bayındır tv programlarında çok kafa karıştırıyor. Görüşlerine itibar etmeli miyiz?
Değerli kardeşim,
Malum olduğu üzere temel prensiplerimizde menfi bir şekilde şahıslara saldırmak veya şahıslarla uğraşmak yoktur. Bize rehberlik yapan büyüklerimizin hayatında da böyle bir hareket tarzı olmamıştır.
Meslek itibariyle bizler şahıslarla değil, fikirlerle meşgul olmayı esas almış bir dava hareketinin mensubuyuz.
Bizim vazifemiz, muhtaç gönüllere Kur’an ve iman hakikatlerini ulaştırmak ve onları her kesimden insanlara itidalli bir şekilde tebliğ etmektir. Bunun dışında menfi ve gıybeti de içerecek bir tarz ile isimler üstünde durmak, bizim işimiz olmaz ve olmamalıdır.
Bahsettiğiniz şahıs; akıllı, gayretli ve araştırmacı bir şahıstır. İsabeti yakaladığı noktalar olabileceği gibi, hataya da ihtimali vardır. Bu husus sadece bugünün meselesi değildir. Tabiin döneminden bugüne kadar, ana gövde olan ehl-i sünnet ve'l cemaat ve onun müdafileri olduğu gibi, ana gövdenin dışında kalan ve özellikle fer'î mevzularda şâz (istisna) fetvası olan kimseler de olmuştur. İslam'ın izzetine dokunacak, taarruzan-tasakutan kaidesiyle birbirimizle vuruşup her ikimizi izzetli ve şerefli makamımızdan nâehillerin nazarında düşürebilecek böyle bir münakaşaya girmemek yerinde ve isabetli olacaktır.
Kanaatim odur ki; Abdülaziz Bayındır hocamız ve onun gibi düşünenler şâz olarak ele aldıkları bazı mevzulardan da zaman içerisinde dönecekler ve hakikati bulacaklardır. Ehl-i sünnet ve'l cemaatin havz-ı kebirinde herkes erimeye mecbur kalacaktır. İtikadi mevzularda ve insanı küfre götürecek bir yanlışlık olmadıktan sonra diğer mevzuların alimler arasındaki müzakeresinde veya ilmi münakaşasında din açısından herhangi bir mahsur yoktur.
Necdet İçel
Bu yazı 19/10/2011 tarihinde eklenmiştir.
Bu yazı 658 kişi tarafından okunmuştur.